Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '20

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
30
 

Bu Günlerde Hiç Tadım Yok

Bu Günlerde Hiç Tadım Yok

 

Bu günlerde hiç tadım yok

İçimde nedensiz, tarifsiz bir bungunluk

Bir türlü atamadığım bir sıkıntı var

Kendi içimden çıkıp gitmek istiyorum

Nereye ve nasıl olduğu önemsiz

Odamdan, evimden, bu şehirden

Sınırları aşıp gitmek geçiyor içimden

Hiç kimsesiz, tek başıma gitmek

Gideyim diyorum bilmediğim yerlere

Belki yüksek bir dağın karlı zirvesinde

Belki de bir yabancının kulübesinde

Kendimi bulurum oralarda bir yerde

Neredeyse nerede, hiç önemli değil

İçimdeki sıkıntıyı dağıtacak bir şey

Dünyanın bilmem hangi coğrafyasında

Önemsiz, varlığını bile bilmediğim

Belki de içten gülümseyen bir yüz

Duymadığım bilmediğim bir dilde

Belki samimi bir kumusta, chao, ahoj’dir *

Beni bana verecek olan mucize

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Sabahları işe gitmek istemiyorum

Sevmediğime gülmek istemiyorum

Zoraki tebessümler ve selamlar

Nezaket dedikleri riya, iki yüzlülük

Çıkarların çatışması ve ittifaklar

Varlıklarına zor tahammül ettiğim

Yüzüne tüküremediğim kişilere

Pişmiş kelle gibi nezaketen sırıtmalar

Her şeyi profesyonelce planlayan

Kendi gibi olamayan insanlardan

Bıktım, usandım, yalanlarından

Kaçmak, bırakıp gitmek istiyorum

Duygularımı siz anlayabildiniz mi

Siz de anlayamadınız beni değil mi

Beni zaten kim anladı ki, hiç kimse

Beni ben bile anlayamadım hâlâ

Bu nedenle de benden kaçmalıyım

İçimdeki sıkıntı canavarından

Ve riyakârlıklardan kaçmalıyım

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Kimseler teselli edemiyor beni

Bir dosta gitsem, bulamıyorum

Oturup bir kadeh bir şeyler içsem

Dostlar çakal olmuş, kalamıyorum

İnsanların aklı fikri hep değişmiş

Herkes herkesten farklı düşüncede

Her insan kendi çıkarları peşinde

Kimsecikler yaralı parmağa işemiyor

Arkadaş aç mısın tok musun demiyor

Cümle âlem menfaate gark olmuş

Âdemoğulları ademiyete aldırmıyor

İnsanlık yerlere düşmüş, çamurda

Kimseler elini uzatıp kaldırmıyor

Bu günlerde ben çokça sabırsızım

İyice sıkıldım, kimseye sabrım yok

Çabuk kızıyorum, çokça kırıyorum

Bir şey var düşüncelerini kemiriyor

İçimdeki ben miyim hiç bilmiyorum

İnanın kendim kendimi anlamıyorum

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Hiç renkli değilim bu günlerde

Siyahla gri arasında dolanıyorum

Ha karardım ha kararacağım

Ya da karanlıklara karışacağım

Ahh şafak bir gözünü açsa diyorum

Kararan dağların arkasından, ufuktan

Karanlıkları delerek bir bakıverse,

Beni, aklımı ve ruhumu aydınlatsa

Sıkıntımı ışıl ışıl bir aydınlığa gömse

Başımı kaldırıp da serin şafağa baksam

Uçsuz bucaksız bir mavilik görüversem

Bulutları görüversem gri, beyaz ve yağmur

Bir yağmur yağsa diyorum damla damla

Kendimi bir damladan bile aciz görüyorum

Yaşamak için sebebim, bir amacım yok

Bu şehirde böyle rezil yaşayasım yok

Bazen hiç sebepsiz kaçasım geliyor

İçimde ölüm korkusu hüküm sürüyor

Sonbaharda bir Eylül günü ölesim geliyor

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Diyorum ki, biri çıkıp bana gelse                     

Senin içindekiler, bende de var

Ben seni çok iyi anlıyorum dese

Elimi tutup benimle sırra yürüse

Beni alıp başka diyarlara götürse

Olmaz ya, haydi hatayla oldu diyelim

Gözlerime ışık verip gönlüme girse

Beni annemden çok sevdiğini söylese

Kandırıp, aldatıp bana hükmetse

İçimdeki sıkıntı bir anda bitiverse

Söyleyin bana bunun adına ne denir

Bu bir aşk mıdır yoksa mucize midir

Siz ne derseniz deyin, önemli değil

Bence bu ya rüya ya da olmaz hayaldir

Böyle dalıp dalıp nerelere gidiyorum

Gittikçe kendimden gidesim geliyor

Gitmek fakat nereye, bekleyenim mi var

Ne dertleşecek bir dost kapısı açık

Ne de beni koynuna alacak yar yatağı

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Kendimi hiç iyi hissetmiyorum

Kâh efkârlıyım kâh hüzünlüyüm

İçimde bir heves var, özlüyorum

Özlediğim kimdir nedir bilmiyorum

Bilmediğim garip duyguların esiriyim

Farklı duygularla dolup taşıyorum

Bilemezsiniz ben neleri yaşıyorum

Sanki, birden bire kopup ağlayacağım

Sıkıntılarım akıp gidecek, boşalacağım

Ah, ah akıp giden çaylar gibi mi olsam

Yoksa atlasam deli çaylara, boğulsam

Ya da seyyah gibi yollara mı vursam

Arayıp bir gonca gülde kendimi bulsam

Dağ başında huzurla otursam, dursam

Gurbet ellerde dermanı nasıl bulayım

Yaylalarda güzel ceylanlara mı bakayım

Pınarın başında güzellere mi sorayım

Sorayım da başımı derde mi sokayım

Ben bu onmaz derdimi kimlere satayım

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Arkamdan, bir şeyler konuşuluyor

Yüzüme söylenmeyen kirli fısıltılar

Dudaktan kulağa doğru uçuşuyorlar

Girip çıktığım kapılar bile gıcırdıyor

Kendime diyorum, hiç oralı olmayayım

Kimseyi kaale almayayım, diyorum da

Getirip gözümün içine sokuyorlar

Ben diyorum ki benim derdim çok

Başıma bir dert de onlar açıyorlar

Bu günlerde hiç keyfim yok

Her şey üstüme üstüme geliyor

Herkes bana karşı anlaşmış gibi

Kendimi kimseye anlatamıyorum

Halimi gönüllere arz edemiyorum

Çıkayım diyorum dağlara taşlara

Halimi diyeyim hayvana haşeraya

Gönlümü vereyim doğaya havaya

Dolanayım dağda, kırda, bayırda,

Kaçayım diyorum uzak diyarlara

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Geceler karabasan gibi çöküyor

Uyumak dersen, uzak bir hayal

Yatağım Hint fakirinin yatağı

Yastığım sanki hardan yapılmış

Geceler bana dar, daral geliyor

Kara geceler bana haram geliyor

Sabaha karşı tüm yaralarım ağlıyor

En çok da göğsümün yarası yakıyor

Aha şuracıktaki ağrı beni dağlıyor

Siz bilir misiniz sol göğsün ağrısını

Ne kadar bilirsiniz yürek yarasını

Hiç dinmeyen sızıları bilir misiniz

Ne zalımdır, bir zalimin yürek ağrısı

Siz kanayan yaraları sever misiniz

Kanayıp duran yaraları kim severki

Çabuk iyileşiveren yaralar varken

Ben seviyorum işte, iyileşmeyen

İçimde yanıp duran, sönmeyen

Ne olduğunu çözemediğim şeyi

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Ama bilmezsin neden tadım yok

Sorsan da sana söyleyemem ki

Söyleyemem içimdeki dünyayı

Kimse bilmez sen anlayamazsın

Her gece geç saatlerde bana

Kedi adımlarıyla bir nefes gelir

Girer koynuma usulca sokulur

Göğsüme başını koyar da uyur

Uykusunda başka isim sayıklar

Rüyasında kimler vardır bilinmez

İstenmeyen rüyaya zorla girilmez

Uyurken sezer mi kalbimin sesini

Gözler kim bilir kimi görür rüyada

Rüyada olmayan olmaz ki hülyada

Birlikte kurmalı aynı hülyayı

Beraber yaşamalı yalan dünyayı                              

Bir bedende iki ruh olmalı da

Aynı can iki bedende de yaşamalı

Ben bir bedende yarım yaşıyorum

 

Bu günlerde hiç tadım yok

Şansım hiç yaver değil bana

Besbelli benimle oyun oynuyor

Ne yaparsa yapar, karışmıyorum

Kendimi kaderime bırakıyorum

Bu yüzdendir çektiğim acılarım

Bu yüzdendir yürekte sancılarım

İç sıkıntılarım, sebepsiz hırçınlığım

Hep aynı sebepten kabarmalarım

Karadeniz gibi sağnak yağmalarım

Bu günlerde hiç tadım yok

Tadım da yok hiç tuzum da yok

Yalan dünyada huzurum da yok

Bir gün bana gelecek biliyorum

Huzurunu içimde hissediyorum

İçimdeki sıkıntının sebebi sensin

Sen gel de bana huzur da gelsin

Tadım da gelsin tuzum da gelsin

Sen gelirsen gönlüme mutluluk gelir

Sen gel de bana bayram gelsin

 

(kumusta-filipince), (chao-vietnamca), (ahoj-çekce)

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 206
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 44
Kayıt tarihi
: 10.09.18
 
 

 50 yıldır Lacivert Kanarya. Sonsuza kadar Özgür Kanarya ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster