Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
353
 

Boşanmalarda temel bir faktör: Evde feminen şiddet...

Her modernleşen ülkede olduğu gibi bizde de ayrılmalar hızla artıyor. 

Çocuklar anne veya babadan biriyle yaşamak durumunda kalıyorlar. 

Ayrılmalar, boşanmalar, dul insanlar, anne veya babadan birinden uzak çocuklar, çocukluklar bir toplum için istenebilecek son şeyler. 

Bilim ve teknikte ne kadar ilerlerseniz ilerleyin, ailesi, çocukların aile ortamında büyüme imkanı sona ermiş bir toplum, er geç iflas etmeye mahkumdur. 

Peki eşler neden boşanıyor? 

En önemli soru bu. Eğer bunun cevabı bulunursa belki bir çözüm de üretilebilir. Bir sosyolog olarak gözlemlerim, aile ile ilgili sıra dışı denebilecek tecrübelere sahip bir eş olarak yaşadıklarım ve yaşayanlardan görüp, duyduklarım, sistemli araştırmalarım bana boşanmalarda en önemli faktörün zannedildiği gibi şu an konuşulan her hangi bir faktör olmadığını, aksine hiç konuşulmayan bir faktörün öne çıktığını gösterdi.

Bu faktör Evde Feminen Şiddet'tir. Uzun süredir dillendirmeme karşın, yazılı olarak ilk kez burada kavramlaştırıyorum. Konu hakkında yapmakta olduğum kapsamlı bir çalışmayı yakında makale ve ardından kitap haline getireceğim. Okurlarımız konuyu orada daha ayrıntılı görebileceklerdir. 

Bu bahsettiğim daha çok çalışmayan kadınlar için geçerli bir kavramlaştırma olmakla birlikte, bazan çalışan kadınlar için de aynı ölçüde geçerli olabilmektedir. Hatta duruma göre, çalışan kadınların şiddeti daha ileri boyutlara gidebilmektedir.

Kadın için ev, kendi sahasına işaret eder. Çalışsa da bu durum böyledir. Erkek içinse deplasmana... Kadın deplasmanı eşine çeşitli yöntemlerle "cehenneme" çevirebilir. Bu yöntemlerden bazılarını başlık olarak şöylece sıralayabilirim: Yemek yapmamak, yemek vermemek, temizlik yapıp başına kalkmak, cinsel ambargo uygulamak, çocukların bakımını bölüşmeyi sosyal değil, matematiksel biçimde dayatmak, ziynet eşyası talep etmek, tatıl yapamamaktan şikayetlenmek, çeşitli konularda ailenin ekonomik imkanlarını başkalarıyla, komşularla kıyaslamak ve şikayetlenmek, kapıları çarpmak, kapıyı açmayı geciktirip erkeği kapıda bekletmek, parasızlıktan dem vurmak, komşuda var da biz de neden yok şikayetlenmeliri, bazan saatleri bulabilecek halk arasında "kadın dırdırı" olarak bilinen kesintisiz tek tonlu şikayetlenmeler, sözlü sataşmalar, ithamlar  ve daha niceleri bu kapsamdadır.

Evde feminen bir şiddetle irrite edilen, tahrik edilen eşler nadiren alttan alma ama çok zaman evi terketme, bu şiddeti çocuklara yansıtma ve çok zaman aynı şiddeti karısına yansıtma eğilimine girmektedirler. Sonuç: çok zaman Koca Dayağı'dır. Mazereti yoktur ama anlamlı bir bağlamı ve gelişim süreci kesinlikle mevcuttur. Bu sürecin ekseriyetle en önemli sebebi Evde Feminen Şiddettir. 

Erkekler eşleri tarafından ev içinde önce psikolojik baskıya, sonra nörolojik baskıya ve en nihayet bir saat sonra kriz etkisi yapan "dırdıra" maruz bırakılarak Feminen Şiddete mahkum edilerek, sağlıklı düşünme ve davranma ev ortamından uzaklaştırılmakta, kaba kuvvete başvurmaya zorlanmaktadırlar. Nasıl olsa polis üç tuş ötededir. Gelir ve "koca dayağı" atan erkeği alır, gider. 

Peki bu çözüm olur mu? Hayır! Ne kadar tasvip edilmezse edilmesin, cinayetler, ayrılmalar, boşanmalar bu sayede azalmamış aksine artmıştır. İstatistikler ortadadır. İsterseniz gelin Lemert'in, "toplumsal kontrol, sapmayı önlemekten ziyade teşvik eder" saptamasını yeniden düşünelim. En azından bu toplumsal kontrolün resmi bir kurum tarafından, sosyal hayatın mahrem bölümünde gerçekleşmesinin ne kadar uygun olup olmadığı üzerinde bir daha kafa yoralım.

Konuyu makale ve kitap boyutunda tartışmak üzere, 

Saygılar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1620
Kayıt tarihi
: 01.06.11
 
 

Türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım. Tabiatım itibarıyla müslüman-türküm. Bununla beraber, her kimli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster