Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '19

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
364
 

Boşanmadan Bir Gün Sonra…

     Bugün evlilik ilişkilerinde yolun sonuna gelenler, henüz boşanmışlar, boşanma duruşması yaklaşanlar, boşanma kararı eşiğinde duranlar için yazıyorum. Boşanmış biri olarak size duygusal çöküntüleri, hırsı, kini, acıyı, ayrılık sendromunun üzerimizden geçen gri yoğun ağlama bulutlarının içeriğini hissettiren bir cümle kurmayacağım.

      Etiketli hayatınızdan kendi öz kimliğinize döneceğiniz yeni bir hayatınız olacağına emin olabilirsiniz.  Yeniliklere alışmak elbette kolay olmayacaktır ama mutlaka, neleri yapmak istemediğiniz halde evliliğiniz boyunca yapmaya mecbur bırakıldıysanız onlardan oluşan anılara tutunmanızı tavsiye ederim. “Nasıl?” Dediğinizi duyar gibiyim. Tek tek anlatacağım. Şimdi önce neden boşanıyoruz bir bakalım. Nesil farkı olan aile büyüklerimize sorarsak; içki, kumar, aldatma, az miktarda da dayak diyebilirler. Neden az miktarda diyorum, eskiden bir çiftin arasındaki şiddet kabul görürdü hatta hala kabul gördüğüne de şahitlik etmekteyiz. Dayak yiyen kadın susar, konuşsa da aile büyükleri “ O senin kocan, döver de sever de. “  “Kol kırılır yen içinde kalır deyimiyle bu eylemi önemsemezler hatta “Hepimiz dayak yedik, dayak yemeyen kadın mı var?” diyerek daha da olayı sıradanlaştırırlar. Bazı eğitimli kadınlar da psikolojik nedenlerden dolayı bu durumu örtbas ederler, bilirsiniz. Biz şimdi gerçek nedenlere bakalım.

Düşük ya da yüksek beklentiler: Ekonomik, hissel ve davranışsal beklentilerin örtüşmemesi.

Ortak zevk ve yaşam taleplerinin olmayışı:  Evlilik öncesi tüm yaşantı biçimlerinin çift tarafından karşılıklı bilinmesine rağmen yok sayılması ya da değiştirilme çabası.

Karşılıklı rekabet ve iktidar savaşı: Kadın, erkek çatışmalarının en büyük nedeni budur. Çift birbirlerini rakip olarak görmeye başlar ve aynı tarafta olduklarını, aynı arzuyla aile birliği kurduğunu unutur ve evlilik sürdürebilirliğini yitirir.

Ailelerin etkisi: Çekirdek aile yapısının dışında kalan, senin annen, benim annem, benim ailem, biz de böyledir, siz ve senin ailen konuşmaları yapılmaya başlanmış ilişkilerde bir de  bu işe Elalem Cumhuriyeti el atar. Zihninizi kurcalayan, kendinizi bilinçaltında haklı gördüğünüz her şeyi etrafınızda güvendiğiniz, yakın olduğunuz kişilere anlatmaya ve fikirlerinizi onaylatmaya başlarsınız. Onay beklediğiniz kişiler,  sizin hayatınızı yaşamadığı ve siz olmadığı için ne olursa olsun mutlaka yanlış yönlendirecektir hatta taraflı davranacaktır. Hak dağıtımı konusunda başarılı olduğuna emin olduğunuz ne kadar tanıdığınız var? Tarafsız bakarak durumu sağlıklı bir şekilde analiz edeceğini düşündüğünüz, kendi evliliği mükemmel giden kaç arkadaşınız ya da ailenizden kaç kişi var? Çok az değil mi? İlişkinize başlarken de onay aldınız mı herkesten yoksa başladıktan sonra teker teker tanıştırıp hayatınıza mı dahil ettiniz? Bu soruları mutlaka kendinize sorun.

İletişim hataları: O anlasın, beni anlasın, beni neden anlamıyor psikolojisi ile bekleyiş en büyük hatadır. Konuşamadığınız hislerinizi, taleplerinizi, kızdıklarınızı, beklentilerinizi net bir şekilde ifade etmezseniz iletişim kuramazsınız. Bir diğer hususta iletişimde en çok önemsenmeyen ve bir o kadar da önemli olan “Zannetme” halidir. Zannettiğimiz her şey başımıza bela olur. Sorgulamak, doğru bilgiye ulaşma çabasında olmak tüm ilişkiler için değerlidir. Biri hakkında zannettiğiniz şeylere karşılık o da sizinle ilgili bir şeyler zannediyor olabilir algısında olun lütfen.

Maddi nedenler: Beklentiler maddesinde belirttiğim gibi, çalışan kadınlarda  "Benim de param var" duvarının arkasına sığınma, çalışmayanlarda ise "Kimseden geri kalmama" kalkanı ile aşırı ve mantıksız tüketim arzusu, yine eşler arasında önemli bir sorun haline geliyor. Bu durumu sadece kadınlar yapmaz. Bazen erkekler de mantık dışı, lüks ve hatta kural dışı denilebilecek harcamalarla aile bütçesini sarsar ve gerginlikler başlar. Eğer ekonomik güç sadece erkeğin elindeyse kadına kısıtlamalar getirir, sıkıştırır ve harcamalar konusunda manasız baskı yapar. İki tarafta bencil olmamalı.   

Yola getirme taktiği: Biat kültürü, ataerkil ya da anaerkil aile çatısı içinde yaşadığımız ilişkilerde maalesef yola getirme taktiği kullanılıyor. “Boşanalım” cümlesini bazen eşler gerçekten boşanmak için değil, tehdit maksadıyla kullanırlar. “Böyle yaparsan, bana göre davranmazsan seni terk ederim.” tehditi en bilinen boşanma nedenlerinden biridir aslında. Karşılıklı rekabet demiştik ya da üstünlük arzusu da diyebiliriz. Bu sebeple ikili hayata geçmeden önce yani çift olmadan önce herkesin kendisine ait bir hayatı olduğu ve bu şekilde birbirilerini beğendiklerini unutan çiftler bir süre sonra yaşayış şekli olarak eşinin hayatını, kendi hayatına benzetmeye hatta sadece kendi istediği gibi yaşamaya mecbur olduğuna ikna etmeye çalışır. Tehdit, şiddet, kavga, küslük gibi yöntemleri kullanır.

Hayali eş arayışı: Maalesef sosyal medya, televizyon dizileri ve aşk filmleri kişileri etkiliyor. İdeal hatta hayalindeki en mükemmel eşe sahip olmama düşüncesi, daima daha iyisi vardır algısı sebebiyle yavaş yavaş kendi zihnindeki eşinle ilgili kusurları onaylama çabasına dönüşüyor. Bu algıda olan kişilerin önceleri hoşuna giden davranışlar ya da eşin fiziksel özellikleri, cinsel performansı yetersiz, kusurlu gelmeye başlıyor ve tatmin duygusu yaşamıyor, arayışa geçiyor. Bu durumun bir sonrasındaki aşama maalesef aldatmaya kadar gidiyor.

Bekâr arkadaşlara özenti: Bekârlıkta sadece kişisel eğer istersek ailemize olan minimal sorumluluklarımız vardır ancak evlilikte işler değişir. Özgürlük elden gider. Diğer partner ihtimallerini değerlendiremeyeceğimizi biliriz. Bu önceleri normal gelse de ilişkilerini, hayatlarını ballandıra ballandıra anlatan hatta anlatmasa bile gözümüzün önünde özgürlüğünün tadını çıkartan arkadaşlar biraz bizi evlilikten soğutabilir. Unutmayın ki, bu bekâr arkadaşlar da bir gün bağlılık yemini edecekler. Aslında bu darbede tutunmamız gereken tek bir şey vardır; evlilik kararımızı aldıran nedenler ve kendi özsaygımızdır. Evlenmeyi tercih etmek büyük bir hayat kararıdır. Bekârlığa özenti şiddetiyle artıyorsa hatta küçük kaçamaklara, yalanlara, aldatmalara dönüşüyorsa biten ilişkinin sinyallerini doğru okumamışsınız demektir. Bitişten yenilik arayışı olur, unutmayın.

Aldatma: Kimsenin hak etmediği ama birçok kez maruz kaldığı bir durumdur. Etiketli birlikteliklerden başka sıradan sevgililik hayatında da katlanılması zor bir darbedir aldatma. Aldatan için de, aldanan için de zordur. Başka birine tercih edilme, hayatınızdaki insandan vazgeçip başka birine adapte olma arzusu ile ilişki köklerden zedelenmiştir. Mesele başka birilerine ilgi duyduğunuzda var olan ilişkinizin tükendiğini fark etmemiş olmanızdır. İlişkiyi kurtaracak aile içinde sebepler çözümler yaratamıyorsanız, ilişkiyi bitirmeniz sizi aldatan kişi olmaktan daha fazla erdemli yapacaktır. İlişki biter, herkes yoluna ve talep ettiği hayata gider. Kimse bu yıkıcı duyguları yaşamamış hatta suçlu ya da maruz bırakılmış olmaz.

Mutlaka boşanmanın olması gereken sebepler: Kangren olmuş kolu kesmek gerekiyorsa; kontrolsüz alkol bağımlılığı, kumar, uyuşturucu bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklar, cinsel sapkınlıklar, sevgisizlik, taraflardan birinin diğerinin hayatını çekilmez bir hale sokma çabası, bir tarafın ısrarla ayrılma isteği yok sayılmamalıdır.

      Gelelim yazının başlığına; şimdi arkanıza yaslanın, derin bir nefes alın ve geçmişi düşünün. Evliliğinizde yaşamış olacağınız nedenleri bir bir size hatırlattım. Bütün bunları sonsuza kadar ya da yeniden yaşamak ister miydiniz? Boşanma kararını aldığınız için şimdi lütfen kendinizi tebrik edin ve yeni hayatınızda ne yaşamak istiyorsanız onlara odaklanıp, planlar yapın. Hedefleriniz hayallerinizi amaç haline getirecektir. Bu sebepler olmadığı halde boşandıysanız iki tarafa da haksızlık etmişsinizdir. Bununla da yüzleşin lütfen. Umarım sizin için hayat yüreğinize yakışan şekilde yaşanır.

 

Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evrimin gereklerinden biri de bu olsa gerek. Sebepler ne olursa olsun, hayat devam ediyor ve edecek. Sonsuza dek. Yaşamak güzel..selâmlâr..

Kemal Alkan 
 07.09.2019 11:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster