Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
268
 

Boşver dedi, boşverdim...

BOŞVER BE YAŞI BAŞI

 

Şu anda ismini hatırlamadığım dergilerden birisinde, yine ismini hatırlamadığım, İstanbul'un gece kaldırımlarının yüksek topuklularından olduğu her halinden belli olan bir mankenle yaptıkları söyleşiyi yayınlamışlardı. Kadının yüzünü ilk defa görüyordum. Haute-couture bir sahtelik hakimdi ortama. Ancak söyleşinin sonu birkaç tanıdık dizeyle bitiyordu. Spot karede, tırnak içinde 3-4 dize vardı. İlk anda anlayamadım. Böyle bir kadından bu kadar sofistike; ama bir o kadar da hayat kokan sözler duyacağım aklıma gelmezdi herhalde. Söyleşi sayfasının bir kopyasını aldım. Akşam evde tekrar okudum. O abuk sohbeti, bu muhteşem dizelere bağlayan köprüyü algılamaya çalıştım. Bir aralık fark ettim ki, o dizeler, bu şiirin ilk dizeleriydi. O mankenden mi çıkmıştı gerçekten, yoksa editöryal bir gülümseme miydi hala bilmiyorum ama bu dizeler, bildiği tek şey kafasında kitaplarla yürüyebilmek dışında hiçbir becerisi olmayan o mankenin sayfasına bile gül-diken uyumu kadar yakışmıştı.


Ertuğrul Özkök'ün betimlemeye çalıştığı, hünsa sesine zarar gelmesin diye iğdiş edilen küçük erkek çocuğunun dramını gördüm bu şiirde. Sanki cüzzamlıymış gibi çevreden sakladığımız, kendi ellerimizle zincire vurduğumuz, karanlık odalara kapattığımız özgürlük hayalini.. Bir taraftan da hiç kimseye hesap vermek zorunda kalmadan dilediğini yapabilmeyi.. Hayata getirilen insansı yorumları elinin tersiyle itip, gerçekten kendin olabilmeyi ve kendin kalabilmeyi. Çarmıha giden yolda, İsa'nın boynuna astığın en büyük erdemi... Nietzche'nin de dediği gibi, yapmak istemediklerini yapmama özgürlüğünü bir nefes gibi dolu dolu içine çekebilmeyi...


Kırmızı burunlu palyaçonun düşleri gibi işte...


Teşekkürler Can Yücel...

 

 

< boş="" ver="" be="" yaşı="" başı="">

 

Boş ver be yaşı başı!

Gönlün ne kadar genç ondan haber ver?

Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan

Sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?

Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,

Gelene geçene yol verme girsin içeri diye,

Ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.

Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,

Ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında,

Bırak aksın yollarına.

Yağ geç, yık geç kimse, kimse inanmazsa inanmasın

Sen inan yüreğine.

Hem ona geçmezse kime geçer sözün?

Büyü büyü..

Bak ellerin ayakların kocaman,

Aklında maşallah yerinde

E ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.

Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden

Boş ver yaşı başı,

Aşk var mı aşk, ondan haber ver?

Takılmışın yüzündeki, gözündeki çizgilere

O çizgilerin yüreğine neler kazıdğını düşün,

Atmak mı istiyorsun kendini dereye soğuk bir kış günü.

Öl gitsin...

Parayı pulu savurup

Bir balıkçı köyünde balık mı tutmak istediğin,

Savrul gitsin..

Boşver be yaşı başı,

Kim tutar seni kim,

Kendi yüreğinden başka?

Aklını al da öyle git...

İster bir duvara, ister bir odaya, kıra, bayıra vur da git.

Dert etme ellerini, onlarda gelir seninle birlikte bırakmadıkça birine.

O biride gelir, gerçekten istediğin oysa,

Seveceksen ve öleceksen uğruna...

Yaşa be yaşa da öyle git, gireceksen toprağa.

Yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş,

Sen mi biteceksin?

Çekeceksen bile bayrağı,

Yaşadım ulan dibine kadar diyemeyecek misin?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 4189
Kayıt tarihi
: 16.09.08
 
 

Fotoğraf makinesiyle, gazetelerle, dergilerle içiçe yaşıyorum. Takım elbise ve kravatlı camiadanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster