Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '16

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
110
 

Boşanma ve çocuğunuz

2015 TUIK verilerine göre Türkiye’de 600 bin yeni aile kurulurken 131 bin ailede boşanma gerçekleşti. Boşanmaların büyük çoğunluğu, yaklaşık olarak yüzde 35’i , evliliğin ilk beş yılında gerçekleşmektedir. Son on yıldır Türkiye’de boşanma oranları yaklaşık olarak yıl her yüzde 2-4 arasında artmaktadır. Boşanma sebebleri resmi kayıtlara şiddetli geçimsizlik olarak geçse de çoğunun altında başka nedenler yatmaktadır. Bu nedenlerin bir kısmı çözülebilir sorunlardan oluşurken bir kısmı da çözülmesi imkansız nedenlerden oluşur. Boşanmalardaki bu artış mutlu aile yapısı olan çocuklarda bile bir gün anne ve babalarının boşanacağı endişesini taşımasına yol açmaya başlamıştır. Bu durum ailenin bütün bireylerini etkilerken çocukların etkilenmesi daha fazla ve kolay olmaktadır.
 
Ebeveynleri boşanmış çocuklarda yaklaşık olarak %30-40 civarında tedavi gerektiren psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çoğu ebeveyn çocuklarının bu süreçten etkileneceğini düşünerek çatışmalı ortamda çocuklarını büyütmeye devam eder. Çocukların iyiliği için evliliği devam ettirmek nadir olarak işe yarar. Ebeveynleri arasındakİ çatışmaya şahit olmuş çocuklar boşanmış aile çocuklarından daha çok uyum sorunları yaşarlar. Ayrılmaya karar veren çiftlerin birbirlerini sözle ya da şiddet kullanarak taciz etmesi oldukça yaygındır. Boşanma sürecinden önce çiftlerin birbirlerine yarıdan fazla şiddet uyguladığı tahmin edilmektedir. Ebeveynlerin birinci amacı boşanmanın çocuk üzerine etkisini en aza indirmek olmalıdır. Çoğu zaman aileler çocukların boşanma kelimesini duymasından endişe duyarlar. Son 20 yıldır bilgisayar, tv gibi iletişim araçlarının sayesinde çocukların bilgiye ulaşması kolay olduğundan ve boşanmaların çevresinde (akraba, yakın arkadaş, komşu..) giderek artması nedeniyle bir çok çocuk boşanma kelimesinin ne anlama geldiğini bilmektedir. Ailede bir süredir devam eden gerginliği , mutsuzluğu ve bir şeylerin yolunda gitmediğini farketmeleri zor değildir. Bu gergin ve mutsuz ortam devam ettikçe çocuklardaki endişe ve korku giderek artar ve çocuk bu duruma kendi çabında çözüm üretmeye çalışır. Bu çözümlere örnek olarak ortamı yumuşatmaya çalışma (ör: alakasız konulardan konuşarak, fazla konuşarak, espri yapmaya çalışarak..), anne –babasının mutlu olduğu şeyleri yapma sayılabilir. Çoğu zaman çocuklar bu çözümleri üretmekte zorlanır ve uyum sorunları ( sinirlilik, çabuk öfkelenme, uykusuzluk, yeme sorunları, ders başarısızlığı, arkadaş sorunları) şeklinde dışarı vurmaya başlar. Zaman geçtikçe bu çatışmaların ve gerginliğin devam etmesiyle çocuk bu durumla yaşamaya alışır. Bu durum çocuğun boşanma konusuna uzaklaşmasına neden olurken uzun sürede ise depresif bozukluklara ve anksiyete bozukluklarına yol açabilirler. Diğer önemli bir durumda bu süreç sırasında aniden ortaya çıkan boşanma kararıdır. Çocuklar bu durumda aniden şok yaşarlar. Bu nedenden dolayı boşanma sürecini yönetmek çok önemlidir.
 
Bebekler doğdukları andan itibaren kendisine bakım veren kişiye karşı koşulsuz olarak bağlanırlar. Bu bağlanma ebeveyn ve bebek arasındaki ruh sağlığının sağlıklı gelişmesinin en önemli adımıdır. Ebeveyn bebek arasında güvenli bağlanma gelişmediği zaman çocuklar normal şekilde gelişip olgunlaşamazlar. Güvenli bağlanmanın olmadığı çocuklar erişkin oldukları zaman kendilerine güven duymakta ve başkalarıyla iletişim kurmakta sorun yaşarlar. 6-9 ay arasında ortaya çıkan ayrılık kaygısıda normal gelişimin bir parçası olarak görülmelidir. Ebeveynler boşanmaya karar verdiklerinde ise çocukların hayatta kalmalarını sağlayan güven duyguları sarsılır.
 
Evden ayrılan ebeveyni çocuğun özlemesi gayet doğaldır. Çoğu zaman bu durum diğer ebeveyn tarafından anormal bir durum olarak tarif edilir. Evden ayrılan ebeveyni çocukların sık görmesi, düzenli görmesi bile çocukları çoğu zaman tatmin etmez. Diğer taraftan anne-babanın ayrılması çocukların ebeveynle kurduğu bağlılığı yok etmez. Uzun sure bile geçse bu bağlılık korunur. Tabii bu durum çocuklar arasında fark gösterebilir. Boşanma sonrası çocukların %90’ı anne ile yaşamaya devam eder. Velayet annede olduğu zaman çocukların babalarını görme oranı, velayet babada olduğu zaman annelerinin görme oranından oldukça azdır. Anne-Babanın çocuğun hayatındaki roller farklıdır ve birbirlerini tamamlarlar. Bu yüzden ne anne ne de baba birbirlerinin yerini dolduramazlar.
 
Yapılan çalışmalarda babasız evde büyüyen erkek çocuklar ilerde daha az rekabet eden, daha pasif veya daha öfkeli ve saldırgan oldukları saptanmıştır. Babasız büyüyen kız çocukları ise karşı cinsle ilişki kurmakta zorlanırlar. Sorun yaşayan kız çocukları ya çok uzak dururlar ya da çok yakın ilişki kurarlar. Araştırmalara göre annenin yaşadığı stresle başa çıkması ve çocuklarıyla ilgilenmesi çocukların boşanmaya karşı verdiği uyum sorunlarını azaltır. Bu yüzden stresle baş edemeyen ebeveynlerin yardım alması önemlidir. Eski eşlerinden destek alamayan anneler üstlerindeki yük ve sorumluluk artığı için eski koşulları sağlamakta zorlanırlar. Diğer taraftan eski eşlerinden destek alan ve çocuklarıyla ilgilenen bir babanın olması annenin üstündeki yükü oldukça azaltır. Bu durumda hem ebeveyn çocuk hem de ebeveynler arasındaki ilişkiyi olumlu etkiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1474
Kayıt tarihi
: 21.04.16
 
 

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Adana                         www.fuatkircelli...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster