Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
905
 

Bu aşk elektriği nereden çıktı?

Bu aşk elektriği nereden çıktı?
 

“Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur.”
 
Antoine Bret
 
İlk elektriklenme aşkın üzerine inşa edildiği temel gibidir. Etkilenme oranı ne kadar fazla olursa aşkınız da depremlere, fırtınalara karşı o kadar dayanıklı olacaktır.
 
Aşk ilişkilerine baktığımızda çoğunluğunun arkadaş ortamlarında tesadüfi karşılaşmalar sonucu başladığı yadsınamaz bir gerçek. Bir arkadaşınızın doğum günü partisinde, bir konser organizasyonunda, arkadaşlarla toplanıp gittiğiniz bir gezide karşınıza hayat boyu aradığınız aşkınızın çıkmayacağını garanti edemezsiniz. Siz daha ne olduğunu bile anlayamadan içinizde bir kıvılcım dolaşmaya başlar ve bu kıvılcımın kaynağının ne olduğunu hissetmenize rağmen açıkça kendinize itiraf edemezsiniz. Çünkü hepimiz biliriz ki, gözlerine bakıp âşık olduğumuzu anladığımız o an ilk aklımızdan geçen bu duygudan nasıl kaçabileceğimiz olur. Aşk çoğumuzu korkutur. Ama bu duygudan kaçmaya çalışmayanlar, yaşadığıyla açıkça yüzleşebilenler büyük aşklar yaşarken, bize ancak onların yaşadığı aşkları romanlarda, gazetelerde okumak, televizyonlarda, sinemalarda izlemek kalır.
 
Peki, nedir bu elektriğin sırrı?
 
Evli ya da bekâr, 15 ya da 45 yaşında olun; hiç fark etmez. Elektriklenme bir kere başladığında sizin yaşınızın, statünüzün, karakterinizin hiçbir önemi yoktur. Onu gördüğünüz anda gözünüzün önünde kelebekler uçuşur. Onu gördüğünüz anın fotoğraflarını sürekli anımsarsınız. Elleriniz karıncalanır, mideniz kasılır. Ne hissettiğinizi anlayamazsınız. Bir dolu duygu içinizde, tam kalbinizde birbirlerine çarpmaya başlar ve bu çarpışmalar en çok sizi yorar. İşte çoğumuzun da kaçtığı bu yorgunluktur. Düşünmek, yorulmak, hep aynı fotoğrafla karşılaşmak istemeyiz ve büyük bir kısmımız ilk elektriklenmeyi yok sayarak, belki de hayatları boyunca aradıkları aşkın yanından geçip giderler. Görmezden gelmeyenler, geçip gidemeyenler ise aşkın o ilk elektriği tarafından çarpılır ve ne olduğunu tanımlayamadıkları bu his tuhaf bir şekilde kendilerini mutlu hissetmelerine neden olur. Peki, ilk kez gördüğünüz, hiç tanımadığınız ve hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir insan sizi nasıl bu kadar etkileyebilir?
 
İlk elektriklenme aniden ve tamamen görsel açıdan beğenmeye bağlı çekimin sonucu oluşur. Hiç beklemediğiniz bir ortamda, ilk bakışta çok güzel ya da yakışıklı, seksi ve çekici bulduğunuz biriyle bakışlarınız kilitlendiğinde doğru yerde olduğunuzu hissedersiniz. Hem karşınızdaki, hem de siz, belki de ilahi bir güç sonucunda aynı anda birbirinize bakarsınız ve bu aşkı yaşayacağınız süre boyunca oldukça önemli bir andır. Çünkü aşkta en önemli şeylerden biri aynı anda, aynı yere bakabilmektir. Hislerle konuşabilmeyi daha ilk elektriklenme anında başarırsanız korkmanıza hiç de gerek yoktur. Doludizgin bu aşka ilerleyebilirsiniz.
 
Peki, birinden etkilendiğinizi nasıl anlayabilirsiniz?
 
Kalp atışlarınız hızlanıyorsa
Gözlerinizi ondan alamıyor, sürekli izlemek istiyorsanız
Size baktığında eliniz ayağınız titriyor ve heyecanlanıyorsanız
Kendinizi her an kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorsanız
Bir işle uğraşırken dalıp dalıp onu düşlüyorsanız
Ayaklarınız sizi onunla karşılaştığınız yere götürüyorsa
Sokaklarda yürürken her an karşınıza çıkıvermesini diliyorsanız
Çevrenizdeki insanlar “son günlerde bir tuhafsın...” cümlesini sık kurmaya başladılarsa
Unutkanlık başladıysa
Hayatınızda hiçbir değişiklik olmadığı halde kendinizi çok mutlu ve enerjik hissediyorsanız
Dış görünümünüzle daha fazla ilgilenip aynaya daha sık bakmaya başladıysanız
Aşk filmleri, şarkıları, şiirleri ve romanları daha çok ilginizi çekiyorsa
Kısaca hayata dört elle sarılıp geleceğinize daha bir umutla bakabiliyorsanız sakın pes etmeyin, siz gerçekten o kişiden etkilenmişsinizdir ve bu kadar büyük bir elektriklenmenin mutlu sonla noktalanması için cesur olup en önemli adımı atmalı; yani sizi çarpan kişiyle tanışmalısınız.
 
Uzaktan bakıştığınız, kendi içinizde platonik olarak zaten hoşlandığınız birisiyle tanışmak, hayatta karşınıza çıkacak en zor anlardan biridir. Atacağınız her adım, söyleyeceğiniz her cümle sizin hanenize artı ya da eksi olarak yazılacağı için, karşınızdakiyle tanışmadan önce içinizdeki duyguyla tanışmanız ve yüzleşmeniz gerekir. Gerçekten hissettiklerinizin ne olduğuna cevap verebilirseniz hiç korkmadan ilk adımı da atabilirsiniz. Çünkü kendi içinizde kabul ettiğiniz bir şeyi karşınızdakine söylerken daha doğal ve inandırıcı olabilirsiniz. Yoksa her önüne gelene âşık olan biri sanılabilirsiniz ki bu da her âşık olduğunuzu düşündüğünüzde karşınıza çıkar. Özetle; anahtar kelimemiz, samimiyettir.
 
Eğer ondan gerçekten hoşlandıysanız; iletişim çağında yaşadığımız günümüze uygun olarak mutlaka cep telefonunu veya msn adresini almanın bir yolunu bulmalısınız. Bunu yaparken ısrarcı görünüp antipati yaratmak yerine, spontane durumlardan yararlanarak doğal bir yoldan bu bilgilere ulaşmalısınız. Çünkü bir sonraki bölümde de göreceğiniz gibi bu araçlarla göndereceğiniz mesajlar aşkınızın heyecanını tırmandırmaya yarayacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 2035
Kayıt tarihi
: 12.03.12
 
 

Başkalarının hayatlarını, kişiliklerini anlatmak kolay da, söz konusu kendim olunca yazacak çok a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster