Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
747
 

Bozcaada' da zaman

Bozcaada' da zaman
 

İyice yaklasmistik; insanlarin “gunaydin”larinda, buyuk sehirlerin aksine hicbir leke sürülmemiş, huzur veren sakinliğin, romantizmin hakim olduğu birkaç balık restoranını, iki üç katlı taş evleri, arnavut kaldırımlı dar sokakları içinde barındıran şarap tadında Ege’nin eşsiz adasına.

Saatler süren yolculuğun ardından yaşadığım mutluluk ve heyecan yorgunluğumu alıp götürmüştü...

Kalacak yer arıyorduk dar ve şirin sokaklarında... Buraya gelmeden önceki araştırmalarımızda rastladığımız, merkezin dışında bulunan çiftlik evinde konaklamaya karar verdik.

Gördüğümüz her yeni şey, daha çok mutlu ediyordu bizi.

Kaldığımız odanın penceresinden tavukları, kazları, kedileri ve orayı bizim gözümüzle daha da sevimli kılan şeyleri görüyorduk. Belki de sadece biz gördük, mutluluğumuza bahaneler bulmak adına.

Tabiki biraz dinlendikten sonra, o aslında bir avuçiçine sığacak büyüklükteki, lal tadındaki adanın, güneşin batışından sonraki halini keşfedecektik.

Karnımız acıkmıştı, deniz kıyısında bulunan küçük ama sevimli, özensiz ama bir o kadar huzur veren balık restoranlarından birine girdik.

Ben O’na aşık olmuştum, ama o adaya da...

Balık sofrası eşliğinde türk sanat müziğinin bildiğimiz bilmediğimiz şarkıları geliyordu kulağımıza.

Daha önce de bahsettiğim gibi küçücük bir yerdi, bisikletle tüm uçlara gidebileceğiniz kadar küçük...

Biz motosiklet kiralamayı tercih ettik ve motosikletin ustaca sürülmesi sayesinde görmediğimiz yeri kalmamıştı adanın.

Ama rüzgargüllerinin altında fotoğraf çektirmeyi akıl edememiştik.

Yaşadığımız mutluluğu, aşkı, huzuru biraz da Eylül’e borçluyuz galiba.

Sabah kahvaltısında yediğimiz ve tadına öncesinde ya da sonrasında bir daha rastlayamadığımız ekmek, dönüşte almayı unuttuğumuz domates reçeli, benim orada onunla hayat boyu yaşamak için bahanem olmuştu.

Aslında hala öyle.

İçimize çektiğimiz temiz hava eşliğinde edilen kahvaltılar , mum ışığı eşliğinde içilen şaraplar, yüzlerinde huzurun görüldüğü mütevazi insanlar... Hepsi birer sebebiydi alevlenen aşkın.

Tanrı Bozcaada’yı insanlara aşk sayesinde uzun ömür vermek için yaratmış demek daha doğru olur diye düşünüyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

benimde vazgeçilmezlerim arasında...bozcadada bu anlamda benim için özel yeri olan adalardan biri...hani sanki orda farklı akan bi yaşam var...bi de bozcadada mistral şarabı benim çok hoşuma gitmişti..her girdiğimiz şarap evinde şarap denemiş ve öğleyi bulmadan kafayı bulmuştuk:))teşekkürler yazı için..sevgilerimle...

ahu aydınlıgil 
 15.06.2007 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 472
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Merhaba; 08/10/1980 İstanbul doğumluyum. 14 yaşımdan bu yana amatör olarak şiir, deneme, hayatın i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster