Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2218
 

Bozcaada gezi rehberi

Bozcaada gezi rehberi
 

Polente feneri ve Rüzgar gülleri


30 haziran 2012 sabahı saat 11 civarında Geyikli iskelesine vardığmızda Bozcaadaya gidiş için oluşan uzun kuyruk bizi dehşete düşürdü. Limandaki feribot önümüzdeki bütün araçları yükleyip giderken tek feribotun çalıştığını diğer feribotun İstanbula geçici olarak transfer olduğunu, ( köprü çalışmaları nedeniyle) dolayısıyla giden feribotun geri dönüşünün yaklaşık 2 saati bulacağını öğrenince bize de bu 2 saati değerlendirmek için bir alternatif yaratma fırsatı doğdu. Aracımızı sırada bırakıp bagajdan havluları alıp doğru Geyikli iskelesinin harika kumsalı ve berrak ve buz gibi sularına bıraktık kendimizi.Feribot iskelesi dibinde bu kadar temiz bir kumsal ve bu kadar temiz bir deniz görmek beni gerçekten şaşırttı. Zamanımızın dolduğunu feribot limana yanaşırken gördüm ve denizden çıkıp aracımıza doğru hızlı bir şekilde yol aldık. 2 saatin nasıl geçtiğini anlamamıştık bile.

Bozcaada’ya iner inmez aracmızın ilk istikameti Ayazma plajı oldu. Çünkü öğlen saatleri idi ve güneş yakıyordu. Merkeze yaklaşık 10 km. mesafedeki Ayazma plajına gitmek için tabelalar iyi bir şekilde yollara konuşlandırılmış. Plajı bulmak konusunda bir sıkıntı çekmiyorsunuz. Zaten yollarda adres soracak birisini bulmak imkansız. Çünkü yerleşim yeri hiç yok. Ayazma plajı da Geyikli plajı kadar temiz ve berrak görüntüsü ile bize güzel bir deniz keyfi yaşattı. Buranın da suyunun soğuk olması bizi şaşırtmadı. Ancak sığ bir deniz, özellikle çocuklar için ideal, pırıl pırıl ve ince kumlu gerçekten güzel bir plaj ve Bozcaadanın mutlak görülmesi gereken yeri.

Kaldığımız süre zarfında Bozcaadanın bir diğer koyu olan Akvaryum’da da yüzme fırsatımız oldu. Çok küçük bir koy olan Akvaryum koyunu şayet kendi arabanız ile gidiyorsanız bulmanız biraz zor. Çünkü Ayazma plajı gibi yol kenarlarına tabelalar konuşlandırılmamış. Ancak koya geldiğinizi Mermer burnu’nu gördükten sonra anlıyorsunuz ve çok küçük bir tabela ile toprak yoldan içeri doğru girip koya ulaşıyorsunuz. Sakin bir koy olan Akvaryum, Ayazma plajına nazaran daha ılık bir ancak adı gibi bir deniz görebilirsiniz. Manzara harika ancak yüzmek için çok ideal bir yer olmadığını söyleyebilirim sadece yüzmek isteyenler için. Biraz yosunlardan dolayı yeşilimsi bir renk, bulanık bir görüntüsü var ama dalgıçların favori yerlerinden biri olabilir.

Merkezde Rum ve Türk mahallerinde gezmek, kaleyi ziyaret etmek, çay bahçelerinde ve kafelerinde çay veya soğuk birşeyler yudumlamak ada içinde yapılabilecek en zevkli aktiviteler denilebilir. Ancak bu adaya gelmişken bence Polente feneri ve rüzgar gülleri mevkiinde, akşam gün batımını seyretmek, tatlı tatlı esen rüzgar eşliğinde günün hararetini atmak, bu muhteşem manzarayı mutlaka görmek gerekir. (Rüzgar Santralleri tabelasını takip edin. Merkeze 7,5 km mesafede) Üzüm bağları sayesinde şarapçılık sektöründe kendini fazlaca geliştirmiş olan adada giyim mağazası hiç yok. Ne alırsanız alın kese kağıdında veriliyor. Naylon poşet kullanımı yasak (Çok güzel bir uygulama, bir de pet şişe yasaklansa harika olur). Sadece Ziraat Bankası var. 2 adette bankamatik. (Garanti ve Halkbank) Bazı restauranlar ve işletmeler nakit sıkıntısı dolayısıyla pos makinalarını kaldırmışlar ve “kredi kartı geçmiyor pos makinası siparişi verdik ama daha gelmedi” diyorlar. İstanbul sosyetesinden tanıdık simaları da görebilirsiniz gezileriniz esnasında. Otopark ise sadece limanda var. Aracınızı oraya parkedip yaya olarak gezebiliceğiniz yerleri ziyaret edebilirsiniz. (Tabii otoparkta yer bulursanız!)

Buradan İstanbula dönüş yolunda Çanakkale merkez- Kilitbahir- Gelibolu Saros körfezi- Güneyli’de konaklama sonrası İstanbula sorunsuz bir şekilde vardık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4143
Kayıt tarihi
: 07.01.12
 
 

Küçüklüğümde yaramaz bir çocukmuşum, delirdiğim zamanlar kimse zaptedemezmiş beni. En büyük örneğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster