Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

30 Ağustos '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
424
 

Boşanmalar

Boşanmalar
 

AYRILIKLAR VE BOŞANMALAR…

Sadece benim mi dikkatimi çekti ya da benim için birlikteliklerin sevgi paylaşımının çok önemli olduğundan mıdır nedir son yıllarda ayrılıklarda da boşanmalarda da büyük derecede artışlar var, diye düşünüyorum ama yanılmayı da çok isterim. İnsanlar sevmekten mi vazgeçtiler yoksa aile mevhumunu mu unuttular, nedir?

Hemen herkes mutlu olmak sevdiğiyle aynı yastığa baş koymak el ele mutlu ve huzurlu bir şekilde hayata gözlerini kapamak ister.

Elbette doğadaki tüm erkek ve dişi yaradılışlarında olduğu gibi insanlarda da kadın erkek birlikteliklerinde bazı paylaşımlardan kaçılmazdır, ancak her şeyin bir sınırı vardır aşırısı daima zarar verir tadında ayarında bitirmek lazım…

Evet, nesil farkı var bize “dinozor” diyen nesiller hayata çok daha farklı gözlerle bakıyorlar ama şunu anlamak istemiyorlar; bizden önceki nesil içinde bizde aynı şeyleri düşündük ama bugünün nesli ile bizim farkımız biz onları eleştirirken aynı zamanda büyük dersler de aldık.

Çok kapalı bir toplum anlayışından daha çağdaş modern ve açık topluma kavuştuk ama bunu asla kendi çıkarlarımız için kullanmadık. Sevgimizi de öyle, adam gibi sevdik sevilmeyi bekledik zorlamadık, sabrettik bekledik. Zorluklar çektik içimize attık belki ama gerçekten zoru başardık kendimizi sevmeyi öğrendik.

Bizi boş verin, ama özellikle yirmili yaşlardaki gençlerimizin arasındaki ayrılıkları ve sonrası boşanmaların artışını görünce galiba bizler bir yerde yanlış yapıyoruz diyorum. Bizim kadın erkek ilişkilerine bakışımız değişikti, bir romantizm bir sadakat her şeyden önemlisi sevgi üzerine monte edilmiş bir yaşam biçimi vardı. Benim yaşımdaki arkadaşlarım hatırlayacaklardır bizim çocukluğumuzun en güzel oyunu “evcilik” oyunuydu. Saf masumane ama gördüğü duyduğu yaşam kesitlerini aynen yansıtan bir oyundu. Özellikle kız arkadaşlarımız kızdı mı ya da öfkelendi mi çekip giderlerdi.

Şimdi bakıyorum da galiba gençler birlikte olmayı evlenmeyi istedikleri zaman çekip gidebilecekleri samimiyetten sevgiden yoksun bir “evlilik oyunu” sanıyorlar. İşin garip yani evliler de aynı düşünüyor.

Bir dönem bizde hızlandırılmış eğitim diye bir garabet vardı, ne işe yaradığını hala kimse çözebilmiş değil, başladı ve bitti ama eğitimi yıktı da gitti. Araştırılmadan denenmeden yapılan bir uygulama alelacele alınan bir karardı. Kimse kusura bakmasın günümüz evlilikleri de birliktelikleri de aynı. Kimse kimseyi tanımıyor, gördüğü ile kalıyor. Ne evini ne anne babasını ne işini, kazancını biliyor. Hayalleri ne ideali ne bilen yok. Bilenlerde yalan dolan riya üzerine, bitene kadar. Ben iddia ediyorum bu ülkede eşinin kaç beden giydiğini ayakkabı numarasının ne olduğunu bilmeyen milyonlarca evli erkek/kadın var. Daha da acısı hangi rengi hangi şarkıyı seviyor, sorun kaç kişi bilecek görün…

Almanya da bir alışkanlık var, kimse kimsenin hesabını ödemiyor kendisininkini ödüyor çekiliyor bir kenara bekliyor. Bizim vatandaşlarımız buna “Alman hesabı” diyor. Evliliklerdeki riya ve sahte maske takma alışkanlığı ve soğukluklar devam ederse, tabi temenni etmiyoruz ama gerçekler daima acıdır, bizim ailelerimizde de yakında kendi payına düşen üzerinden “Alman hesabı” uygulaması başlar.

Bizde komşuluk diye bir kavram vardı, apartman yaşamı başladığından bu yana kaçınız apartmanda oturanları tanıyorsunuz, tanışanların amacı da dostlukları paylaşım değil ya eğlence paylaşımı ya da oyun. İşte çocuklarımız bu sahnelere şahit oluyorlar, sahte maskeler altında bir yaşam riya dolu bir dostluk ve sınırlı bir paylaşım, hoşlanmıyorlar tabi, yakın gelecekte aynı hayatı yaşamaktan korkuyorlar.

Kimi evlere bakıyor bir düzen yok, yemekler attık dışarıdan getiriliyor, kadın erkeğin ailesinden erkek kadının ailesinden hoşlanmıyor, evler artık otel gibi, evi sorunları sahiplenen yok, emek yok özel olma durumu yok, yaşanan birlikte bir hayat değil, yani çok önemsediğimiz üç değerimizin hiç olduğunu görüyorlar; “ dostluk aile ve misafirperverliğimiz.”  Evlenmeyi bu yüzden aklının ucundan bile geçirmiyor, biliyor ki evlenmezse yukarıda yaşadıklarının hiçbirini yaşamayacak dilediği gibi özgürce aklına esen ne varsa yapacak…

Geçende çok eskiden tanıdığımız bir dostumuz bizi ziyarete geldi, hoşbeşten sonra internetiniz var mı dediler var dedik, önce çocukları sonra kendileri kucaklarına bilgisayarlarını açtılar hem arada sırada bir konuşuyorlar hem bilgisayarla uğraşıyorlar. Utanmasalar ev sahibinden “su” istemek için interneti kullanacaklardı herhalde. Sohbet yok paylaşım yok konuşmak yok, göz göze bakmak yok, bilgisayarda ne varsa onunla vakit geçirmek galiba hayatın en kolay yolu bu…

Günümüz birlikteliklerine ben anlam veremiyorum, bir birini tanımayan iki kişi nasıl olurda sadece zevk uğruna çıkarları uğruna birlikte olabilir, nereye kadar üstelik. Yalnız kalmaktan mı korkuyorlar yoksa hayatı maddi çıkarlardan kurulu olduğunu mu sanıyorlar. Çok güzel havalı seksi-çok yakışıklı ya da karizmatik diye insan birlikte olmalı mı? Hayvanlar âleminde bile bu yok…

Evlilikler ise eğlenmek, yalnız kalmamak, aynı evde oturarak maddi sorunların yükünü hafifletmek ve cinsel ihtiyacına daha rahat yanıt bulmak amacını taşıyor. Sevgi yok saygı yok, özlem yok duygudaşlık yok. Buna bir de tek taraflı aşk ya da sevgiyi ekleyin yaşanacak dramı düşünün…

Hani atalarımızın bir deyimi var “öküz öldü ortaklık bitti” diye. İşte bu bağlamda kurulan evliliklerde aniden çatırdamaya başlıyor ve bir gün geliyor yıkılıveriyor. Sağlam temeli olmayan yapı ne olur, ilk şiddetli sallantıda çöker.

İzmir de yaşayan bir avukat arkadaşımız geldi bir gece kaldı bizde, sonbahar balkonumda sohbet ettik kendisiyle ona sordum boşanmalarda en fazla öne sürülen konu ne diye, taraflardan çoğu “aşkım sevgim bitti hatta hiç heyecanım kalmadı” diyormuş. Ona dedim ki aşk ve sevgi biter mi, bana göre onların bitirdikleri arkadaşlıkları dostlukları ortak paylaşımlarıdır.

Acaba diyorum insanlar evliliği bir oyun ya da moda olarak mı görüyorlar. Sırf eğlence olsun, dışarıya çıktıklarında yalnız kalmamak için, ya da ailenin dışında başka bir evde oturmak amacıyla mı evlenilmektedir. Eğer böyle bir düşünce ile hareket ediliyorsa bütün bunlar bitince hayatın acı gerçekleri ile yüz yüze kalınacaktır. O zaman karşı sav da şu olur “boşanmalarda moda” olmuş…

Şimdi burada durmuş evlilik aşk ve sevgi adına sayfalarca yazı yazabilirim ama hiç biri şu gerçeği artık değiştiremeyecektir biliyorum, ülkemizdeki evliliklerin %82 si sevgi olmadan birbirini tam tanımadan yapılan evlilikler geri kalanlarının ise tesadüfen ve zorla olduğu kanıtlanmıştır. Ne yazık ki sevgi ağırlığında evliliklerin oranı sadece %7

İçinde sevgi besleyen saygı duyan herkes gibi bende üzülüyorum bu duruma, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük mirasın sevgi olduğunu söylerken etrafımda olup bitenlerden bihabermiş gibi hareket etmekte bana tuhaf geliyor.

Artık şunu çok rahat söyleyebiliyorum çocuğuma, ekonomik fiziksel inanç yaş ve cinsel uyum olmadan yapılan evliliklerin uzun süreli ya da mutlu olması mümkün değildir. Burada kullandığım “uyum” evliliğin birlikte yaşamın ana kuralıdır.

Dün bir dostum paylaşımında “Benim daha önceki özelliklerimi bilerek bana âşık olan birinin daha sonra benim bu özelliklerimi değiştirmeye kalması nedir?” diye sormuştu. Ona demek ki siz birbirinizi tam tanıyamamışsınız ve sevmemişsiniz, seven insan sevdiğini değiştirmeye kalkmaz ki uyum sağlamaya çalışır, diye yanıt vermiştim. Aynı düşüncemi ısrarla da savunuyorum, sevmek güdüsü öyle hafife alınacak alay edilecek kadar basit değildir.

Bir değerli dostum da uzun zaman birlikte olduğundan ayrıldığında aynı duygularla hareket edip adeta kendini hapse tıkmış ayrıldığına veryansın ediyordu, oysa ne büyük bir felaketten kurtulduğunun farkında değildi, çünkü bundan sonra olacaklar hayatı resmen “cehenneme” dönüşecekti…

Bu yazımın sonunda sizleri sıkmadan bir şeyler söylemek son derece zor, biliyorum ki evlilik boşanma ayrılık konusunda herkesin kendine göre bir haklı sebebi vardır. Karşılıklı konuşma anlayışımız azaldığı içinde çaresizlikle haklı mazeretler üretmeye çalışıyoruz, bu yüzden sizlere özellikle gençlere bir tavsiyede bulunacağım; “Birbirinizle açıkça konuşmadan, tanımadan anlamadan ve olumluyu görmeden asla birlikte olmayın ve evlenmeyin.”

Şimdi bütün bu yazdıklarıma iki olguyu ekleyerek düşünün “Güven ve kıskançlık”

Yaşamak, mutlu olmak sevmek sevilmek yani hayatı hak ettiğimiz gibi yaşamak hepimizin en doğal hakkı, ama ne olur bu hakkımızı kendi ellerimizle çöpe atmayalım, daha dikkatli daha seçici ve kararlı olalım.

Şu cümleyi çok sever ve hemen her fırsatta kullanırım, yazıma son verirken yerinde olacağı içinde kullanıyorum.

“Sevgi her mevsimde yetişen eşsiz bir meyvedir ve hemen herkesin uzanıp alacağı yerdedir.”

Lütfen içinde “sevgi” olmayan hiçbir şey için vaktinizi boşa harcamayın hayat çok kısa…

Sadece sevgiyle kalın…

 

Erdoğan Özgenç

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 420
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster