Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1196
 

Bozulmuş,kokuşmuş sorunlara el atılmalı

Bozulmuş,kokuşmuş sorunlara el atılmalı
 

Görsel alıntı


Yıllardır perde arkasında kalmış, hiç üstüne varılmayan, bozulmuş ve kokmuş sorunlar ele alınmıyor. Bir kısım yetkililer yetkilerini, görevini çirkin emel ve menfaatler uğruna kötüye kullanmaya devam ediyorlar.

Bu keyfi tutum ve davranışlar sonucu birçok haksızlıklar, meydana gelmektedir. İnsanlar ölmektedir, öksüz, yetim, çocukların, dul ve gözü yaşlı anaların, kadınların sayısı çoğalmaktadır.

İhmal edilen iç sorunlara yenileri ekleniyor. Hemen, hemen her gün yeni kazalar, yeni ölümler meydana geliyor. Bunun bir çaresi olmalı, buna köklü bir çözüm bulunmalı. Bu iç konular çözülmeden ülke iç huzura kavuşamaz.  

Dünyada, Trafik kazalarında ve maden (cevher ) ocaklarında bizim ülke kadar insanların öldüğü bir başka ülke yoktur. İleri ülkeler bu sorunları nasıl en az seviyeye indirmiş ise bizde öyle yapalım.

Öyle yapamayız, çünkü patronlar bırakmazlar, engel olurlar, iştahları azalır. Onlar zaten fakir ve yoksulun sırtından geçiniyor, gelirleri azalar. 

1941 yılından bu yana ülkemizde 3.500 den fazla insan hayatını kaybetmiş. Hangi tarihte, nerede ve kaç işçi göçük altında kalmış bunları tekrar yazmaya gerek yoktur.

Her seferinde yapılan açıklamalardan sonra bir iki günah keçisi bulunmuş hadisenin, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu meydana geldiği zehabı uyandırılmış ve keçiler de kurtulmuştur.

Ermenek faciası da birkaç müfettişe mal edilecek üstü kapatılacak. Müfettiş yemek yemeyecek mi? elbette yiyecek ancak patronlarla birlikte yemek yemesi tasvip edilmez. Keyfi tutum ve davranışlar sonucu görevi savsaklamaktır.

Maden ocaklarının patronları kim? Siyasetçilerin urbalarına yama olmuş keneler. Arkalarında güçlüler mi, güçsüzler mi var? Bir müfettiş bunu bilmeli, görmeli, düşünmeli. Binlerce işçinin yaşam hakkını düşünmeli.

Bende isterdim devlete ait bir maden ( cevher ) ocağını çalıştırmayı, bahtı kara işçilerin sırtından, alın terlerinden para kazanmayı.

Bende isterdim sırtımı siyasi bir güce dayandırmayı, çıkar ve menfaat sağlamayı, ne yazık ki isteğimle olmadı olmuyor. Ondandır göbeğimiz yok, aman bu kuru dala rüzgâr vurmasın esen yelden bile etkilenir haldeyiz.

Acaba, ülkemizde terlemeden, hak etmeden bu kapalı perdeler arkasında saklı kalmış, hiç el atılmamış, ihmal edilmiş bizzatihi devletin imkânlarından bu güne kadar kaç kişi zengin olmuş, yarar ve fayda sağlamış.

Sabahın seherinde Adliye’yi teftişe gelen müfettişlerimiz otogardan kiraladıkları ticari taksilerle Adalet Sarayına gelirlerdi. İki üç ay süren denetim ( teftiş ) den sonra iadeyi ziyarette bulunurlardı. Kimseyle yemeğe gitmezlerdi. Adliye çay ocağından içtikleri çay parasını ceplerinden öderlerdi.

Hukuk kitaplarımızın yazarı Rahmetli, M. Muhtar Çağlayan, bir kitabında şöyle yazmıştı.

“Cumhuriyet Savcısı hukuku amme savunucusu olduğundan dilerse bir delile ulaşmak için günde birkaç kez tebdili kıyafete bürünebilir, bir dolmuşta, bir otobüste tek kollu, sakallı, bir ayaktan özürlü şekilde yolculuk dahi yapabilir.

Bir hâkim ise hak ile hukuk dağıtıcısı olduğu için makamına yakışır şekilde giyinmeye mecburdur. Hâkim kendi parasıyla, siyah bir poşet içinde bir ihtiyaç maddesi alıp evine götürse hoş karşılanmaz. Gören kapı komşu acaba o siyah poşetin içinde ne var diye dedikodu yaparlar”

İşte o günkü hukuk görüşünden bu günkü hukuk görüşene geldik. Bir Avukatın görüşü olabilir açıkça belirtebilir ancak bir Hâkim ya da bir Savcının da görüşü olabilir lakin görüşünü hiçbir şekilde açıklayamaz.

Daha geçenlerde yapılan HSYK seçiminde şunların grubu, onların grubu diye adlandırılmadılar mı? Ülkemiz bu görüntülerden kurtulmalı, iç meselelerimiz düğüm, düğüm birikmiş çözülmeyen yumak olmuş. Bozulmuş, kokuşmuş bir hale gelmiş.

Bir yapının duvarları, çatısı her zaman tamir edilebilir, ancak bir yapının esas temeli çökerse yeniden tamiri zordur.

Öyleyse yıllardır devam ve çok acılar veren, haksızlıklara neden olan, perde arkasında kalmış, bozulmuş ve kokuşmuş iç sorunların ele alınma zamanı gelmiştir. Yeni bir temel inşa etmek gerekir.  

 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ/ MERSİN            

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülke sorunları, dertleri öylesine içinden çıkılmaz bir hal aldı ki, nereye el atsanız elinizde kalınıyor. Altından başka şeyler çıkıyor. Hak hukuk adalet kişilere göre farklılık gösteriyor. Onca yetimin öksüzün tüyü bitmemiş yetimin hakkı gasp ediliyor. Bizizm sıkıntılarımız yetmezmiş gibi, dışarıdan ekstra sorun ithal ediliyor.(Suriyeli, Iraklı vs) Bu gidişe bir dur diyen olur mu?, nereye kadar gidecek belli değil... Hepimiz beklemedeyiz.. Sağlık ve esenlikler.

Hanife MERT 
 06.11.2014 19:41
Cevap :
Kıymetli Yazarımız Sayın,Hanife MERT : Sorunlar önce düğümlenmiş, daha sonra yumak haline getirilmiş. Bunların çözülmesi zor.Velev ki çözüm için çaba harcanırsa buda yılları alır.Her dönemin iç sorunları sözde dış sorunların gölgesinde kalmış deniyor.Bizim iki yakamız bir araya gelmiyor elin yakasını ütülüyoruz bilmem ne demeli.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  07.11.2014 13:48
 

İç meselelerimiz yumak yumak sorunlar halinde lime lime dökülüyor. Nereden başlansa arkası kör düğüm. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovdukları gibi dürüstçe görev yapanların ayağı kaydırılır hale geldi. O müfettişler gerçeği yansıtan raporlar yazsınlar bakalım sonrasında o göreve devam edebilirler mi? Bu soru bile sorgulanırken...Yazar istediğini yazamaz kişi istediğini konuşamaz halde devam eden bir demokrasi idaresinde korkutulmuş ve sindirilmiş mutsuz bir halk. Esenlikler dilerim kardeşime ve değerli ailesine...

Yurdagül Alkan 
 04.11.2014 15:16
Cevap :
Kıymetli Yazarımız,Sayın Yurdagül Alkan: Başımın tacı bacı, sorunlar aynen yazdığınız gibi düğüm üstüne düğüm oldu artık çözülmesi imkansız. Bütün bunların neden, nereden biriktiği de açık.Saygılar sunuyorum.Bacıma ve tüm aileye sağlık ile mutluluk diliyorum.   05.11.2014 14:33
 

Sayın Burakgazi, Değerli Dost! Canınıza sağlık yine günceli çok güzel ifade etmişsiniz. Bozulmuş, kokuşmuş sorunların üstü örtülüyor, yanan yüreklerin acısı bir kaç güzel sözle dindiriliyor güya.Kimileri kadere bağlıyor bu vahşeti ve kendi suçlarını örtbas etmek için bir kaç kişiyi günah keçisi olarak sürüyorlar ortaya.Selam ve saygılar, sağlık ve mutluluklar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 04.11.2014 15:01
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz Sayın Nahide Çelebi: Maden ocaklarını kimler işletiyor sadece bu konu sorunların nasıl kokuştuğunu, nasıl koktuğunu gösterir.Bu konularda alınacak sağlam ve muhkem tedbirler yok mu? El nasıl yapıyor bizler de yapabiliriz de patronlar bırakmıyor.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  05.11.2014 14:35
 

Bilgiden beslemesini sürdüren ahlak,insanı devamlı iyileştiren en alımlı ve imrenilir bir iksirdir daima. sağlık,mutluluk ve özgür fikirlerin istiflendiği bu akıl odası insanın en değerli hazinesidir...Üzerinde titizlikle durulması gerekli bir konuydu.Dile getirdiğiniz için çok sağolun Burakgazi dostum..Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 04.11.2014 13:03
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz,Sayın Abbas Oğuz: Hocam bu kokmuş, kokuşmuş sorunların artık hal edilemeyeceği zehabı beyinlere işlenmiştir. Böyle düşünenlerde haklıdır.Birikmiş, düğümlenmiş,sökülmesi imkansız hale gelmiş bu sorunların böyle devam etmesi halinde Vicdanlar susar,gözyaşları biter,öküz,yetim,dul ve bağrı yanık anaların sayısı artar.Güven zayi olur.Teşekkür ediyorum.Hep zahmetimizi çekiyorsunuz.Hakkınızı helal ediniz.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  05.11.2014 14:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 7071
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2084
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster