Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
586
 

Böylesi bir vazgeçiş...

Böylesi bir vazgeçiş...
 

Senin gökyüzünde benim yerim yoktu,kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu.Senin toprağında benim evim yoktu,kader ayrı sondu, yazdığı son hikâye buydu...


Bu sana son mektubum. Eğer olur da okursan, söyleyemediğim son sözün devamıdır bu! Seni incitmek, asla istemeyeceğim bir şeydi, bu yüzden gitmekte haklısın. Hiç değilse  hayatını daha fazla mahvetmeyeceğim, bensiz daha mutlu olacağını biliyorum. Madem artık yoksun, seni en güzel halinle kalbime gömebilirim. Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!  

Hatıra için bıraktığın bu siyah beyaz resimde,  yan yana durduğumuz andaki gülümseyişim için teşekkür ederim sana. Rüzgara çırılçıplak direnirken sarıp sarmaladığın her bir an, üşüyen ellerimi tutarken, içimi de ısıttığın için...Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!  

 Bu ayrılık ilk kez farklı; kavgasız  soğuk bir son. Ağlayıp sızlamayacağım duvarlara kapanıp kapanıp. Sana bu satırları yazarken de kırgın değilim, ellerim titriyor birazcık. İçinde senin olmayacağın bir sabaha başlamak anlamsızlaştıracak yarını ya; Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!  

Portakal tatlıydı, her gece yanındaydı kadehimin. Karşıma seni oturtur, içerdim  en hüzünlü gecelerde. Şimdi daha çok içeceğim yüreğimde aşkın, yudum yudum. Hani  bahara soyunmuştu  sonraki bütün mevsimler seninle. Müebbet kışa çevir olsun; Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!  

Geçip gitsin yarınlar, göçüp gitsin dünler sensiz, eskisi gibi olmak vardı da, şimdi kelimeler anlamsız. Ve bu gece başımı yastığa koyduğumda, bana bıraktığın yalnızlıkla baş başa kalacağım, kötü rüyalarla uyanacağım sık sık.  Bunca yıl beni sensiz bırakmadığın için teşekkür ederim sevgilim. Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!  

Biliyorum konuşacak bir şeyimiz kalmadı, gitmen gerek. Uzaklar seni çağırıyor ve kelepçeleri çözülüyor benim de gözyaşlarımın. Yeniden teşekkür ederim  yeri hiç dolmayacak, kolay kolay sevemeyecek bir kalp bıraktığın için.  Daha çok yaşamak isterdim, ellerimden kayıp gittin. Yolun aydınlık, içinde mutluluk olsun.  Varsın böyle bitsin hikayemiz,

Böylesi bir vazgeçiş için sana kızmaya hakkım yok!   

papatya altı yüz elli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gitmek midir zor olan kalmak mı? Sanırım kalmak çünkü hatırlarla, kokusu sinmiş eşyalarla ve duvarlardan haykıran anılarla yaşamak hiç de kolay değil. Ama giden, gitmiştir işte. Gitmiştir de yanında götürdükleri, keşkeleri, acabaları içindeki nedamet duygusnu ateşlediğinde ve dönüp geldiğinde -ki gelecektir- bıraktığını, bıraktığı gibi bulabilecek midir? Öyle ya gidip de dönememek, dönüp de bulamamak var, ser de. Sevgiyle kalınız.

papatya altı yüz elli 
 17.01.2013 9:44
Cevap :
Bu olağanüstü tanımlamaya söz söylemek ne hacet. Doğruların can damarına nasıl da basıvermişsiniz.Uzun süre kapısı açılmamış evlerde, geri döndüğünüzde göreceğiniz şeylerden biri de toz ve örümcek ağlarıdır.Buna bağlayarak derim ki, muhtemeldir geri dönenin bıraktığı gibi bulmaması.Hayat herkes için sevgi ve mutlulukla dolu ve olabildiğince paylaşımcı olsun, iyi dileklerinize ekliyorum.Sevgiler.  17.01.2013 12:52
 

''Yolun aydınlık, içinde mutluluk olsun. Varsın böyle bitsin hikayemiz.'' Ne acı bir cümle...Anlayana tabi ki...Ya da gerçekten yaşayana... ''Varsın böyle bitsin.'' Dil söyler de, gönül neler eder ardından, olayı bilene, işin erbabına sormalı. Akşamın bu soğuk ve ileri noktasında, sıcak bir katre düşürdü gönlüme yazınız gerçekten. Sessiz ve mahçup ''Of''lar arasında üç beş kelime yorum yazmak geldi içimden bu yazının yazarına. Sözün özü, gerçekten yaşayan sizi çok iyi anladı... Bu güzel yazının ardına gizlenen acıyı da...

Yorgun Kelimeler 
 10.01.2013 19:49
Cevap :
Ne iyi ettiniz yazdınız da! İçimden çağlayarak akan hüzüne eşlik eden yorumunuzla, anlaşılmak ve anlatabilmiş olmaktan aldığım keyfi ayrı tutarak, teşekkürler. Sevgilerimle.  11.01.2013 9:58
 

Parmak uçlarımız'dan soyunmaya başlamıyormuyuz kelimelere.. Uçurumun dibine kadar gelmiş ve birinin atmasını bekliyen harfler kullaniyorsunuz Satirlariniz da.. En uzak ama en yakin uç'larınızla.. sadece itiyorum. harflerin intiharina sebep oluyorum belkide.. ama sizin kaleminizden düşerken harfler.. ölümsüz cümlelere dönüştükleri kesin.. kaleminize sağlik..yorum yapamiyor da olabilirim.. Genelde İzlemeyi tercih ediyorum.. Ben Hissettiklerimi yazmaya çalışıyorum.. Düşle kalın..

ToprakBir 
 10.01.2013 11:01
Cevap :
Ne kadar doğru bir tanımlama olmuş. Parmaklarımızın uçlarından ruhu ele vermek! Ve hep böyle değilmidir zaten; parmak izinizdir sizi ele veren!  11.01.2013 10:05
 

Vazgeçmek onarmaktir bir nevi kendini.. yeni yaralar açarak içine! Hislerinizi ilk döküverdiğiniz parmak uçlarınıza sağlık..

ToprakBir 
 08.01.2013 0:01
Cevap :
Düş ve biz bloğunuzdaki parmak ucu ifadeleriniz, yorumuma akmış, teşekkürler. O blog oldukça yoğun bir anlam saklıyor içinde; Yorum yapamıyorsunuz, ancak duyuyorsunuz satır aralarındaki o derinlerden gelen sesleri. Bu yorumunuzda yine o bloğunuzla benzetmeye maruz kalacak, çünkü bir nevi onarırken yeni yaralar açmak...belki bu şiirimi ele veren cümledir. Teşekkürler.  08.01.2013 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 608
Kayıt tarihi
: 08.04.10
 
 

Yemek seçmem, kızartmayla köfteyi tokken bile yerim. Çaysız ölürüm; migrenim tutar. Ya çoktur bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster