Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '14

 
Kategori
Estetik / Güzellik
Okunma Sayısı
100
 

Botoxmania

Botoxmania
 

Bırak batsın güneş


Her şey ne kadar da değişti? Eskiden herkes insanların yüzüne bakardı, artık vücuda önce bakıyor. Kabul bazen vücut ben buradayım diye bağırıyor ama ya normal insanlar.  “Down sendromu” olanlar yani halk arasında bilinen adıyla “ mongollar” birbirine benzerler. Hani şu yan yan baktığımız kötü de isim koyduğumuz şirinler. Artı bu güzelim şirin çocuklar kendi isteğiyle kromozom defektine yakalanmazken, bence çok ta şirin gülerken, şimdi merhaba deyin “gönüllü” “gerçek mongollara” .Yeni mongollar kim mi?

“ Botox ”lular .ya da “botoxmania”lar. Gülünce yüzünde buruşturulmuş kağıt görüntüsü olmaması için yalandan gülenler.  Hepsi birbirine benziyor. Bakınca 40 yaşında da hatta 60ındada olsa birbirlerine benzeyen bu insanlar zamanla aynı şekilde düşünmeye de başlıyorlar. Kazlar size naptı ki yüzünüzdeki ayak izlerini silmek için bu kadar kasıyorsunuz. Ankara’da gördüğünüz eski dostunuz, Karstaki ne ne kadar da benzemiş, yıllar sonra, hatta ne kadar tv de koşuşturan spikerler, oyuncular. Yüzündeki mimiklerin 52. gecesinin mevlüdü çoktan okutulmuş, o hala küvette köpük banyosundayım zannediyor. Kimse yüze de bakmıyo ki çoğu kimse fark etmiyor. En populer internet siteleri adını facebook yani “yüzkitabı” koymuşken ne kadar da dramatik hikayemiz. Yüzlere bakan yok, bir yandan mesaj atarken konuşan bizler bir araya gelince telefonun kamerasından birbirimize bakan bizler, 3 boyutlu filmleri kovalarken karşımızdakine baksak bile yüzüne değil başka yerlerine mi bakıoruz ? Yüzdeki her kırışıklığın yıllarca cizilen dar yollar olduğunu düşünüyoruz. Gözümüzü çizdirmek için sıraya girerken yüzümüzdekileri silmeye çalışmak niye? Her şeye inat , ” yüzümü çizdirmek istiyorum “ diye doktora gitsem psikiyatriye mi gönderir?

Oysa ne kadar değerlidir o çizgiler,  aşkımı ilk gördüğümde gülüşüm kalın çizgisini silme doktor, kızımı ilk elime aldığım da kahkahalarımın çizgisi, oğlumu kucakladığımdaki hemen alttaki, en mahrem zamanlarımda ağladığımda çizilen ince görünümlü en kalın çizgiler kaşlarımın üstünde. Hayatın çizdiği bu çizgiler oysa silinince aynada ne kadar yabancıyızdır kendimize artık, bunu sırf dost olmayanlar, onlar, hatta bugün  tanımadığımız yarın tanışacağımız insanlar  beni daha genç görsün diye, başımıza yastığı dayayıp boğmaya çalışmak gibi, kendi boğazımı sıkarak intihar etmeye benziyor. Yeni kardeşlerimizi gördüğümüzde de bu da botokslu derken ne kadar da salyalı kardeşliktir oysa botoks kardeşliği. Hepimizin yüzünü doğuran annemize merhaba diyelim, ve unutmadan 6 ayda bir uzandığımız yatağa da en güzel çarşaflarımızı serelim, çünkü her seferinde yeniden silinmeli çizgiler. Bugün sevinin, gülün, eğlenin, ağlayın ama hatırlamayın, çünkü yarın hiçbirinin güzel hatıra defteri yüzünüz olmayacak , hiç hatıra defteriniz, hiç basılmış fotograf albümünüz kalmadığı gibi. Aynaya baktığınızda saçlarınızı tarayın köpükleyin kızlar, traşınızı olun erkekler ama asla yüzünüze bakmayın çünkü o artık sizin değil. Yarının yüzü o. Dünkü gibi yapmaya çalıştığınız yarının.      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 97
Kayıt tarihi
: 17.04.14
 
 

Doktor, uzman, felsefe ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster