Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '13

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
236
 

Boşver! Hadi gel iman tazeleyelim!…

Boşver! Hadi gel iman tazeleyelim!…
 

Boşver! Hadi Gel İman Tazeleyelim!


Biz, âdemoğulları, kendi dilimizde ister Tanrı, ister Elohim, ister Yahve, ister God, ister Şiva, ister Allah, isterse ne dersek diyelim yaratıcıya bir bütün olarak inanmayı bir türlü başaramadık.

Yaratıcı lafını duyduktan hemen sonra onu parçalara ayırdık! Nefs eleğinden geçirdik ve onu her şeyimize gerekçe yapmayı becerdik.

Becerdik de ne oldu!

Dün zulüm, bugün zulüm, yarın zulmet ve perişanlık içinde bir yok oluş..!

Adeta tanrı enflasyonu içinde boğulduk.

Sonunda kendi virüsümüzü kendimiz yarattık ve işte o bizim “gerçek tanrımız!” oldu. 

Tarihin hiçbir döneminde uydurdum, beğendim ve taptım dediğimiz bu tanrıya laf söyletmedik. Onun uğruna savaşlar verdik, kanlar döktük. Fakat ne boynumuzdan kılıç, ne ayağımızdan pranga, ne de başımızdan bomba eksik oldu. Bu savaşlardan muzaffer çıktığını zannedenler nedense hep zulme paravan oldular!

Köleliğe icazet, yetim hakkı yemeye cevaz, sömürünün her türlüsüne imtiyaz hep bu muzafferlikler sonunda geldi. Çünkü (seçilmişlerin mücadelesi hariç) verilen mücadelenin tamamı nefs ve ego tanrısı adına yapıldı. Eminim ki bu cümleleri okurken bile adeta beni bir kaşık suda boğmak isteyenler üstünü başını yırtmaktalar. Bütün mesele de bu ya! Hiç kimse uydurdum, beğendim ve taptım dediği tanrısına laf söyletmiyor!

Haklılar; çünkü ben de söyletmiyorum! Göğsümü gere gere Müslümanım diyorum. Her şeyi yaratan yüce Allah’a inanıyorum, diyorum. Birisi de kalkıp, Allah’ın her şeyi neden ve hangi murad ile yarattığı hakkında bilgin var mı, dediği zaman, afallıyorum!

O varlık mıdır, ruh mudur, mana mıdır, dogma mıdır, kabul müdür, zan mıdır, edebi bir kahraman mıdır, hayattaki düşünce boşluklarını doldursun diye üretilmiş bir fikir midir, dedikleri zaman afallıyorum!

Velhasıl, sen neye inandığını bilmiyorsun, dedikleri zaman afallamak bir tarafa donup kalıyorum!

Nasıl olur da bilmem!

Ben Müslüman bir anne babanın çocuğuyum. Evimde sürekli hatimler indirilirdi. Küçük yaştan beri Cuma ve teravih namazlarına giderdim. Her ezan okunuşunda Aziz Allah demeyi ihmal etmezdim. Müzik dinlerken ve eğlenirken ezan okunsa mutlaka eğlenceye ara verir ezanın bitmesini beklerdim. Atamdan, babamdan duyduklarımı Allah şöyle diyor şeklinde karşımdakine anlatırdım. Meydanlarda vatan-millet diye nutuk atanlara Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber diye bağırarak eşlik edip, imani safımı belli ederek hep sağ yumruğumu havaya kaldırırdım. Çan sesi duyunca irkilir, sünnetsiz gâvurlara lânet okurdum! Yahudi denilince, Allah’ın lânetlediği ve cehennemine dolduracağı insanları hayal ederdim. Evime ne Tevrat ne de İncil sokmazdım. Araplar tarafından onaylanmış Kuran Mushaflarını sırma işlemeli kılıfların içinde en baş köşelere asardım!..

Nasıl olur da ben neye inandığımı bilmem! Adam akıllı Müslümanım işte! Daha neyin peşindesiniz? Kısacası Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber!

Daha da üstüme gelirseniz, sizin dininiz size, benim dinim bana!..

Afallamakta ve bu tepkiyi vermekte haklıyım, değil mi?!

Birisi kalkıp da; kardeşim sen camiye gidiyorsun, türbelerde ağlayıp geziyorsun, sarığın var, asan var, tespihin var, dükkanının veya evinin her tarafı dini tablolarla süslü, ama, acaba yeşil bir ağacın dalını kırdın mı, yere tükürüyor musun, şu çürük malı da sağlamların arasına katsam mı diye düşünüyor musun, yerde duran bir taşı veya çiviyi kaldırıyor musun, komşun senin elinden, dilinden ve fikrinden emin mi, zekatını, vergini veriyor musun?

Allah, “Benim size verdiklerimden siz de başkalarına veriniz”  buyurduğu halde sen neden bu kadar cimri ve harissin?

Allah sana sevmeyi ve hoşgörüyü emrettiği halde insanlara neden gülümsemiyorsun, tatlı dille hitap etmiyorsun, gönüllere hoşluk vermiyorsun, neden hep öfkeli ve hırslısın?

Allah kendi muradının sadece adalet olduğunu bildirdiği halde sen neden kayırmacı, şuubiyeci ve zalim davranıyorsun?

Velhasıl, Allah “oku” dediği halde ve yüce Kuran-ı Kerim’in en az dörtte bir ayeti “ilim ve akıl” üzerineyken sen hala neden bu kadar cahil ve yobazsın,  çıkarcı ve zalim kişilerin niyetine ve inisiyatiflerine neden kutsal değerlerini payanda yaptıracak kadar aptalsın? Dediğinde; o kişiye vereceğim cevap elbette ki,  “sen önce kendine bak, önce alnın secdeye varsın” olacaktır.

Bunda haklıyım, değil mi!?

Herkesin dini kendine; ben tanrıma da dinime laf söyletmem arkadaş!

Evet, maalesef işin gerçeği şu:

Ben hangi tanrıya inandığımı bilmiyorum!

Sadece adının Allah olduğunu biliyorum! Her şeyi yaratanın O olduğunu da öyle söylendiği için biliyorum!

Din kimindir, nedir, niçin vardır ve temelde bizden ne ister bilmiyorum ama Elhamdülillah Müslümanım!

Aslında çok şeyi biliyorum ama bilmediğim şey şu:

Acaba yeryüzünün en zengin ve bilge insanı olan Kral Süleyman’a “güneşin altında hiçbir yarar yokmuş, rüzgârı kovalamaya çalışmakmış” dedirten gerçek nedir?

Acaba Hz. Muhammed mağarada ne gördü de günlerce kendine gelemedi? O’na hangi gerçekler gösterildi de; bu dinden vazgeçersen sana Mekke’nin emirliğini, devlet başkanlığını, kervanlarımızı, altınlarımızı veririz, aksi takdirde seninle savaşırız ve öldürürüz diyenlere,bir elime ayı diğerine güneşi verseniz ben davamdan vazgeçmem” dedi?

Böyle bir teklifi bugün dinini ve tanrısını bildiğini iddia eden kaç Müslüman!!! reddedebilir?

Partizanlıkla işlerinde ehil olan insanları kenara koyup, onların yerine şuubiyecilikten başka hiçbir meziyeti olmadığı halde geçen kaç imanlı!!! insan böyle bir teklifi geri çevirebilir?

Hayırdır, ey nefsim, donup kaldın yine!

Neyse, boşver! Hadi gel biz yine iman tazeleyelim!

“Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber!…”

Şahin KABAKUŞ

14.06.2013

Mehmet Aluç, Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika sorularla süslü harika bir blog. Evet. Buyrun beyler bayanlar sofraya. Herkes hakkınıza düşeni alsın sofradan diyesim geldi. Hele hele evlere gidip de okuduğu Kur'an karşılığı, ya da verdiği vaazlar karşılığı kolunu dirseğine kadar altınla doldurmuş kadınları gördükçe ve tabii küplerini dolduran çok dindar (!) saygıdeğer (!) beyleri ve diğer yanda 20. YY da hala açıktan öldü denen bebekleri, hangi tanrıya inanmam gerektiğini inan kestiremiyorum. Paraya tapanların tanrısına mı yoksa solumda şuramda bir şeylerin var olduğunu düşündüğüm gülümseyen güzel tanrıma mı? Hay Allah! Bir de Hıristiyanlar, Yahudiler var di mi? Onları da aynı tanrının yaratmış olması lazım, Âdem ile Havva'ya kadar uzayan yolculuğumuz düşünüldüğünde. Allah adına katliamlar yapıyoruz. Ve ödüllendirilmeyi bekliyoruz. Ne güzel, ne şahane.

Ayrıntıda gezinmek 
 15.06.2013 5:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 492
Kayıt tarihi
: 11.05.12
 
 

Erzurum'da doğdu, Erciyes Üniversitesinde mühendislik okudu. "Türk Gencinin El Kitabı", "Türk'ün ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster