Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '18

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
103
 

Bozkır İçin Apolocya

 

Dünya coğrafyası açısından bakıldığında, Türkiye bir Akdeniz ülkesidir. Bu yüzden bozkırları tam bozkır değildir. Orta Asya bozkırları-Sibirya stepleri ile kıyaslandığında Türkiye’deki bozkırların daha yumuşak bir iklime sahip olduğu tahmin edilebilir. Bu farka rağmen Türkiye bozkırları, “hakiki” bozkırlar gibi eleştirilir.

Bozkır havası kurudur. Ömrü uzatır. Türkiye’nin siyasetinde koltuğunu bırakmayan liderlerin ömrünü Ankara’nın kuru havası uzattı. Başkentin, nemli İstanbul’dan kuru Ankara’ya alınmasının böyle garip bir sonucu oldu. Bozkırın kuru havası insana yarasa da toprağa pek yaramaz. Verimsizdir bozkır. Verimsiz topraklar göç nedenidir. Bozkır göç almaz. Nüfus homojendir bozkırda. Cumhuriyetin aradığı homojen nüfus İstanbul’da değil, Ankaradaydı. Liman şehirleri, verimli toprakları ve deniz ulaşımı sayesinde, bozkıra nispeten zengindir. Liman şehrinin merkeze bağımlılığı azdır. Merkezi devletlerde liman şehirleri pek sevilmez, kozmopolittir çünkü.

***

Sahil her zaman tercih edilesi, bozkır her zaman terkedilesidir Türkiye’de!

Sahil-bozkır karşıtlığı dizilere bile konu olmaya başladı. Bu karşıtlığın nedeni iklim ve coğrafya meselesi değil aslında. Kimse sahil derken, Karadeniz sahilini kastetmez mesela. Çoğunluğun sahilden kastı, yazın tatil yaptığı Akdeniz sahilindeki bir ilçe ya da kasabadır. Mutlu günlerdir sahil; tatildir, denizdir, eğlencedir. Sahili kutsayan; sahilin iklimi, denizi, insanı vs. değil, bu mutlu günlerin tatlı hatırasıdır.

Türkiye açısından bakıldığında sahil ve bozkır insanları arasında ciddi bir fark yok bence. Zaten akrabadır bu insanlar. Boy ya da aşiretin bir kısmı sahile göçmüş, bir kısmı bozkırda kalmıştır. Akdenizli insanların birçoğu tereyağını, zeytinyağına tercih eder. Et yemeklerini her türlü yemekten üstün tutarlar. Aslen yörüktürler çünkü. Öyle uzun ömürlü Akdeniz insanı imajı bizim sahillerimizde pek geçerli değildir bu yüzden. Adalardan göçmüş ya da bir şekilde hala coğrafyada yaşamayı başarmış azınlıklar sebze tutkundur. Akdeniz salatası onların sofrasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bizim yörüklerin yavan bulduğu ne varsa onların asli yemeğidir.

Sahil nemlidir. Tatil için sahilde bir ay zaman geçirmek sahili tanımak için hiç de yeterli değildir. Bölgeye yerleşmeden, yazın o nemli havada bir günlük mesai geçirmeden ya da tarlada o sıcakta bir gün çalışmadan sahil methiyesi düzmek kolaydır. Osmanlı Devletinin zorunlu iskana tabi tuttuğu; sıcaktan, sıtmadan vs. kıtale uğrayan yörüklerin torunları, yazı sahilde geçirmek istemez. Hemen yaylalara göçer. Yaz bitmeden dönmezler sahile.

Sahilin iklimi de kültürü de böyle benim açımdan.

Benim göremediğim neyi görüyorlar da bozkırı lanetleyip, sahili övüyorlar? Bunu hep merak ettim. Bazı nedenler var, doğru. Yukarıda bahsettiğim gibi; merkeze maddi olarak bağlı insanların devlet otoritesinden dolayı çarpıklaşmış birtakım davranışları var. Mesela kurnazlık. Şark kurnazlığı denilen olgu, devletin en zengin girişimci olduğu ülkelerde ya da bölgelerde yurttaşların bir şekilde devletin üzerinden geçinmek çevirdikleri oyunlardan dolayı ortaya çıktı. Zenginlik ve iş vaadetmeyen bozkır göç alamıyor. Melezliğin insanlığa sunduğu avantajlardan mahrum kalan bölge, akraba evlilikleri ile malul. İstanbul’un buğday ihtiyacını karşılamak için bozkır topraklarında debelenen Orta Anadolu insanın böyle olmasında siyasi, tarihi ve coğrafi faktörleri kimse görmezden gelmesin. Onları kötülemek için yazmıyorum bunları, yanlış anlaşılmasın.

***

Bozkırın zemmedilmesindeki asıl neden; bizzat insanların kendileri. Bozkır, sıkıntının nedeni değil. Kendisi ile yüzleşemeyen ve yaşamayı beceremeyen kötürümlerin kendinden kaçışı bozkır. Herkes depresyonunu, suçunu bozkıra yıkıyor. Uçsuz bucaksız düzlükler, postmodern insanın depresif ruh halinin sembolü olmuş durumda.  Bozkırın günahı ne?

Bozkır, Neşet Ertaş gibidir aslında, oldurmaz da öldürmez de. Bozlak, oyun havasından çok uzaklaşmaz. Dertlidir, hüzünlüdür bozkır ama bir o kadar da neşelidir, umutludur.

Ruh sağlığı bozuk insanlar, tatilin keyifli günlerine dair bozkırdan beklentiyle girmekle hata yapıyor. Sevdiğini olduğu gibi kabul edemeyen, onu kendi istediği biri olmaya zorlayan takıntılı aşıklar gibi.

***

Başka bir yerde olma isteği sadece can sıkıcıdır. Şimdi burdayız; bozkırda…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster