Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1403
 

Bu da bir kadın...

Bu da bir kadın...
 

Reyhanen


Bu kadın, Reyhaneh Jabbari isimli 26 yaşında bir Farslı, İran da idam edilmek isteniyor. Suçu tecavüzcüsünü öldürmek! Tepkilerden dolayı 10 günden beri idamı ertelenmişti! Uluslar arası kampanyaya rağmen maalesef idam edildi.
 
Reyhaned ölmeden hemen önce annesine mektup yazdı, idamından sonra bu mektup yayınlandı. Kendisine yönletilen tüm suçlamaları reddederek, son isteğinin de organların bağışlanması olduğu belirtildi. Bu mektup beni etkilediği için sizinle paylaşmak sitiyorum.
 
Mektubun tam metni:
 
Sevgili Sholeh,
 
Öğrendim ki bugün kısasla tanışma sırası benimmiş. Yaşam kitabımın son sayfasına geldiğimi senden öğrenemediğim için kırgınım. Bilmem gerektiğini düşünmüyor muydun? Üzgün olduğun için ne kadar mahcup olduğumu biliyorsun. Neden senin ve babamın elini öpme şansını bana vermedin?
 
Dünya bana yaşamak için 19 yıl verdi. O uğursuz gecede ölmeliydim. Bedenim şehrin bir köşesine atılmalı ve birkaç gün sonra polis beni teşhis etmen için seni tecavüze uğradığımı da orada öğreneceğin adli tıp doktorunun ofisine götürmeliydi. Biz onların gücü ve servetine sahip olmadığımız için, katilim asla bulunamayacaktı. Hayatına utanç ve ızdırapla devam edecek, birkaç yıl sonra da bu ızdırap seni öldürecekti.
 
Her nasılsa bu lanetlenmiş hikaye değişti. Bedenim bir köşeye atılmadı, ama Evin Hapishanesi ve onun tek kişilik hücresine gömüldü, şimdi de mezarlığa benzeyen Şehr-e Ray hapishanesine. Ama kaderim buymuş, şikayet etme. Sen benden iyi bilirsin ki ölüm yaşamın sonu değildir.
 
Sen bizlere okula giderken bir kavga ya da şikayet karşısında bir hanımefendi gibi olmamızı öğretmiştin. Nasıl davranmamız gerektiğinin altını ne kadar çok çizdiğini hatırlıyor musun? Senin deneyimlerin yanlıştı. O kaza başıma geldiğinde, öğrendiklerimin bana yardımı olmadı. Mahkemede beni soğukkanlı ve zalim bir suçlu gibi anlattılar. Hiç gözyaşı dökmedim. Hiç yalvarmadım. Kanunlara güvendiğim için ağlamadım.
 
Ama kayıtsız olmakla suçlandım. İşte, sivrisinek bile öldüremez, hamam böceklerini antenlerinden yakalayıp dışarı atardım. Taammüden cinayetle suçlanıyorum. Hayvanlara yaptığım muamele bir erkeğe eğilim olarak yorumlandı ve hakim kazanın yaşandığı sırada tırnaklarımın uzun ve ojeli olduğu gerçeğine bile bakma zahmetine katlanmadı.
 
Kendisinden adalet beklenen bir hakim için ne kadar da iyimser! Ellerimin sporcu kadınlar gibi, özellikle de boksörler gibi, iri olmadığını sorgulamadı. Ve içime sevgisini ektiğin bu ülke beni hiçbir zaman istemedi, beni sorgulayanların hakaretleri yüzünden ağlarken, en adi sözlerini dinlerken hiç kimse bana destek olmadı. Güzelliğimin son işareti saçlarımı kazıdığımda 11 gün hücre cezasıyla ödüllendirildim.
 
Sevgili Sholeh,
 
Duydukların yüzünden ağlama. Karakoldaki ilk günümde, yaşlı bekar bir görevli canımı yakmak için tırnaklarımı kullandığında, güzelliğin burada aranan bir şey olmadığını anlamıştım. Güzel görünmek, güzel düşünce ve dilekler, güzel el yazısı, güzel gözler ve görüş, hatta hoş bir sesin güzelliği…
 
Anneciğim, düşüncelerim değişti ve bunun sorumlusu sen değilsin. Sözlerimin sonu gelmeyecek; onları, senin yokluğunda ve senden habersiz beni infaz ederken sana ulaştırması için birine veriyorum. Sana miras olarak pek çok el yazımı bırakıyorum.
 
Yine de ölmeden önce senden bir şey istiyorum. Aslında bu dünyadan ve bu ülkeden bir tek isteğim var. Biliyorum bunun için zaman lazım. Ama lütfen ağlama ve dinle…
 
Senden mahkemeye gidip bu arzumu anlatmanı istiyorum, hapisteyken böyle bir mektup yazamazdım. Bir kez daha benim yüzümden acı çekeceksin. Eğer yalvarman gerekirse, bunun için sana kızmam. Gerçi sana yapmamanı söylememe rağmen infaz edilmemen için onlarca kez yalvarmıştın.
 
İyi kalpli annem, sevgili Sholeh, canımdan daha çok sevdiğim, toprağın altında çürümek istemiyorum. Gözlerimin, genç kalbimin toza dönüşmesini istemiyorum. Ben asılır asılmaz bunu ayarlamanı; kalbimin, böbreğimin, gözlerimin, kemiklerimin, vücudumdan ne nakledilebilirse onları ihtiyacı olanlara hediye etmeni istiyorum. Organlarımı alanların ismimi bilmesini, bana bir buket çiçek almalarını hatta benim için dua etmelerini bile istemiyorum.
 
Şunu çok içten söylüyorum, gelip yas tutarak acı çekeceğin bir mezar istemiyorum. Benim için siyahlar giymeni istemiyorum. Zor günlerimi unutmak için elinden geleni yap. Rüzgar beni alıp götürsün.
 
Dünya bizi sevmedi. Kaderimi istemiyorum. Ve şimdi ölümü kucaklayarak buna bir son veriyorum. Çünkü Allah'ın mahkemesinden, beni sorgulayanlardan ben davacı olacağım. Hakimden; beni taciz etmekten geri durmayan Yüksek Mahkeme'nin hakimlerinden davacı olacağım.
 
Yaratıcının mahkemesinde Dr. Farvandi ve Kasım Şabani'den davacı olacağım; tüm o bilgisizlerden, yalanlarıyla bana haksızlık eden, benim haklarımı çiğneyen ve gerçeğin bazen görünenden farklı olduğuna dikkat etmeyenlerden davacı olacağım.
 
Sevgili iyi kalpli Sholeh, diğer bir değişle sen ve ben suçlayanlar, diğerleri ise sanık. Bekleyip Allah'ın ne istediğini görelim. Ölene dek seni kucaklamak isterdim. Seni seviyorum.
Reyhaneh
 
Bugüne dek onlarca kadının tartışmalı biçimde idam edildiği İran'da, kadın mahkumlardan işkence altında ifade alındığı ve yalnızca kendi verdikleri ifadelere dayandırılarak suçlu bulunmuşlardır.Ülkemizde kadın cinayetleri ve kadına şiddet maalesef devam ediyor. Ne zaman bitecek bu kadın düşmanlığı…! 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dünya sorunlu bir yer ve bu sadece kadın sorunu değil insanlık sorunu Birgül hanımcığım, tüm acıları yaşayan kadın da o acıları yaşatanları dünyaya getirenler kadın değil mi? sorun kökten çözülmedikçe çoğunlukla kadına rahat yok darı dünyada, unutulmaz acılardan sadece biri elinize sağlık teşekkürler paylaşım için, selamlar

Cemile Torun 
 31.10.2015 1:24
Cevap :
Çok doğru, Cemile hanım. Sorunu kökten çözemediğimiz sürece devam edecek. O halde Çocuklarımızı çok iyi yetiştirmeliyiz; Özellikle de kızlarımızı. Selamlar   02.11.2015 13:17
 

Yüzyıllardır kadınlara yapılan haksızlıkların kökeninde yatan gerçeğin dinlerin siyasallaşmasında,şahsileştirilip kültürleştirilmesinde bulurum ben...Çok ilginçti.Elinize sağlık Birgül hanım.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 18.09.2015 20:29
Cevap :
Çok teşekkür ederim, Abbas hocam. Çok doğru bir tespit,kadınlara yapılanlar; Dinlerin siyasalleşmesında,şahsileştirilip kültürleştirilmesinde ve egoları da ekleyebilirim. Selamlar   21.09.2015 8:52
 

Kadınların kadınlığından ötürü çektiklerine sessiz kalmak yada duyarsızlaşmak, kahretsin ....kampanyayı hatırlıyorum çok şey yazmak isterdim ama yazmak da bir şeyi değiştirmiyor...ışıklar içinde uyusun o yapması gerekeni yapmış ellerine sağlık...selam ve sevgimle.

Tülay EKER 
 15.09.2015 9:28
Cevap :
Çok doğru Tülay hanım, Kadınların çektikleri...! Duyarlı olup, mücadele ediyorsun ediyorsun...? Çok teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler  15.09.2015 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 368
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 2215
Kayıt tarihi
: 19.02.13
 
 

05 Ekim Ankara doğumluyum. Okumayı, yazmayı, insanları dinlemeyi seviyorum. Kişisel blogumda her ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster