Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
38
 

Boş Yere Değil

Çık da bak dedi Babam, yine içip içip gelmiş bağırıyor kapılarda. Al içeri, konuşacağım onunla.  Funda!  Bahçeye oturt.

Göğsümün orta yerine pençeler geçiyor böyle zamanlarda, kilidi açıp çıktım kapıya, hava serin, öyle üşüdüm ki bir anda. Babam omzuna hırkasını alsa bari diye düşündüm bahçeye gelirken.

Haklı kaygılanmakta, arada kahveye iniyor, bir kaç emekli arkadaşıyla  beraber çay içip sohbet ediyorlar, gece geldi yine senin damat, huzurumuzu kaçırıyor bilesin, ne istiyor Allah aşkına, halledin artık bu problemi, üzülüyoruz sizin için dostum, yok çözemiyorsanız yardımcı olalım, pataklasın bizim çocuklar haddini bildirsinler utanmaza! , derlerdi iki lafın biri şakayla karışık konuşmalarında. Mahcup oluyordu tabi Babam.

Kancayı kaldırıp açtım tahta kapıyı, evin karşısındaki lambanın altında sallana sallana söyleniyordu, beni farkedince güya hızlandı, adımları dolanarak yaklaştı, susmuştu artık. Kapıyı açıp içeriye girmesini işaret ettim, dönüp yüzüme baka baka girdi içeri, tedirgin.

Sol elim sağ elimin parmağında, döndürüp  duruyorum nişan yüzüğümü…Geldin mi? Baba; terliklerin kapının yanında.

 Otobüsün gelmesine daha yarım saat var, Kuyucak’a yerleşme kararıysa o gecenin sonunda Babamın buralardan gidiyoruz demesiyle oldu. Ver kızım yüzüğünü demişti bahçedeyken, alıp usulca, şimdi eski nişanlım olan Cemil'in yan cebine bırakıverdi, haydi evladım yolun açık olsun, bu evlilik gerçekleşmeyecek diyerek tek kelime konuşulmasına müsade etmeden kapıya kadar götürüp, taksiye bindirdi.

Geriye dönüp baktırmadı, kabullenebileceğim şekillere sokmaya çalışmadı, hiç canım yansın istemedi Babam.

Şimdi düşünüyorum da Cemil de haklıydı, insanın ailesi çok  önemli, ailenin birlikte yaşaması, paylaşımları çok önemli, onlar öylemiydi ya, yıllarca evden uzakta bir baba, bezgin bir anne, yatılı okullarda geçen zaman, bilemezdi ki nasıl aile olunur. Akıl vereni de yoktu, Babam konuşmaya çalıştı fakat, bundan adam olmaz diyordu her defasında. Gençti, yaşadığımız güzel zamanlara saygıyla, hayatı çabucak anlamasını umarak, daha kendinde bir ömür dilemekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

  Her zaman çağırırdı bizi Fikret Amca, daha annem hastalanmadan önce bile. Buralar çok güzel size iyi gelir, Funda da öğretmenliğe devam eder, iki tane okul var biri olur mutlaka derdi. Hatta iki sene önce terkedilmiş taş bir evi satın aldırtmıştı babama. Büyük sayılacak bahçenin içinde meyve ağaçlarının, kümeslerin ufak bir ahırın olduğu bu evin kuyusundan su çekemeden ölmüştü annem, hastalanmasaydı daha önce yerleşecektik, kısmet olmadı. Bizden önce eşyalarımız gitmişti köye, büyük parçaları kendince yerleştirmişti Fikret Amca ve ailesi, ufak tefek kutular bizi bekliyordu açılmak için. Bir dönem sanat atölyesi olarak kullanılmış ev, kocaman bir ahşap kütüphane yaptırmışlar, beni en çok sevindiren şey de buydu. Yerleştirmeye başladım kitaplarımı, dergilerimi, küçük biblolarımı. Yorulmuştum , babamın neşeli kahkahası çağırdı beni dışarıya, erik hoşafı var gel Funda, börek te getirmiş komşular derken, yüzünde ki gülümseme içimi açtı. Yedim içtim. Biraz dolaşacağım dedim Babama, merak  ettirme beni ama, daha tanımıyoruz buraları değil mi kızım, hem akşam balık yemeğe gideceğiz geç kalma olur mu?

   Yürümeye başladım, yüksekçe görünen tepeye yamacından bakıp,  gözümde büyütmeden çıkabilirim sandım,  nefes nefese adımladım, yürüdükçe yükseliyor sanki…dikenler, ısıranından otlar çalılar , ağır ağır yürüyen kaplumbağaların üzerine konan kelebekler, yabani bitkilerin dallarında ilerleyen salyangozlar.

Arılar vızıldıyor tepemde , tatarcıklar burnuma giriyor, ağları saçıma takılıyor örümceğin, böcek dünyası istemiyor insanı, kurumuş otlar arasında hareket halindeki karıncalar, bir öbek ebegümeci birkaç kök hindi bağı arasına sıkışmış rezene kokusu, bir sürü mantar var dört yanımda, konuşuyor mu ne bu kuş, türünü anlayamam fakat çıkardığı seslerin çeşitliliği şaşırtıyor, -biz onbin çeşittik,  bin kadarımız yokoluyor! Toparlanın diyor herhalde bülbül; çulluğa, kumruya, üveyike. İbibik ötünce gidelim buralardan diye.

Tıkanan nefesimin içtiğim sigaradan çok az olduğunu farkediyorum, bacağımı çizen bitkinin adı Meryem Ana dikeni aşırı sigara içen kişiler için önemli, merhametli şifa otu, bıçak olsaydı yanımda bir hamle de  keserdim zararını tütünün.

Bodur ağaçların arasından sızan ışık oyun oynuyor hayatla , kademe kademe yükseliyor tepe , burnumun dikine çıkıyorum .Ayaklarımın altından kayıyor toprak, düşüyorum düşünüyorum düşerken, az kaldı diyorum , yanıltıyor gözüm daha varmış anlıyorum. Öyle her gördüğüm şeyin üzerinde düşünmeden adım atmam da, tepenin ardını merak ediyorum.

Tepe nedir diye soruyorum kendime, ne çok seviyormuşuz coğrafyayı! Kesip kesip ağaçları, devamlı nasıl sömürürüm diye düşünüp hesap kitap yaptığı ahşap masada ne kadar da bencildir üreten satan hizmet eden, dengelerini bozarsak doğanın sonu gelir bitki ve hayvan dünyalarının… dolayısıyla insanlığın.

Hava gayet açık, görüş seviyem yüksek, doğal olarak renkler gerçek renginde ortaya çıktı. Kuşlar termal etkisine bırakmışlar kanatlarını. Doğanın yüksek seviyesi bakış açımı değiştirdi. Enerji demet demet, toplasaydım otlardan kaynatırdım iksir kıvamında , bedenin talihsiz hastalıklarından arınırdım. Çok az kaldı tepenin üstüne çıkmama ardına bakmama.

Önce başım çıkıyor ama hala ötesini göremiyorum. Kayaya mı tutunsam köklere mi ikisi de sağlam, çeker yukarıya bedenimi. Kalkıyorum ayağa artık, ellerimdeki tozu silkelerken kafamı bir kaldırıyorum ki …gözlerim gördüğüne inanamıyor burnum aldığı kokudan şaşkın. Alabildiğine uzanan Lavanta tarlası karşımda. Temizledi arındırdı, berrak bir hal aldı ruhum, bütün duygusal etkiler yok olmuş gibi, huzurun adresi burası olmalı dedim.

Lavanta kokusu doldurdum içime, bir parça da cebime sonra dantelli küçük keselere girsin diye.

Şimdi tepeden aşağıya koşarak inebilirim, bekleyenlerim var benim.
 

Yorum Dükkanı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 08.05.08
 
 

 Edebiyat, bilim, ilim, tasavvuf ve kitaplar üzerinde araştırma ve incelemelerim devam ediyor.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster