Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
878
 

Boşizmin önlenemez yükselişi

Boşizmin önlenemez yükselişi
 

Hiç bir düşünceye- hiççiliğe bile- ilgi göstermeyen, aslında düşünme eyleminin kendisine karşı olan kişiler için kullandığımız uyduruk bir terimdi boşizm.Kendilerine verilmiş sınırlar ve kalıplar arasında yaşayıp, ölen kişilerdi bunlar. Ayakta kalmak ve yönlerini bulmak için yalnızca beyinciklerini kullandıklarından neredeyse hiç kullanılmamış beyinlerini toprağa götürüyorlardı.

O yıllarda birbirine karşı olan ve birbirleriyle kıyasıya çarpışan bir sürü akım vardı. Herkes kendi düşüncesini daha güçlü savunabilmek için durmadan araştırıp, okurdu. Kitaplar, gazeteler, dergiler çok satılıyordu. Tüm dünya- bağlı olarak da ülkemiz- yeni düşüncelerin yarattığı yeni umutlarla çalkalanıyordu. Sabırsızlık, yeterince sindirememek ve düşünceleri olgunlaştıramamak nedeniyle kafalar karışıktı. Yalnızca boşistler hiçbirşeye bulaşmadan sakince duruyorlardı. Onların bu duruşlarına bakıp, gülüyorduk.

12 Eylül darbesi tüm toplumun üstünden buldozer gibi geçtiğinde yalnızca boşistler ayakta kalmıştı. Çünkü sistemin istediği insan tipi onlardı. Faşistler, komünistler, goşistler, Maocular, Leninciler ateşlere atılıyor; kaynar sularda kaynatılıyordu. Yalnızca boşistler baş tacı edilip, yüceltiliyordu. Boşist olmak en büyük başarıydı doğrusu. Analar babalar çocuklarına boşist olmayı öneriyorlardı. Tüm kurum ve kuruluşlar boşizmi destekliyordu. Bu şans ve olanaklarla donanan boşizm gelişip, yaygınlaştı.

Artık boşist olmayana bir garip bakılıyor. Bazılarının yeniden kitap ve gazete okuma uğraşına kapılmaları; bu çabalarını çevrelerine de bulaştırma girişimleri asla hoş karşılanmıyor ve taraftar bulmuyor. Toplum bir sosyal güvenlik simidi gibi boşizme sarılmış, bırakmıyor. Yaşamanın ve ayakta kalışın sırrı bu demek ki: Araştırmamak, soruşturmamak, okumamamak, bakmamak, görmemek...

Bazılarımız da bilimin , aydınlanmanın doğrularına takılıp kalmışlar, '' bağır, bağır '' bağırıyorlar. Şükürler olsun ki kimse duymuyor onları. Herkes burnunun dikine koşuyor ırmağın ötesine geçmek için. Boğulanlara, parçalananlara, geride kalanlara, timsahlarla savaşanlara aldıran yok! Önemli olan sürünün sezişi ve içgüdüsel gidişidir.

Boşizm tüm yaşam alanlarımıza sızıp yerleşmiş durumdadır artık. Her şeyi yedirip, yutturabilirsiniz sürümüze. Yeni bir atılım için kimse heveslenmesin. Daha 100 yıl böyle gidecekmiş. İç ve dış dinamiklerin istediğiymiş bu: boşizm gittikçe yayılıp, genişletilecekmiş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızdan anlayabildiğim kadarıyla "Komünistler, goşistler, maocular, leninciler" i değerli insanlar kategorisine sokmuş ve buna karşı bu kategoriye girmeyen "boşistler" i de "beyincik" lerini kullanan ve "beyin" lerini kullanmayan insanlar olarak aşağılamışsınız. Ancak tarihi sürece baktığımızda da o saygıdeğer dediğiniz komünistlerin, goşistlerin, maocuların ve lenincilerin çoktan tarihin çöplüğüne gömüldüklerini sağa sola çamur atarak bilinen ezberlerini tekrarlamaktan başka bir şey yapmadıklarını görüyoruz. On yıllardır aynı noktada çakılıp kalan bu saydıklarımız beyinlerini kullandılar da ne oldu? Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 11.04.2012 13:37
Cevap :
Değerli Mustafa Bey, 12 eylülden önceki dönemde tüm toplum politize olmuştu. Toplumsal bilinç ve daha iyi bir yaşam isteği üst düzeydeydi. Sağda ve solda arayışlar vardı. O günlerde sağı temsil eden '' faşist'' diye takıldığımız çevrelerimiz de o ateşte yandılar. Onları da yazdım, sanırım gözünüzden kaçmış. Ayrıca sonu istle biten hiçbir görüşü övmüyorum bu yazıda.Sosyalizme sempati duymakla birlikte diğerlerini övmem sözkonusu değil.Goşist, maocu, leninci o yıllarda yakıştırılan adlandırmalardı.Sağcılar faşist; solcular da Maocu,goşist gibiadlandırmaları asla kabul etmediler. Ama ogünlerde sağ ve sol kesim insanları sürekli okuyup,araştırıyordu. Cezalandırıldılar.Kitaplar yakıldı, insanlar -özellikle degençler- okumaktan, bilmekten korkutuldu.Yılgınlık ve korku zamanlarında bilim ve sanat geriler.Orwel'in1984' ünde olduğu gibi büyük gözaltılar altında çürüme ve sosyal tükeniş oluşur.Eski baskılar kalksa bile toplum yıllarca kendini toparlayamaz.Böyle dönemlere de boşizm damgasını  11.04.2012 18:43
 

şahane... sevgilerimle

theory 
 11.04.2012 12:16
Cevap :
yalnızca bu harika sözcükleri duymak ve paylaşmak için yazmayı deniyorum. Kısa ama olağanüstü bir paylaşım sizinkisi. Sağolun.  11.04.2012 13:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 601
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Anadolu'da yoksul bir bozkır kasabasında doğdum. Yoksul, acı, zor bir çocukluk ve gençlik yaşadım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster