Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
2230
 

Bremen Mızıkacıları

Bremen Mızıkacıları
 

Eskiden ilkokul 3. sınıf Türkçe kitabının son sayfalarında bir masal vardı.

Adı Bremen Mızıkacılarıydı.

Önce masalı bir hatırlayalım. Ve sonra zamanımızın Bremen Mızıkacılarına bir bakalım.

Bir zamanlar yaşlı ve yorgun bir eşek varmış. Sahibinin onu artık daha fazla beslemek istemediği ortaya çıkmış. “En iyisi buralardan gitmek ” diye düşünmüş eşek. “Bremen’de şarkıcılık yaparım. Bazıları anırmamı pek bir beğenirdi zaten.”

Böylece bir sabah erkenden yola çıkmış. Bir süre yürüdükten sonra iki büklüm bir köpekle karşılaşmış. “Artık sahibime avda yardımcı olamayacak kadar yaşlandım, ” demiş köpek eşeğe. “Sahibimde artık beni beslemiyor.” Eşek gülmüş. “Benimle Bremen’e gelsene şarkıcı oluruz, ” demiş.

Yola koyulmuşlar. Çok geçmeden bir damın üzerinde üzgün oturan bir kedi görmüşler. “Çok yaşlandım, fareler bile dalga geçiyorlar, ” demiş kedi. “Sen de bizimle gel” demiş eşek. “Sesin hala güçlü çıkıyor, şarkı söyleriz Bremen’de.”

Bağıra bağıra şarkılar söyleyerek yola devam etmişler. Bir çiftlik evinin yakınlarından geçerken kendi seslerinden yüksek bir sesle irkilmişler. “Kuk-ku-ri-kuuuuuuuuu!…Sonum geldi!” diyormuş iri bir horoz. Sonra eşek, köpek ve kediye yana yakıla anlatmış: “Bu akşam sahibimin konukları gelecek. Öyle hissediyorum ki beni pişirip yiyecekler.” Eşek “Endişelenme, seninki gibi bir ses bize çok şey katar. Haydi, gel şarkıcı olalım, ” demiş.

Akşam olduğunda hepsi çok yorulmuş. Bir şeyler yemek ve uyumak istiyorlarmış. İlerde penceresinden ışık süzülen bir kulübe görmüşler. Horoz uçup pencereden içeri bakmış. “Dört soyguncu görüyorum, nefis bir sofranın başındalar, ” demiş. “Bir planım var, ” demiş eşek. Birbirlerinin sırtına tırmanmışlar. En altta eşek, sonra köpek, onun üstünde kedi ve nihayet en tepede de horoz. Pencere yaklaşıp çıkarabilecekleri en yüksek sesle bağırmaya başlamışlar. “İmdaaaaaat! Bu bir hayalet!” demiş soygunculardan birisi. “Bence bir canavar!” demiş ötekisi. “Bence cadılar bastı! ” demiş öteki. “Annemi istiyorum, ” demiş sonuncusu. Bir kaç dakika sonra dört şarkıcımız soygunculardan kalan sofradaymışlar.

Geceleyin onlar uyurken soyguncular geri gelmişler. Ama hayvanlar hazırlıklıymış. Soyguncular içeri girer girmez, eşek “Şimdi” demiş ve saldırıya geçmişler. Soyguncular bir daha hiç dönmemecesine kaçmışlar oradan. Şarkıcılarımız da bu sevimli küçük kulübeye yerleşmişler. Bremen’e gitmeyi de bir süre ertelemişler, ama her gün şarkı söylemeyi unutmuyorlarmış.

Evet, birileri Bremen’e gitti ve orada futbol adına çok güzel sesler çıkaran mızıkalarını çaldılar. Sanki kendi evlerinde oynuyorlarmış gibiydiler. Tıpkı Nrümberg’te olduğu gibi, tıpkı Sicilya adasında Palermo’ya olduğu gibi Werder Bremen’e de aynı tarifeyi uyguladılar.

Kim bu Bremen mızıkacıları diyor musunuz?

Tabi ki Fenerbahçe…

Fenerbahçe kaldığı yerden devam edip, kazanma alışkanlığı ile önüne geleni devirmeye devam ediyor. Sicilya’da Palermo’yu yenerken, Almanya’da Nürümberg ve Werder Bremen’i yenerken yine şike yaptı her halde!

Fenerbahçe’nin oluşturulan kadrosunda, kimin girip çıktığı hiç önemli değil. Giren kesinlikle çıkanı aratmıyor. Şu anda en kötü görünen Andre Santos! O da Brezilya Milli Takımının sol beki!

Birde Şike Mızıkacıları var!

Hep aynı çirkin sesi çıkartıp, birilerinin tetikçiliğini yapıyorlar!

Ya +94. dakikada yedikleri gole ağlayan, yerlere serilen futbolcuların, iki hafta sonra, ilk yarım saatte 3 gol yedikleri halde nasıl güldüklerini görmezden gelen mızıkacılar!

Sizce hangi makamda çalıp, hangi tarzda söylüyorlar? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En doğru lafınızdı bu "fazla lafa gerek yok"! bu operasyonda ne teknik ne fiziki takip ne görsel ne de metinsel belge hiçbirini ne gördük ne okuduk ne de seyrettik! Oyüzden ne siz ve sizin gibi düşünenler ne de tersi (tersi diyorum ben demiyorum çünkü ben, tutarsız TFF ve Paragöz kulüpler birliği vakfının tutumunu eleştiriyor ve eleştirenlere hak veriyorum, içeride kim varsa küme düşsün idam edilsin demiyorum), dolayısıyla aklın yolu birdir diyerek doğruyu bulmaya çalışıyorum günü kurtarmaya, demogoji yaparak rant sağlamaya, sevimli gözükmek için yargıya sallamaya ihtiyaç duymuyorum! uğur meleke'nin "safiye'siz faik şov" başlıklı yazısını(link burda " spor.milliyet.com.tr/safiyesiz-faik-sov-/spor/sporyazardetay/18.08.2011/1428274/default.htm) bi okuyun... aydınlanın!

ÖNDER KURU 
 02.09.2011 10:18
Cevap :
Desenize siz de yolmaya, pardon yola devamcısınız! Baksanıza hiç durmuyorsunuz. İnanın yorumlarınızdan bile çok aydınlanıyorum. Etrafınıza ışık saçıyorsunuz(!)  02.09.2011 14:17
 

Yazık... Bu kadar mı insanın gözlerine prde iner? Yani neredeyse A. Yıldırım'ı sinek ısırsa "Ü. Aysal gönderdi" diyeceksiniz Pes! "Bitti!" demişsiniz gerçekten de "bitmiş"... Ama biten şeyler hakkında aynı fikirde değiliz... Sağlıcakla...

ÖNDER KURU 
 29.08.2011 8:50
Cevap :
Aynı fikirde olmamız gerekiyor mu? Ünal aysal kim? sadece bir Galatasaray başkanı mı? bu konuda detaylı yazarsanız sevinirim. Evet, ülkenin insanları ötekiliştirilirken, ayrıştırılırken birşeyleri bitmiş olması üzülünecek bir durum. Şu soruşturmanın özel mahkemede ayrgılanacak nesi var? Şike mi yapmış, versin futbol federasyonu cezasını, hapis cezası varsa da onuda 2. Asliye Ceza Mahkemesi verir. Özel yetkili ve etkili mahkemelerin ne için kullanıldığını sanıyorum biliyorsunuzdur. Eğer bilmiyorsanız, fazla lafada gerek yok.  29.08.2011 13:05
 

Hala olaylara sarı-lacivert gözlüklerle baktığınız çok açık, şu tavrınızla UEFA'nın tüm olanlardan bihaber, umurunda olmayan bir halde olduğunu zannettiğinizi anlıyorum, sırf Aysal işimizi kendimiz görelim deyince mi açıldı gözleri, dank etti kafalarına Türkiye şampiyonunun ş. ligine direk gideceği? Siz önce son ana kadar tutarsızlık içinde olan TFF'ye hak veren FB yönetimine bir bakın hangi müzik grubuna benziyor? Tutarsızlık ve kararsızlık her yerde kaos yaratır, zaman kazanmak kuma kafa gömmektir, çıkın artık şu kumun içinden, çıkartın şu sarı-lacivert gözlükleri de dünyaya bir bakın, olanı biteni anlamaya çalışın, ama öznel değil nesnel olun... Not: şu jurnal kelimesini de bir kenara koyup güzelim şikayet kelimesini kullansak...

ÖNDER KURU 
 26.08.2011 12:31
Cevap :
Eğer uluslararası bir kurum, bir ülkede çıkan gazete haberlerine göre karar verip, müstemleke valisi gibi davranıyorsa, bunun altında ben herşeyi ararım. O kadar! Bitti!.. Siz devam edebilirsiniz! hangi değirmene su taşıdığınız malum! haklısınız, ben sizin eski kelimelerden hoşlandığınızı sanarak öyle bir kelime kullanmıştım. Biz eniyisi şikayet yerine ispiyon(!) kelimesini kullanalım.  26.08.2011 17:06
 

Ben mevcut durumdan "şikayetçiyim"... Atıfta bulunduğunuz üzere Ünal AYSAL'ın açıklamsını "şikayet olarak alıyorsanız bence teşekkür etmelisiniz, bugünkü milliyet gazetesindeki UEFA'nın Aydınlar'a yaptığı açıklamasını okuduğunuzda bu mesaj verceğiniz yanıtta söyleyemeyecek olsanız da içinizden bana ve Aysal'a hak vereceksiniz. Not: Ben şahsen Aysal'ı çok güçlü duyardım, bilirdim ama UEFA'yı taa buralara getirtecek(!) kadar güçlü bilmezdim... Not: Aysal, yine bugünkü milliyet haberlerinden birinde Aydınlar'ın tutarsızlıklarını nasıl çok önceden sezmiş daha iyi anlayacak ama itiraf edmeyeceksiniz...

ÖNDER KURU 
 26.08.2011 11:43
Cevap :
Vermez olurmuyuz! Türk futbolunu Avrupa'ya jurnallediği için ve dikensiz gül bahçesi istediği için ona çok teşekkür ediyoruz! Bu ülkeye şike ve teşviği getiren bir kulübün başkanı olarak minnettarız!  26.08.2011 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 3038
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster