Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
833
 

Bu adam benim babam

Bu adam benim babam
 

Bostancı sahilde


Kısa bir söyleşi olsun

Sizde deneyin Ba bam,

Okurken ne hissettiniz, güç , korku, hayranlık, güven ve cesaret. Güvenebildiğimiz tek erkek, ne kadar büyüyüp yaşlansak dahi arkamızda bir babanın olduğunu bilmek, yanına gittiğimiz de sığındığınız tek liman,

İçinizden söyleyin şimdi biraz sesli düşünerek yapın bunu yine de vurgusu değişmez.

Şimdi canım Ba bam, benim Ba bam diye düşünün....ne oldu yaşamadınız mı o anı içinizde bir titreme olmadı mı? Eminim olmuştur, rüzgar okşamışcasına bedeninizi çocukluk yıllarınıza geri dönmediniz mi?

Döndünüz bence,

Bunları yazarken üşüdüğümü hissediyorum, kollarım titreyerek yazıyorum, adeta yıllar önce bana ceza vermek için tek ayak üstünde bekle dediği zamana geri döndüm ben şimdi.

K...e dönebilseydim ne büyük bir K...e.

Yine şanslıyım Babam hala bana cevap verebiliyor, kızım nasılsın, seni seviyorum diyebiliyor. Benim de ona seni seviyorum diyebildiğim kadar gerçek.

Bu şansı elde edemeyen, bir kez bile olsun ba bam diye seslenemeyen o kadar çok çocuk var...çocuk diyorum çünkü hiç bir baba oğlu, yada kızı için yüz yaşına gelmiş bile olsalar çocuk muamelesi yapmaktan vazgeçemezler.

Benim babam evet babam şimdi her geçen günde onu biraz daha derinlere çekmeye çalışan o hastalık, her gördüğümde yattığı yatakta biraz daha kaybolduğunu farkettiğimde, her ne kadar hasta olduğunu kabul etmeyip dirensede gün be gün kaybettiğimi bilmek daha çok canımı acıtmaya başladı.

Hatırlıyorum da;

<ı>ÇAPKIN vardı senin biricik oğlum dediğin zaman bir oğlum daha çıkardı ağzından, onu kıskanır zaman zaman benden çok sevdiğini düşünürdüm. Kanatlarının dışında hiç bir yerinde tüyleri yoktu garip bir kuş, sende çok sevmesen kanatlarından bile vazgeçecek gibi gelirdi nedense bana...

Fakat sen haklıydın küçük bir muhabbet kuşu evet bir kuş, sen kapıya gelip zile basmak için bile fırsat bulamadan Babacığım, babacığım diye şakımaya başlardı senin geldiğini hissederdi ya ben.Yuvadan o kadar erken uçmuştum ve zamansız, seninle bir kez olsun babacığım diye başlayarak konuşmadım, baba dedim sadece baba. Ben seslenmek istemedim mi evet çok istedim. Neden ise hep bir mesafe vardı sanki, tam söylemek istediğim zamanlarda dilimden dökülecek diye korkardım, aslında utanıyordum şimdi çok pişmanlık duysam da evet utanıyordum; babacığım demek yapmacık mı geliyordu, neden söylemek zordu inan bilmiyorum.

Ah bir bilsen babacığım demeyi ne kadar istemiştim, şimdi her zaman her saniye söylemekten, birlikte yaşayamadığımız zamanları geriye getiremesek bile babacığım seni seviyorum demekten utanıyormuyum hayır!!!!

Çok geç kaldın, çok geç demekten utanıyorum şimdi kendime.Şimdi telefonda seninle konuşmaya çalıştım saat 17:33 bana kırgın gibisin sanki, aslında öyle bir şey yok sadece sinirlisin bu aralar bu hastalık yüzünden o kadar ama annem canım annem yinede açıklama yapıyor artık konuşmak istemiyor eskisi gibi diye.Önceden de telefonda konuşacak birileri varsa ne kadar mutlu olurdun, Biz üç kardeş gülerdik sana ‘’baba allah aşkına bırak, adamcağız sıkılmıştır’’ dediğimizde duymamazlığa verirdin konuşmanı bölmeyelim diye. Bugün , ise benimle konuşmak için bile gücün yok, biliyorum ki hergün telefon beklediğini benden ne zaman ararım diye, geç aramışsam arada saatler olur ama sen yinede bak kaç gün oldu aramadı !! dersin oysa bir gün önce yada birkaç saat önce konuşmuşuzdur.

Bugün dün başladığım yazıma devam ediyorum 30/Nisan/2008 ve seninle konuştuk biraz önce sesin daha gür, daha neşeli gibiydi benimde tek istediğim olmasını dilediğim gibi, o kadar mutlu oldum ve sevindim, umutlarım hep vardır her şeyden yana bilirsin, o saatin akrebini anında tersine döndürebilirim....

Yersiz yere gülümsedim yine bunu yazarken, insan her zaman mutluyken gülümsemez herhalde kimi zamanda canımızı acıta acıta kalırız kendimizle, düşünmek için o kadar çok fırsatımız olur ki böyle zamanlarda, yüreğimizin en kuytu köşesinden bir volkan lavlarını salmıştır.

Ne anlam katmak için doğruya ne de yanlış diye sorgulamaya ihtiyaç duyarız ben gibi....

Nedir nasıl geçer peki ?

Görünmez bir yanardağ vardır ; önce yakar , kavurur sonra küllerinin acıyı azaltıp üzerini örteceğini garanti edercesine zamana yolculuğa çıkartır bu kez saatin akrebi yine doğru olan zamana yön değiştirmiştir bile.

Babacığım henüz erken, hemde çok erken..Senin hayata olan bağlılığın ve mücadeleci ruhun var ya, tam da senin bana öğrettiğin gibi, ben buna devam ediyorsam senin de bu yolda daha çok yürümen gerekecek pes etmek yok,

Araba kullanmayı öğrendim ama daha ağır vasıta var sırada, hani attığın tokadıda unutmadım,

Dediğin gibi her zaman hatırlıyorum o günü, burada ayrıntıya girmeye gerek yok tabiki, kapıyı çarpıp çıkmıştım al arabada senin olsun kapısıda diye.

Şimdi daha iyi anlıyorum, o gün ne kadar özelmiş; ben ilk kez sana karşı yüksek sesle konuşmuştum, şaşkın bakakalmıştım kendi kendime nasıl yaptım bunu diye, korkmuştum da sanki belli etmemeye çalıştım ama ağladığımı, yirmiyedi yirmisekiz yaşında genç bir kadınım ve babam tokat atıyor,

Eline sağlık iyiki de o tokatı atmışsın ellerinden öpüyorum her zaman...

Herkese nasip olmaz bu ehliyet alacaksın ve araba kullanacaksın senin aklından geçenleri beni ben olduğum için sevdiği için düşünmeyi senden başka kim yapar hiç kimse Babacığım Seni ÇOK SEVİYORUM.

Hatırlıyor musun bilmiyorum ama unutmadığından eminim yaz tatilinde annannemin köyüne giderdik.Yonca keserdiniz ve ben o tarlada hergün dört yapraklı olan yoncayı arardım, bulamadıkça yapıştırmayı bile denemiştim.

Hiç bulamadığım dört yapraklı yoncanın büyüsü hala devam etsede aslında şansı ve şanssızlığı sevdiklerinin uzaklaşmaya başladığını hissettiğinde, acı ama kaçınılmaz gerçekleri görmeye başladığında anlıyormuşsun.

Sen benim için en büyük şansmışsın bende senin büyülü olan eserin, <ı>İYİKİ BENİM <ı>BABAMSIN ve İYİ Kİ VARSIN...

O kadar çok anlatabilecek anım var ki seninle olan,

Ama olmuyor yağmur yağıyor şimdi, damlaları süzülüyor yanaklarımdan belli belirsiz görünmekten korkar gibi sessiz.Artık düşünüp söylemem gereken varsa geri tepiyor.Zamanın dışına çıkmak istiyorum o ertelediğim zamanlarımızı yaşamak için tekrar ama onbeş yaşıma kadar ne yaşamışsam onlar var aklımda sonrası hiç yok sanki ben hiç yaşamışım.

Annem , babam ve kardeşlerim tabi ben, tek bir resim karesi var, en çok sevdiğim.

Babacığım sende beni düşünüyorsun belki yağmuru dindirmeye çalışan bir el, gözyaşlarımı kurulamaya çalışan bu bir sezgi evet bir el yüzümde ve kelimelerin en güzelinden bile daha sıcak.

Dünya’da ne kadar takvim yaprağı varsa hepsini sana geri iade etmek isterdim, çünkü artık ne mutlu olup sevinçlerim yansıyor yüzüme, ne de hüzünlü olup içime attıklarım, bana kalan yalnızca,

Herşeyin hiçbirşey , hiçbir şeyin herşey olabildiği gibi bir hayat kayıp gidiyor....
Gözlerimde Güllerin Gölgesi, ve gamzelerimde biriken gözyaşlarım kaldı şimdi..

Seni seviyorum baba, Annem canımsın sana teşekkür etmem ne ifade eder sen babama olan sevgin ve desteğinle onu ayakta tutmayı başardın bunca yıl sana olan sevgimde ayrı değil bilirsin her , ikinizde canlarımsınız.

Senin deyiminle koca kızın S.Nerissa

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söyleyecek birşey bulamıyorum, yüreğine sağlık. Ve birde geçmiş olsun.

Primat 
 15.05.2008 12:02
 

Yüreğinize sağlık. Benim daha önceden yazıp, çocuksu bulduğum için kaldırdığım yazımı, sizin yazınızı okuyunca tekrar yayına aldım. Dediğiniz gibi biz zaten hep çocuğuz onların yanında. Güzel olan ise ufak farklılıklar dışında, duyguların aynılığı. Herkes benziyor birbirine. Anlatımınız çok güzeldi. Sevgilerimle...

Demet Uğur 
 06.05.2008 12:28
Cevap :
Sevgili Demet, Baban ile ilgili o güzel yazını iyiki de yayınlamışsın çok mutlu odum inanın, aslolan nedir büyüdükçe tekrar çocukluğumuza geri dönmek, benim yazımın sana saklı bırakacağın duygularını açığa çıkartmak için bir fırsat yaramış olmasına çok sevindim bu anlamda. Her birimiz insan olduğumuz noktada paylaşmayı, sevmeyi, üzülmeyi, dostluğu ve daha bir çok şeyi.... kalbimizle,hissettiklerimizle ya yansıtıyoruz senin yaptığın gibi yada ruhumuzun derinlerinde bir yerlerde yalnız yaşamaya çalışıyoruz ama etkilenmiş ve feyz alarak. Sizin yazılarınızda çok keyifli, ve takipçisi olacağım ortak paylaşımlarda buluşmak dileği ile içimizdeki çocuğu hiç öldürmeyelim.. Sevgilerimle :)))  06.05.2008 13:21
 

Ben de hep istemiştim babamla omuz omuza Maltepe'den Bostancı'ya, Adalar eşliğinde, bol muhabbetli yürümeyi, ama olmadı. Şimdi düşlerimde yürüyorum babamla Bostancı Sahili'nde ve Adalar'da; çok mutluyuz biz böyle. Saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 01.05.2008 14:21
Cevap :
Sayın Şahin, Ben de babamla yürüyorum Bostancı Sahili'de tek farkımız sizin düşlerinizde yaşatarak yürüyor olmanız. Önemli olan sevgiyle dolu, özlemlerin olmadığı, birlikte geçirilen mutlu zamanları gülümseyerek hatırlayabilmek. Sevgiyle kalın, her zaman hatırlanması gereken gibi yaşatarak anılarınızı. Birgün bostancı sahilinde karşılaşırsak eğer dilerim benim yanımda yürüyen ihtiyar bir delikanlı göreceksiniz ...İşte o adam benim babam Saygı ve sevgiler  01.05.2008 16:37
 

Ah arkadaşım hep doğrusun işte bunlar hayatta keşkelerimizi yaşatacak bize ve yaşatıyorda zaten. Anne ve babalarımızın kıymetini bilelim...

cemil... 
 30.04.2008 16:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 738
Kayıt tarihi
: 02.10.07
 
 

1966 doğumluyum. Lise mezunuyum, hayatımın bir bölümünü daha doğrusu altı yılını +yurt dışında geçir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster