Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
986
 

Boşuna yazıyoruz aslında!

Boşuna yazıyoruz aslında!
 

Kaynak: İnternet


Benzine yine zam gelmiş, en pahalı benzin bizim ülkemizdeymiş; benzine zam gelmesi demek tüm tüketim mallarına zam gelmesi demektir!

Zamlar yığılıyor ama Tefe-Tüfeler, belirlenen enflasyon rakamları bizi yalanlıyor!

Yalan olan bir kilo etin, bir kilo peynirin fiyatı mıdır?

Yoo, hayır!

Lakin gelin görün ki açıklanan sonuçlar karşısında tepki gösterenler yalnızca “tu kaka” olmakla kalmayıp, zaten bildiklerimizi birbirimizden okumaktayız!

Bunları görmek, bilmek istemeyen, görse de illaki “çamur atıyorsunuz!” demeye hazır, hatta olmadı “darbe yanlısı” olduğumuzu sanan bir grubun yanında okumayan, okuma-yazma dahi belki bilmeyen, internetten habersiz, eline gazete geçmez, geçip de kafası karışsa dahi “Elinin hamuruyla karışma erkek işlerine” denilerek susturulan; ya da hacı-hocaların ellerine akıl ve vicdanlarını teslim etmiş olan adamlardan oluşan büyükçe bir grup var…

Bu gerçeği yok saymak imkansız!

Bu gerçek kapsamındaki kişilere ulaşmak da olanaksız!

******

O yüzden değil midir zaten bu güven?

******

Son yıllarda sıkça yaşıyoruz: Önümüze bir Avrupa standartları geliyor, bir gidiyor!

Getirilirken örnek olarak sunuluyor, götürülürken “Bizim kültürümüzle bağdaşmaz!” deniliyor…

Ayol, karar verin, Avrupa standardını mı esas alacaksınız, yoksa işinize geldiği gibi mi kullanacaksınız?

Diyoruz!

Biz diyor, biz okuyoruz!...

Bazen yetkili birileri de okuyup, “Şişşttt! Ayağınızı denk alın!” diyor…

Maksat güç gösterisinde bulunmak; yoksa tabanı oluşturan kaç kişi okuyup da “Aaaa, doğru söylüyor vallaha!” diyecek?

Allahın sopası iner vallaha üzerlerine!

Artık Allah’tan mı gelir, kendini Allah sananlardan mı, bilinmez!...

******

Rahmetli babam Güney Deniz Saha Kuvvetlerinde sivil memur olarak çalıştı yıllarca, müdür de oldu, onuruyla da emekli oldu…

Kıbrıs Harekatında, henüz bir memurken, gerek duyulduğu anda çağrılacağı gizli bir görev verilmiş!

Biz, yıllar sonra öğrendik!

Öğrendiğimiz böyle bir görevin verilmesiydi, niteliği değil…

Belki annemle helalleşmişti, ancak görevin niteliği onda saklı kalmıştı!

Bunu neden yazıyorum, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevini ifa ederken saklı tutması gereken bilgileri, gerek duyulduğunda görevlendirdikleri kişileri vardır, bunların ille de ifşa edilmesi gerekmez!

Hatta, ifşa edilmemelidir ki, bir ülkenin savunma mekanizmasına ait bilgiler ortaya dökülmesin!

Son zamanlarda ısrarla Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik bir deşifre söz konusu, şeyy, pardon, deşifre değil de sorgulama deniliyor ona!

Bu sorgulamaların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yöntem ve takiplerine zarar verdiğinin, bu zararların yalnızca TSK’ya değil, bizlerin, yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan kişilere zarar vereceğini tahmin etmek çok mu akıl ve öngörü gerektirmektedir?

Günde kaç yumurta yenirse beyin normal işlevini görecektir?

Yetkililere sormaktan ziyade, Tefe, Tüfe, enflasyon rakamlarından ağzımızın payını aldığımız gibi, kendi göbeğimizi keselim yine: Asgari maaş, emekli maaşı ile kaç yumurta alınabilir bir ayda?

Bir insan günde kaç yumurta yemeli? Kolesterol, protein açısından dengesi nedir?

Bir üniversite öğrencisi kaç yumurta karşılığı okur? Harçları, ulaşımı, ders kitapları, falan?

Unakıtan’ın oğlu pastörize yumurtadan ne kadar kazanmıştır ve öğrenciler pastörize yumurta atmış olsalar alacakları tepkiler daha mı az olacaktır?

Protestocu gençler türban taksalar, mesela, bir sonra ki eylemlerinde, biber gazı ve coplardan, hatta gözaltılardan yırtarlar mı?

Türbanlı bir hamile kız bebeğini düşürseydi bazı gazeteler bu haberi nasıl verirlerdi?

Neyse… Diyorum ya, biz yazıyoruz, biz okuyoruz!

Biz sinirleniyoruz, biz üzülüyoruz…

Haa, bu arada, biz / siz kavramı gelişeli şunun şurasında dört-beş yıl; söyleyene değil de söyletene aşk olsun!..

******

“Melih Gökçek” yasası diye bilinen yasa da geçmiş bu arada; görevini kötüye kullanan bürokratlara af gelmiş!

İlginç tabii ki, Wikileaks gündemi meşgul ederken, kim bilir kaç yasa daha geçti imzadan!

Mesela, diyelim ki çok zor durumda kaldın ve bir ilaç çaldım eczaneden, diyelim ki ilacın bedeli yirmi TL, benim alacağım ceza ne olur, milyar TL’leri götürenlerin alacağı ceza, bu durumda, ne olur?

******

Dünya sahnesinde büyük gücümüz oluşmuş! Peh!

Kendi sahnemizde alkış almayan bir aktörü dünya alkışlasa ne olur!

Tefe/Tüfe, enflasyon gibi gerçeküstü verilere inanmıyor aslında aklı başında hiç kimse; Wikileaks belgelerini de yalanlayan tek ülke Türkiye!

Biz bize yazıyor, biz bize söylüyoruz; hepimiz ne olduğunu biliyoruz…

Biliyoruz, anlatmaya çalışıyoruz…

Anlamak istemeyen… Anlatılmasını istemeyen…

Tu kaka diyenlerin yanında…

Okuma alternatifi olmayan öyle çok insan var; Kocası ne derse, Hacısı, Hocası ne buyurursa Allah adına yaptığını sanan…

Bir de, altın yumurtlayan tavuktan vazgeçemeyenler…

Boşuna değildir elbet, bir kilo et bedeli ile altı aylık emekli maaşı artışı alanların yanında son model cipleri ile dolaşanlar!

******

Vallaha, boşuna yazıyoruz aslında!

Ciplerine binenler mesut, başını örten coptan, soruşturmadan şıp diye kurtuluyor, taş atan Kürt çocuklar masum; baklava çalan çocuklar melun!

Ahh, o şeytan var ya, içimize girmiş, Sevgili Bekir Coşkun’u da yoldan çıkardığı gibi…

******

İsviçre bankalarının özelliğidir, o nedenle İsviçre bankalarına para yatırmak ister bazı insanlar; şahsen Başbakan olsaydım, araştırılması mümkün olmayan hesaplar karşısında dimdik durmak isterdim; hele ki bir seçim öncesi...

Basın önünde talimatımı verir, basın takibi ile gelecek sonucu beklerdim!

Konu: T.C. Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın ülkeniz sınırları içinde faaliyet gösteren bankalarda hesabı ne kadardır?

Cevap: Ülkemiz sınırları içinde faaliyet gösteren hiçbir bankada hesabı yoktur!

Bu kadar basittir, yeter ki endişe duyulacak bir durum olmasın!

Yani, böyle bir hesabımın olmadığını bilsem, bu şekilde bir belge ile karşılaşsam, ilk yapacağım kendimi ispat etmek olurdu!

Sonrasında, siz beni ne sandınız diyerek kükreyebilirdim, kükremeye hak bulurdum yani!...

******

Biz bizi okuyoruz, “Arkadaşını göster sana kim olduğunu söyleyeyim” derler…

Gözler kapatılmışsa…

Saçlara ne lüzum!

Beyinler yıkanmışsa,

Gerçekler nafile…

Sen, söylediğinden dolayı atılırsın içeriye;

Yalanlayanlar dolaşır başları marur; toz kondurulamaz, ne çare…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Farklı bir yazı.Aydınların bam teline dokunduğu, ülke gerçeklerinin korkusuzca ortaya konulması konusunda yüreklice yazılmış bir yazı.Evet boşuna yazıyoruz ama yine de ben aydınlar olarak ülkede birşeyleri değiştirecek gücümüzün olduğuna inanıyorum.Ülkeyi sadece yazarak kurtaramayız.Doğru bir düşünceyi varsa desteklemek,yoksa ortaya çıkarmak ve iktidar yapmak zorundayız.Bir milyon aydın bir hareket bir düşünce etrafında bir araya gelebilse hiçbir güç ona karşı koyamaz.Böyle bir siyasi ve toplumsal güç halkı peşinden alır götürür.Ergenekon tarzı değil tabi.Aslında halkımızın beklediği de budur.Aydınlar ülkenin kaderine el koymalıdırlar.

Kerim Korkut 
 12.12.2010 5:59
 

Kardeşim yazını okudum, gerçekleri yazıyorsun ne güzel.. Ama sızlanmanı doğru bulmuyorum.. Başarı zor elde edilir. Onun için kıymetlidir ya.. Şimdi herkes senin yaptığın gibi yapıp, moral bozmaya başlarsa, bu ülke ve bu ülkenin güzel insanları nasıl çıkacak aydınlığa? Size düşen sızlanmadan doğruları söyleyip durmaktır! Burada yazmakla kalmaz o merak etmeyin! Bir kişi alır o fikri bir başkasına anlatır nasılsa, senin istediğin bu değil mi? Birken iki olmak değil mi? Ben bir öğretmen olarak kocaman kırk yılımı verdim, yine sızlanmıyorum bak! Karıncaya sormuşlar; "nereye gidiyorsun?" diye.. Karınca; "şu dağın arkasında sevdiğim var, ona gidiyorum" demiş. "Bu hızla oraya gidebilir misin?" demişler; karınca, "hiç olmazsa ölürüm ya!" demiş. Mesele bu kardeşim! Asla pes etmek yok ve bunu açığa vurmak hiç yok! Hadi bakalım.. Esenlik dileklerimle..

Halil Güven (Sökeli) 
 09.12.2010 22:14
Cevap :
:) Yok Halil Hocam, sızlanmak demeyelim de, işin gerçeklik boyutundan dem vurduk diyelim... Katılımınıza çok teşekkürler... Selam ve sevgilerimle...  12.12.2010 9:29
 

makaleniz o kadar gerçrklri ynsıtıyorki...tebriklerimi arz ederim etraf aydınlanıncaya kadar yani fecre kadar yazmaya devam edin lütfen karanlıktan aydınlığa geçmenin yolu sizin gibi aydınlardan geçer saygı ve sevgilerimle...

münir eroglu 
 09.12.2010 16:41
Cevap :
Çok teşekkür ederim Münir Bey... Selam ve sevgilerimle...  10.12.2010 4:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1332
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster