Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
20277
 

Boşluğa düşmek !

Boşluğa düşmek !
 

İşin ilginç yanı, kimlik kaybına uğradıkları anda asabi bir ruh hali ile yaşamaya başlamaları.....................................................


Bazı insanların peşlerinden koşarak hayatlarının her anına taşıdıkları şeyleri, şayet bir nedenle kaybedecek olurlarsa, sanki bir boşluğa düşüyor, bambaşka bir ruh haline bürünüyorlar.

Yaşamdan aldıkları keyif bir anda sönüveriyor, adeta bir ölü haline giriyorlar.

Çünkü o güne kadar mantık kullanmayı, evrensel düşünmeyi ve davranmayı kendilerine şiar edinememişler.

İşin ilginç yanı, kimlik kaybına uğradıkları anda asabi bir ruh hali ile yaşamaya başlamaları.

Bu durumda alınganlıkları had safhaya varırken, kara kara ne yapacaklarını düşünüp duruyorlar. İletişim noksanlığı, uyuşukluk, bedbinlik gibi, insana yakışmayacak olumsuz haller, adeta yaşam biçimine dönüşüyor. 

Ben bu hali 'Boşluğa düşmek' şeklinde tasvir ediyorum.

Boşluğa düşmek; hayatın akışına tutkunluk derecesinde sıkı sıkıya bağlı olanlar, ya da mutlaka ‘her şeyden önce ben’  anlayışıyla “egosal” bir yaşamı seçenler için geçerli.

Çünkü istediği, arzu ettiği, sahip olduğu her ne ise, kendisinden alınınca veya bir nedenle ayrılık olunca, boşluk da ister istemez kişiyi buluyor.

Çok renkli, çok heyecanlı bir hayatı kabullenirken, aksini asla aklına getirmemiş, “her an her şeyin olabileceğini” düşünememiş, olayların getirilerinden, evrenin çalışma sisteminden habersiz bir bireyin bu badireleri kolay kolay atlatabilmesi asla mümkün değil.

İtiraf etmek gerekir ki; böyle bir yapıya sahip olanların belirli bir düşüncesi, ideali bile yoktur.

Etrafımızda bu koşulları yaşayan, hazırlıksız, bir yığın insan var. Onları tanımak için uzun uzadıya araştırma yapmanız gerekmiyor.

Verdikleri tepkilerden belli oluyor.

Dikkatinizi çekmiştir istenilen düzeye bir türlü konfirme olamamış bu türden  kişiler, genelde, çevresindeki insanlara kendi sıkıntısını anında yansıtır.

Bağımlı olduğu şey elinden alındığında, zihinsel ve fiziksel bozukluk emaresi gösterir. Korumaya muhtaç hale gelir.

Kapıdan içeri dalıp yanınıza gelir gelmez, gözlerini tavana dikip kısık bir sesle marifetlerini sayıp dökmeye başlar.

Siz onun bu anlamsız ziyaretinden, mutlaka bir boşluk içinde olduğunu ve kendine potansiyel güç elde etmek amacıyla bu yaklaşımı gerçekleştirdiğini anlayabilirsiniz.

Aslında; sıra dışı insan olarak kabul edilen bireylerin dışında, boşluğa düşmeyen insan da hemen hemen yok gibidir.

Ancak yaşam boyu dik duranların, yaptıkları çalışmalardan elde ettikleri pozitif güç, boşluğa düşmelerine engel teşkil eder.

Kuşkusuz, toplumda en aydın olarak gösterilenlerin, istekleri her an yerine gelen bireylerin, iflasa sürüklenerek kaçınılmaz akıbeti yaşayacak olan büyük iş adamlarının, basit aile içi kavgalarının boşluğa düşürdüğü kişilerin, boşluk anında aklına ilk plânda intiharı getirdiği istatistiklerden anlaşılıyor.

Bu enerji yoksunluğu, maalesef, kendini dokunulmazlık hüviyetinde bulup yaşayanı bile, bir yerde bulup pençesine almakta.

Sevgili dostlarım, söz konusu meseleyi sadece kişisel değil, toplumsal boyutlarda da ele almak doğru bir adım olur. Bu bakımdan, insanları yanlışlarından ötürü kınayıp suçlamamak, yaptıklarını utanılacak bir şeymiş gibi göstermeden, olumlu yaklaşımlarda bulunmak şarttır.

Eminim ki, bu tür kişilere uzanacak eller, onları bunalımlardan kurtaracak, olası bir depresyona girmelerine mani olup, güvence ile hayata bakmalarına neden olacaktır.

 

Ahmed F. Yüksel

 

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

abdurrahman balcilar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir yazı,adeta sarhoş yüzlere su çarpılmışçasına ayıltan. Kabul etmemiz gerekir, aslında boş bir hayalden oluşan dışsallık üzerine kurulu şu dünya hayatını ne kadar ciddiye alıp ne kadar bağlanıp adeta oyuna kendimizi kaptırıp, rolle özdeşleşirsek; bir gün bir uyaran gelip de aslında bu hayatın bir filmden ibaret olduğunu hatırlattığında,biz tüm rüyadakiler boşluğa düşer! Bir tek rolünün farkında, filmde olduğunun farkında olarak filmi seyredebilen hariç... Teşekkür ederiz ayıltan yazınız için.

NCAKI 
 18.03.2014 21:23
 

Bir kursa katılmıştım bir zamanlar, oradaki psikoloğun sözünü hiç unutmam. Şöyle demişti: ‘’Kimi hangi darbenin yıkacağı hiiç belli olmaz!’’ Yani, bazısını yıkan bir olayı, bir başkası olgunlukla karşılayabilir. Birisini çok da etkilemeyen bir olay, bir başkasının kabusu olabilir… Boşluğa düşmekte de bu mantık aynen geçerlidir. Örneğin, aşk acısını ele alalım. Bazıları için bu tatlı derttir. Allah beterinden sakınsın der ve tadını çıkarırlar. Yani, acılarıyla, şiirleriyle, kahır çekerek vs. Çünkü en yakınları hayattadır bir şekilde ve sağlıkları yerindedir. Varsın dert; gönülden gelsin. Oysa bazıları ise, aşk acısıyla tam da derin bir boşluğa düşer, hatta bununla kalmayıp, ağır depresyona kadar gidebilirler. Yazıda geçtiği gibi, bu durumlarda kişilerin ellerinden tutmaya çalışmak ve yargılayıp, kınamamak en insana yakışandır.

Kortan Tanaçyolu 
 13.03.2014 21:03
 

Özellikle boşluğa düşenlerin, aslında egolarının yüksek olduğuna ben de katılıyorum. Çünkü şahit olunuyor bu durumlara. Daha doğrusu, sorumluluğu olanların kaçmak için sığındıkları tripler bunlar. Tanıdığım bir karı- koca vardır. Bir tane de çocukları. Adam evlendiklerinde 2 yıl bile dolmadan işsiz kalıyor. Kalış o kalış ve ufacıkken çocukları. Aynen; bedbin, uyuşuk( hep uyurmuş), aşırı alıngan hallerle hem kadıncağıza hayatı zehir ediyor, hem de kadıncağız her şeyle tek başına savaşıyor(maddi ve manevi). Şu anda 24 yıllık evliler, çocuk 22 yaşında.. Adam hala oturuyor. Kadıncağız mı; en sonunda direndi, direndi, ama şimdi kendisi derin bir boşluğa düştü..Farkında değil belki, ya da farkında..Ama, yakın dostu olarak ben gayet farkındayım. Şimdi bu durumda boşluğa düşenleri uyarmak için yazdım..Herkesin boşluğu kendine belki, ama; düşeceksek bile, asgari derecede sorumluluklarımızı lütfen yapalım, o sınırlar içinde düşelim…

Cemile Vatansever 
 12.03.2014 20:52
 

Beynini gereksiz şeylerle doldurup sana verilen zamanı düzgün kullanmayıp sınav haftası geldiğinde ders çalışan öğrenci gibi afallamamak için boşluğa düşmemek lazım... Peki boşluk nedir? Dışsal yaşam olabilir mi?

Volkan Tolga 
 10.03.2014 16:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 530
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 11492
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya ve Po..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster