Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '12

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
289
 

Bosch işçileri, sendika seçme hakları ve örgütlenme

Bosch işçileri, sendika seçme hakları ve örgütlenme
 

evensel


Sendikalar ve Toplu Sözleşme Yasası’nın emeğin kazanımlarını giderek geriye götürdüğü aşikardır. “Esnek Çalıştırma” fiilen, Kıdem Tazminatı olgusu ise teorik olarak, iş gücü piyasasının başında alıcı kuşlar gibi dolaşmaktadır.

Son otuz yılda, toplu sözleşme yapabilen işçi sayısı üçte bire, hatta daha da altına inmiştir. Yaklaşık 570 bin işçinin bu hakkı tam anlamıyla kullanması giderek güçleşmektedir…

Öyle ki, yeni getirilen temsil yetkisi ve baraj uygulaması, üyelikte noter zorunluluğunun kaldırılması ve bir işyerinde ikili sendikanın önünün açılması gibi düzenlemeler; örgütlenme etkinliğini azaltacak girişimlerdir.

Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 2003 yılından bu yana, "kiralık işçi" uygulaması yasallaşmış, 2004 yılında Özel İstihdam Büroları Yönetmeliğinin yayınlanmasıyla, “iş gücü simsarlığı” ayıbı yaygınlaşmaya başlamıştır.

İşte bu ortam ve koşullarda Bosch işçileri, “30 yıldır hayrını görmedik” diyerek Türk Metal’den ayrılıp, DİSK Birleşik Metal İş’e üye olmak istemişler… Mart ayından bu yana bu talepleri askıda kalırken, Bakanlık, Eylül ayındaki başvurusuna dayanarak, “eski' sendika" lehine bir yazı verivermiş…

İşçiler haklı olarak bu duruma itiraz etmekleler… İş Yerinde Çoğunluk Tespiti yapılmadan ve önceki tarihli dilekçe karşılık bulmadan sonrasındaki tarihli bir dilekçeye dayanan "oldu-bittiyi", haklı olarak tepkiyle karşılıyorlar. Bütün bunlara karşılık, Birleşik Metal İş diyor ki; “İşçi iradesine saygı istiyoruz… Referandum öneriyoruz”... İnandıkları konuda bu denli de kararlı bir duruş sergiliyorlar…

Gerçekten, Türkiye’de sendikal hakların seyrine özet bir bakışın izleğinde bugün getirildiğimiz noktayı anımsamamızda yarar vardır.

Osmanlı’da Tanzimat sonrasındaki arayışları bir yana bırakırsak, ülkemizde, 1926 yılında Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun’da yapılan değişikliklerle, -o günün koşullarında bile- emeğin Cemiyetleşmesine olanak tanınmış, 1938 yılı 28 Haziran’da, 3512 Sayılı Kanunla işçilerin örgütlenmelerinin yolu açılmış ve nihayet 1960 Anayasası ile sendikal haklarda ileri ve çağdaş düzenlemeler yapılmıştı…

Ne ki özellikle 80’li yıllardan sonra emek her geçen gün değer, sendikalar da -hemen her sağ iktidar döneminde- güç kaybına uğratıldı... Örneğin, bugün tekstil kenti de sayılan Denizli’de 45 bin işçiden bir teki bile sendikalı değildir.

Yeni-liberal söylemlerin propagandası ve denetimsiz piyasa ekonomisinin en sert uygulamaları sonucunda, “sınıf sendikacılığından”, “ücret sendikacılığına” yönelinmesi doğal olarak, sendikaları ve işçiyi ‘kurtarmamış, tam tersine iktidar, "kendisine yakın sendikaların" yetki sahipliğine, o arada siyasallaşmasına ve kitleselleşmesine de ister istemez katkı yapmıştır.

Son yıllarda grev yoluyla hakkını alabilen kaç tane işçi vardır?.. Tam tersine Togo Ayakkabı Fabrikasında, BMC Fabrikasında olduğu gibi çalışanlar, ya kapı dışına itilmekte ya da alacaklarını alamamaktadırlar... Tekel Direnişinden geriye nasıl bir hasar tespit raporu kalmıştır bu bile tam olarak belli değildir. Oysa Tekel, “10 iken 1’e satılmış” ve yalnız emekçiler değil bütün bir toplum da kayba uğramıştır.

İşte asıl olan, özgür ve özerk sendikacılığın çalışma yaşamına katkı sağlaması, kendi üyelerinin geçim ve emeklilik koşullarını iyileştirici, sosyal hakları geliştirici çabalarının daha da etkili olması için, toplumda geniş bir dayanışma ortamı ve iklimi oluşturulmasıdır.

Sendikalar… “Van Depremi Yardımlarının Nereye Gittiğini?” de sorgulayabilmeli, Vergi Adaletini de dillendirebilmeli, sendikalar; kadrolaşmayı da göz önüne sermeli, “Eşit İşe Eşit Ücret” arayışını da sahiplenmeli, Grev ve Toplu Sözleşme haklarını korumaya ve geliştirmeye çalışırken, özellikle sosyal haklarla ilgili başlıklar ve ara başlıklar başta olmak üzere Anayasa hakkında da fikir üretebilmelidirler.

Söz ettiğimiz, demokratik iyileşme, ekonomik gelişme, toplumsal yenilenme ortamından uzak olduğumuz, sadece sendikaların durumundan, işçilerin koşullarından değil, üretim kesimlerinin diğer unsurlarının özgül ağırlıklarından ve kitle örgütlerinin işlevselliğinden de anlaşılabilir… Değilse, Bosch işçilerinin sorunları ne bu hale gelirdi ne de onlar da dahil diğer işçiler bu denli kaderlerine terk edilirdi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 486
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster