Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
443
 

Bu gözler neler gördü

Bizim yüksek yöneticilerimiz Ankara’da iken Başbakan’a odaklanmış olarak yaşarlar. Varsa da yoksa da başbakan’dır. Dikkat ediniz, TRT yeni kanal açıyor, bunu Başbakan’dan öğreeniyoruz. Doğalgaz’da indirim oluyor. Başbakan açıklıyor. Bu yüksek yöneticierimiz, bakanlardan genel müdürlere kadar hemen hepsi Ankara dışına çıkınca da yakın çevrelerinde yer alan “kişi” lerin güdümüne girerler. Kendi kafalarını sanki yanlarında getirmemişler gibi çevresindekiler ne derlerse onu doğru kabul ederler. Elli yılı aşan deneyimlerime göre konuşuyorum. Üç aşağı beş yıkarı bu böyledir. İstisnaları elbet vardır ve çıkmıştır. Ama genelde böyledir. Yazımın başlığına dikkat ediniz.. Görüş bildirmiyorum, gözlerimin gördüğüne dayanarak yazıyorum. Ben Türkiye Cumhurbaşkanına yalan söyleyen “müdür” biliyorum. Ve ne yazık ki, o müdürün yalanına kanan Cumhurbaşkanı tanıyorum.

İzmir’de Buca Kız Yetiştirme Yurdu var. Bu yurtta bakımlarını devletin üstlendiği kız çocuklarımız barındırılmaktadır. Cumhurbaşkanımızın adı gerekir mi? Genelkurmay başkanıydı, emekliliğinden sonra devletin başına seçildi. Yurdu ziyaret ediyor. On üç on beş yaşında kızlar karşısına öyle çıkarıldı ki, üstlerinde doğru dürüst elbise yok. Ben Anadolu Ajansı Muhabiri olarak olayı birkaç metreye kadar yakından izleyen bir gazeteciyim. Cumhurbaşanı Müdür beye sordu: “Bu çocukların başka elbisesi yok mu?” Müdür büyük bir pişkinlikle “Olmaz mı efendim, ” dedi. “Var birkaç kat elbisesi var her bir yavrumuzun.. Hatta üniformaları bile var.” Masal anlatmadığımı iyice belirtebilmek için isim vereyim, o sırada ben Ayşe Kuru adlı öğretmenin “Bu adam yalan söylüyor, çocukların hiç bir giyeceği yok” diye kıvrandığını gördüm. Hemen İzmir Valisi Namık Kemal Şentürk’e bu çırpınışı duyurdum. Çünkü gerçek saklanmasa sayın Cumhurbaşkanı yurda yardım muslukları açar, çocuklar giyecek bir şeylere kavuşurdu. Vali Bey dedi ki: “Şimdi araya girmek olmaz. Biz kendimiz kırar sarar çocukları giydiririz.” Peki, müdürün bu koca yalanı karşısında Cumhurbaşkanı “Peki, niye giyinmediler ya?” diye sordu mu? Hayır.. “Getir, bir çocuğu giydir de göreyim, ” dedi mi? Hayır. “Ha, Öyle mi?” dedi ve yürüdü.

Bu yazıyı niçin yazdım? Şu anlattığım olaydan bu yana on yıllar geçti. Ama Türkiye’de bu konuda bir değişiklik olmadı. Hastanelerde her gün klinikler, poliklinikler ana baba günüdür. Bakanın geleceği gün koridorlar bomboştur. Bakana “Efendim, hastanelerde yığılma oluyor, ” demeye kalkışırsınız. Anasına sövmüşsünüz gibi karşı çıkar. “Hayır, öyle bir şey yok, sen uyduruyorsun. Kime hizmet ediyorsun?” falan filan. Kalemli diye bir şey, Çalışma Bakanı yirmi beş yıldır sigortalı işçi olarak çalışan ve haftada en az bir gün bir ayağı hastanelerde olan beni azarlıyor. Çünkü, onun gördüğünde hastanede bir Allahın kulu sıra beklemiyordu. Çünkü ona “Biz her gün böyleyiz, ” demişlerdi. O da buna inanacak kadar saftı. Evet, günümüz Sağlık Bakanı’na Erzurum’un bir ilçesinde bir yurttaş seslenmiş: “Efendim, hastane kasabanın dışında.. Bir servis konulmasını istiyoruz.” Bakanın kafası yanında olsa düşünecek. Çevresindekiler “Servis var efendim, ” diyorlar. Bunun üzerine Sağlık Bakanı esip gürlüyor. Adamın ne hainliğini bırakıyor, ne provakatörlüğünü.. Köylü adam bu lafı nereden bilsin. “Ne diyo Lan bu?” demiş çevresindekilere.. Bu haberi yazan gazeteci kasabadan en az on kişiyle konuşmuş. Kimsi esnaf, kimisi muhtar... “Servis yok, ” diyorlar. Bakan Bey bir kere “Var” dedi ya, artık var olmaya devam eder. Hani cinim kadar sevmediğim o gazeteci soruyor ya.. “Ne zaman adam oluruz?” diye. Benim de zaman zaman aynı soruyu sorasım geliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama soylemeye dilim varmiyor. Isi sebeklige vurusak balik kavaga cikinca, emine basini acinca, bilal askere gidince, cok unlu bir sanatcimizin!!! annecigi vefat ettiginde ilk arayan devletin basi olmadiginda, filan demek lazim. O zaman da kiziyorlar. Bir gun mutlaka diyelim, ve bekleyelim hani omrumuz yeter mi onu da bilemiyorum. Ellerinizden opuyorum sevgiyle.

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 05.02.2009 20:19
Cevap :
Gözlerinden öperim canım.  18.02.2009 23:24
 

Günler öncesinden haber alınır, yandaşlara fısıldanır ve zamanında her şey hazır, pırıl pırıl... Teftiş dediğin baskın şeklinde olmalı... Kaleminiz daim olsun.

Ayten Dirier 
 05.02.2009 0:07
Cevap :
Teşekkür ederim Ayten Hanım. Bir Sağlık Bakanımız vardı. Kafasına kasket takar hastanelere baskınlara giderdi.. Ona Jet bakan demişlerdi. İnsanımıza kim yararlı olmaya kalkışırsa Allah onu çok seviyor ve yanına alıyor. Sevmediklerini de kırk elli yıl boyunca başımıza tebelleş ediyor. Ne diyebiliriz. Size saygılar sunuyorum.  05.02.2009 12:52
 

Sayın Hocam, dile getirdiğiniz konu yıllardır sürdürülegelen ve sinsice bu ülkeyi sarıp sarmalayan kanayan bir yaradır. Mahmut Makal'ın "Bizim Köy" de ve diğer eserlerinde yıllar öncesinde anlattığı olayların benzerlerinin 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hala ülkemizde yaşanıyor olması üzüntü verici ve düşündürücüdür. Makal'ı mahkum etmeye çalışan zihniyet bir nebzede olsa kendini düzeltme gereğini hissetmemektedir. Adam kayırmacılık, nemelazımcılık, ehil olmayanların ehil gerektiren görevlere "benim adamımdır" diyerek getirilmesinin sonuçları budur maalesef. Hiç bir yetkili görevinin gereğini yerine getirme gereğini hissetmeden üstünkörü geçiştirir bu tür denetlemeleri. Görevlerini harfiyen yapanları ise birtakım düzmece kurgularla yerinden ederler. Basını takip ettiğimizde görevini yerine getirenlerin defalarca sürgün edildiğini görürüz. Atanmışlar seçilmişlere olan vefa borçlarını yerine getirmek için olması gereken açıklamaları yapacaklarına yalan söylemekten kaçınmazlar.

Hüseyin Güzel 
 04.02.2009 17:52
Cevap :
Hüseyin Bey teşekkürler. Biz bu derdi uzun yıllar çekeceğiz. İnsanımız uyanıncaya kadar... Türk aydınlarına düşen görev, bu uyanma sürecini kısaltabilmektir, bence. Sevgiler, iyi günler.  05.02.2009 0:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 733
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster