Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
138
 

Böyle mi söylemeliydi?

Böyle mi söylemeliydi?
 

Tarihe geçmek kolay ama, tarihin, hakkınızda İYİ yazması için o kadar kolay değil...


Uluslar arası konferanslarda siyasetçilerin her sözü, her hareketi, hatta yüzlerinin hali ve sağlık durumları bile çok stratejik değişkenler olabilir. Bazen susmak, bazen de konuşmak etkilidir. Ama karşılaşılan durumlara verilecek tepkileri o anda belirleyip en güzel –ve nükteli– cevabı vermek o siyasetçiye hem ortamdaki diğer siyasetçiler, hem de olayı haber alan halk karşısında büyük övüntü sağlar. Belli etmemesi gereken niyetleri ve planları kendi sözleri ve davranışları ile sızar. Siyaset analizcileri bu tavırlardan yararlanarak siyasetçilerin kararlarını önceden tespit edebilir. Tabii, bunun tam tersi de geçerlidir. Siyasetçilerin gereksiz yada eksik tepki vermeleri; sonra üzülecek durumlar oluşturabilir. Zekâ, Allah vergisidir ama zekâ sahiplerini seçme sorumluluğu insandadır.

BUNU NİYE Mİ ANLATTIM:

Yalta Konferansı sürecinde, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Türkiye’nin AB Bakanı Egemen Bağış’ın da bulunduğu bir panelde izleyicilere hitaben, “Umarım Türkiye de Ukrayna gibi hata yapıp sadece muhalif görüşler seslendiriyor diye ana muhalefet partisi liderini hapse atmaz. Bu, benim Türkiye’ye tavsiyemdir.” dedi. Bu söz karşısında Türkiye AB Bakanı, “Sayın Bildt hiç merak etmeyin. Kendisine en çok biz sahip çıkarız. Ona hiçbir şey yapmayız. Bizdeki ana muhalefet liderinden daha iyisini mi bulacağız? Tabii ki ona dokunmayız, hatta koruruz.” Diyor.
 

ŞİMDİ, NE VAR BUNDA DİYENLERE AÇIKLAMAYA ÇALIŞAYIM:

İsveçli Bakanın tavrı, ‘demokratik’ bir ülkeye karşı, küstahça bir karalama değil midir?

Türk Bakanın, bu sözleri itham –ve hatta iftira olarak– algılaması gerekmez mi?

Üstüne üstük, verdiği cevapta ana muhalefet liderinin SIRF uygun söylemleri olduğu için “daha iyisini mi bulacağız” şeklinde övülmesi hoş mu?

AB Bakanımız, “Ona (ana muhalefet liderini kastederek) dokunmayız” derken, söylemlerinin işlerine gelmesi ‘ön koşulu’ anlamı çıkmaz mı?

Bu durumda iyice pekiştirip, “hatta koruruz” denilmesi ‘korunma’ ayrıcalığının da ne şartlarda verileceğini açıklamıyor mu?

Sonuçta: AB Bakanının sadece iki cümlesinde bile, ana muhalefet liderinin uygun olmayan söylemleri olsa ‘dokunulma’ ihtimalinin bariz delilleri var!

HANİ HUKUK!

AB Bakanımızın cevabında, cümlenin öznenin hükümeti gösterdiği barizdir. Burada, “Tabii ki ona dokunmayız, hatta koruruz.” şeklinde bitirmesinden de anlaşılıyor ki DOKUNMA ve KORUMA işi de yargının (hukukun) elinden alınmış ve yürütmenin eline geçmiştir...

Geride biraz olsun ‘hukuk’ bırakmakta fayda var. Sonra bir gün size de lazım olabilir...

Hep sevi ile kalın.

Murat SEVGİ

 

Resim:

http://siyaset.milliyet.com.tr/bagis-perez-i-hic-dinlemedi/siyaset/siyasetdetay/17.09.2011/1439450/default.htm?ref=OtherNews

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

zayıf cevap ....manüplasyona gelmiş

mehmet ali şirin 
 21.09.2011 14:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1063
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster