Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
155
 

Bu çocuklar da bizim

Bu çocuklar da bizim
 

Mesleki teknik eğitim semineri (Foto:A.AK)


Herhangi bir sınavı kazanmak her şeyi kazanmış olmak anlamına gelmediği gibi kaybetmek de her şeyi kaybetmiş olmak anlamına gelmiyor.
Hepsi bizim evlatlarımız, onların ana-babaları biziz, sevinmek ya da üzülmek var ama hepsi geçiyor, gidiyor.
Kalıcı olan değerlerimiz üzerine bir çift sözümüz olacak:
İş gücü ihtiyacının dörtte üçünün ön lisans seviyesinde eğitimle yetiştirilmesi gerektiğinde hemfikiriz.
Ancak, ülkemizdeki iş gücünün ortalama %77'sinin ilkokul/ilköğretim, %15'inin ortaöğretim ve %8'inin de yükseköğretim düzeyinde eğitim aldığı bilinmektedir.
Bu kadar düşük eğitim seviyesi ile Türk endüstrisinin gelişmiş ülkelerle rekabet etmesi tabii ki mümkün değildir!
Mesleki ve teknik liselerden meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş projesi; daha çok mezuna mesleki ve teknik eğitim olanağı verecektir.
Mesleki ve teknik eğitimde dünya standartlarına göre çok gerilerde olan okullaşma oranımızı yükseltmek, mesleki ve teknik ortaöğretim ile yükseköğretim arasında şimdiye kadar kurulamamış olan ilişkiyi kurmakla mümkündür.
Mesleki ve teknik eğitim programlarını çağdaş ölçülere göre yeniden düzenlemek açısından ülkemizde, sorunun çözümüne başlangıç olabilecek sözünü ettiğimiz çalışmalar anne-baba olarak bize de umut vermelidir.
Her büyük projede olduğu gibi bunda da başlangıçta “sıkıntılar” oldu, olacaktır.
Gerek öğrencilerin ve gerekse idareci ve yöneticilerin el birliği ve gönülden desteğiyle bu sıkıntılar aşılabilir, inanıyoruz.
Bugüne kadar olduğu gibi fedakârlık ve anlayış göstermekten başka çaremiz var mı, yok!..
Öyle ise yüz binlerce gencimizi ve ailelerini ilgilendiren bu sorun yıllar içinde el birliğiyle nasıl çözülecek, nasıl istikrara kavuşacaktır?
*
Batı Alemi, Descartes'in öncülüğünü yaptığı düşünce sistemine odaklanarak sorunu çözmeyi başardı. Tek bir şeyden emindir Descartes; "düşüncenin varlığı". Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yapan Batı'daki eğitim sistemi sorunun nasıl çözüleceğini ve nasıl istikrara kavuşacağını bulur.
Önce metot üzerine hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydılar. Descartes'in de dediği gibi "Sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir." Yine buradan hareketle her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durdular.
Onlara göre en önemli bilimlerden mekanik; insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı,
Tıp; vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı,
Ahlâk; mutlu yaşama sanatıydı.
*
Şimdi; ülkemizin sahip olduğu kaynakları verimli ve etkin bir şekilde kullanmak için, mesleki ve teknik eğitimde, ortaöğretimle yükseköğretim arasında bugüne kadar kurulamamış olan ilişkiyi kurmak ve güçlendirmek için mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları ve yükseköğretim kurumlarındaki fiziki yapıyla öğretmen ve öğretim elemanı kaynakları ortak kullanılarak ek kapasite yaratılmaya çalışıldığını biliyoruz.
Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının kendi alanlarında ileri meslek eğitimi almaları yetişkin kişiler için mesleki eğitim olanaklarını da genişletir.
Bu olanaklar işletmeler, meslek okulları, meslek yüksekokulları ve üniversiteler bünyesinde gelişir, olgunlaşır.
Yüksek tahsil yapmak isteyen, hem üniversitelere girmek hem de ilgili öğrenim dallarının koşullarını yerine getirmek suretiyle diplomalarının tanınması ve dil bilgisi gibi konularda genel, kültürel ve mesleki kurslar alabilir.
Erişilmek istenen okul diplomasına sahip olmak, mesleki bir beceri edinmek veya yeniden bir meslek öğrenmek arzusunda olan yetişkinler için özel enstitüler veya diğer eğitim kurumları kendi alanlarında çalışır.
Ayrıca mesleğe paralel olarak akşam kurslarına veya açık öğretim kurslarına katılma olanağı da yaratılır.
Açık öğretim kursları yer ve zamandan bağımsız olarak ‘öğretim mektupları’ yoluyla ve gelişmekte olan elektronik öğrenim postası yoluyla gerçekleşir.
Konu “bir hayal” değildir.
Gelişmiş ekonomilerin uyguladığı eğitim sistemleridir, zaten başarıları da buradan gelmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ahmet Bey çok ilginç tespitler bunlar.İşverenlerce ya da iktidarlarca da bilindiğini sandığım bu gerçekler var olduğu sürece okur yazar olmaktan öte bir anlamı varmı çalışabilecek işgücünün?İşte bu yüzden o kesim de onların çevreleri de mutlu değil.Ancak onların omuzlarına binmekten haz duyan Mutlu Azınlık ne kadar mutlu Sırça Kümeslerinde görüyoruz.Onlar topluma görünmemek için arabalarının camlarını kapkara filmler ile kaplatsalar, çevrelerine etten koruma duvarları ile el etek öpen kapı kulları toplasalar da geniş toplum her şeyi anlıyor.Bir toplum bilimci ve belgeselci olarak bütün ayrıntıları izlemek duurmunda olduğum için yaşanılan mutsuzluğun bir yönü de budur.Bu yüzen geniş toplum kesimitüketim eğilimlerini akrşılayacak gelire ulaşamamaktadır.Kulun kula köleliği de böylece eziyor onları.Onlar da siyasi propagandalar ile bütçe kanunları ile daha bağımlı kılınıyor.Bu da Osmanlı'dan beri gerektiği gibi kalkınılamadığının ve Yarı Sömürge kalmanın yansıması değil midir?Esen kalınız

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 14.12.2012 18:25
Cevap :
Anlıyorum Sayın Yılmaz, bugünlerde bir başka oyunları da bunların; "Güvenlik Uygulaması"... Vatandaş, Devlet kapısından giremez hale getiriliyor, kasten!... Oysa adalet dağıtılan yerde iseler bu prensler ve Hz. Ömer kıvamında, neden korksunlar ki?!.. Bir "candır" tende olsa da olur olmasa da! Hani mücahittik, olduk müteahhit. Dünya nimetleri ne de tatlı imiş!!!  17.12.2012 14:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 994
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster