Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1607
 

Bu gün dünden farklı değil

Bu gün dünden farklı değil
 

Görsel alıntı


Makamlar, mevkiler ve yetkiler kişilerin değil, tüm toplumun makam, mevki ve yetkileridir.

Kimileri makam, kimileri yetki, kimileri varidat, kimileri de güç nedeniyle insanları kendilerine kul etmeyi isterler.

Makamı temsil eden kişi ise, hep kısılan, mağrur, kurumlu, çalımlı, gösterişli olmayı arzular.

Vücut organlarını karşında eğik, isteyen makam sahibi, Benli ve lekeli olur. Bu istek insan onurunu yerlere, gururunu çöpe atmaktır.

Birde kendileri kula, kul olmak isteyenler var, Bunlar Allah’ın emanet ettiği ruhu bir başkasına satmış, kiralamış demektir.Satış ve kiralama bedeli dünya malı. 

Allah’tan başkasının huzurunda boyun eğmek, eğilmek, büklüm olmak, Onurlu ve Eşref-i mahlûkat için zül ( alçalma-düşkünlük- ayıplama ) olur. Dünya malına, dünya menfaatine tapma olur

Yaratandan başka hiçbir yaratılmışa kulluk edilmeyeceğini düşünmeden, Yüce Allah karşısında aciz ve yetersiz bir kul olduğunu ortaya koymaktır.

Kula biat etmeyi kabul edenler, Hürriyeti ve hür olmayı kaybetmiş demektir. Kul, kula yarar için, eğilip bükülmemeli, emre amade olmamalı, böyle yaşam kula yakışmaz.

Kula kul olmayı sevenler, beyaza beyaz, siyaha siyah yazarlar. Allah'ın yarattığı vücut organları yalnız Yüce yaratıcı Allah'a tazim ( Büyük sayma, saygı gösterme ) de bulunur.Sadece yaratıcısına eğilir, bükülür, secdeye varır, rükü eder. 

Elbette kulu kendilerine kul etme sadece makam, mevki ve yetki sahibinin tek taraflı isteği değil. Geçmişte bir siyasetçinin aracı önünde topluca eğilip, büklüm olanların hiç mi günahı yok. Kula kul olmak isteyenler daha fazla istek ve arzulu.

Yazık sana, eğilme Ey Onur, Vicdanın durmuş, acilen ayarı kur, / Öyle eğilme, bükülme kaldır

başını dik dur, / Bu yalanlar, hileler, eğriler, ikiyüzlüler, / Bu arsızlar, ayarsızlar, emre amade olanlar,

Dünya malı için eğilenler, bükülenler, / Bunlar bizden değil, bizim değil, / Ey Onur, sen, sadece seni

yaratana eğil.

Bir anı:

Bundan yıllar önceydi, Milletin makamında, makamı temsil eden ile birlikteyiz. Özel kalem müdürü içeri girdi, listeyi makamın önüne bıraktı gitti. Makam sahibi listeyi inceledikten sonra, Megafonlu telefonla filan gelsin dedi.

Gelenin elleri serbest, baş dik, vücut büklüm değil, sakin ve heyecansız. Belli ki onu gönderen de bir yerlerde makam, mevki, yetkili veya hatırlı bir kişi.

* Efendim beni filan gönderdi,

+ Haberim var,

+ Neydi senin isteğin,

* Efendim, Kurum değiştirmek istiyorum,

+ Neden,

* Orası yaşlı anne ve babama daha yakın, onlara bakmak için, ayrıca biraz da ücret artışı var,

+ Sen şimdi diyorsun ki kendi …….İlinin seçmen işini bırak bilmem nerenin seçmen işiyle uğraş,

* Hayır, Efendim öyle demek istemedim,

+ Lütfen, lütfen böyle konular için bizi rahatsız etmeyin ( kapıyı göstererek ) buyurun, buyurun.

Milletin makamında oturan kişi böyle parlamış, böyle alevlenmişti.

Geçici dünyanın makamları, mevkileri, yetkileri bazılarının özünü, kimyasını değiştiriyor. Bazıları da yaradılışın aksine kula kul olmayı istiyor. 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mehmet Bey. Aslında yoktur birbirimizden farkımız, ancak biz ... bankasıyız diyen bir banka reklamı aklıma geldi. Aslında farkı yaratacak nesneleri arayıp bulmak gerekiyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 20.12.2014 12:10
Cevap :
Kıymetli Mesut KARİP : Aslında bu gün dünden daha ileride, o günlerde kulluk bekleyenler vardı bu günlerde zorla kul olmak isteyenler sırada bekliyor.Gurur ile Onur yerlerde sürünüyor.Vah başımıza gelenler vah.Zahmet ettiniz,zaman ayırdığınız yorumda bulundunuz teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Sağlığınızı ve mutluluğunuzu diliyorum.  20.12.2014 13:18
 

Elbette ki makamlar “Hancı,” işgal edenler “Yolcu”dur. Hâl böyle de olsa kişi o makamın sonsuz sahibi sanabilir kendini. Osmanlı’ya kulluk eden fakir milletin bir menfaati yoktu oysa bugünün kulları çıkarları uğruna el etek öpüyorlar! Aynı blog resminizdeki gibi. Belki her zaman böyle ayyuka çıkmaz; ama bu düzen değişir mi, değişmez! Semra Hn’ın “Papatyalar”ını unutmadık! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 19.12.2014 7:02
Cevap :
Kıymetli Ata Kemal Şahin: Siz tarih yada dönemi de tahmin ettiniz.İşte o tarihte alevlenen ve parlayan zatı-muhterem daha sonraki yıllarda Adilcevaz Bastonu ile yürüdüğüne yine şahit olmuştum.Her gecenin bir sabahı, her sabahın bir gecesi olduğu gibi.Yine yazdığınız gibi bu dönemde parlama, alevlenme ve insanları kendilerine kul etme istek ve arzusu daha yaygın hale gelirken, dünya menfaati için kul olmak isteyenlerin sayısı artı.Bu düzen değişmez,çünkü yılların getirdiği alışkanlık terk edilmez.Saygılar sunuyorum.Sağlığınızı ve mutluluğunuzu diliyorum.   19.12.2014 8:04
 

Başakların içi dolu olanıdır ki boynu bükük durur...Boş başak dik durur...Dünya tarihi incelendiğinde, gönüllerde iz bırakan ünlü devlet adamlarının hepsi mütavazı halleriyle; Çelebi kimlikleriyle bugün saygıyla anılırlar.Asil azmaz; bal kokmaz...Mustafa Kemal'in, Gandi'nin,Kenedi'nin, bugün saygıyla anılmasının nedeni de budur. İnsanlar, ne ekerlerse onu biçeceklerdir.Önemli olan şanlı ve temiz bir mazi bırakıp evlatlarının da açık alınla dolaşmalarını sağlamaktır.gerisi fasso...fisso...Mehmet Bey, tebrikler...Selamlar...saygılar...

Mesut Selek 
 14.12.2014 23:54
Cevap :
Kıymetli Hocamız Sayın Mesut SELEK: Hocam biçarenin biçare yazısı sizin bu çok anlamlı yorumunuzla nakışlandı.Maalesef bazıları huzurlarında eğilmeyi, bükülmeyi arzularken, bazıları da bükülmeyi, eğilmeyi adet haline getirmişlerdir. Evet siz yine özlemle anılan Mustafa Kemal Atatürk'ü, Gandi ve Kenedi gibiler ini bizlere hatırlattınız.Hocam sadece sıfatla insan olunmuyor. İnsan içinde insanlık ilişkileri için yararlı bir hazine de olmalıdır.Zahmet, zaman ve yorumunuz için teşekkür ediyorum.Her daim saygılarımı sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   15.12.2014 4:00
 

Sağol Burakgazi, tecrübe konuşuyor.. Onca yılın deneyimleri boşa değil. Ağzına sağlık. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 14.12.2014 23:05
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz Sayın, Erdal CEYHAN : Hocam özür diliyorum, inanın tecrübeyi de, burada yazmayı da sizden çok şeyler öğrendik.Hiç kimseden daha fazla tecrübeli diye bir hesabın içinde olmadım ve olamam. Çalıştığım dönemde açık olan odamın kapısını yaşlı biri kapıya vurmak suretiyle içeri girdi, başvurusunu henüz bana uzatmadan eğildi, büküldü" Öyle yapma diye uyardım" yaşlı adam bana baktı sizin için eğilmedim dedi. Peki, kim için eğildiniz" dediğimde yaşlı amca " Duvarda Atatürk resmini gördüm Atatürk'ün ve devletimin hatırası için eğildim dedi. Yaşlı amcayı koltuğa davet ettim kahve ikram ettim, başvurusunu havale ettikten sonra elini öperek uğurlamıştım.Erdal Hocam ben yüzme bilmiyorum beni Deryaların derinliklerinde yüzdür-meyiniz boğulurum.Saygılar sunuyorum.Hep sağlığınızı ve mutluluğunuzu diliyorum.   15.12.2014 3:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 609
Toplam yorum
: 7065
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1926
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster