Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '06

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
4749
 

Bu halk sizin halkınız, halkınıza eziyet etmeyin...

Bu halk sizin halkınız, halkınıza eziyet etmeyin...
 

Cep telefonlarının, ceplerimizde yeni yeni yuva yapmaya başladığı günleri hatırlayalım hep beraber… Her kırmızı ışıkta ferma modunda bir memur. Her cadde girişinde yolun ortasında eli telsizli bir gözcü. Çevre yolları ve bağlantı yollarında, güvercini arayan şahin edası ile araçların arasında sinsi sinsi slalom yapan motorsikletli ekipler…

Aracınızı kullanırken çalan telefona bir “ alo ” demek için veya “ şu anda araç kullanıyorum, ben seni daha sonra ararım ” diyebilmek için ödediğimiz paraları hatırlayan var mı? Hepsi son kuruşuna kadar helal olsun, Devlet baba sağ olsun... Yasak idi, alo dedik, büyük suç işledik, parasını da ödedik.

Geçen zaman içerisinde kanunun değiştiğini duymadım. Araştırdım, o gün yasa neyse bu gün de o. Çok merak ediyorum, o günden bu güne ne değişti?

Her özel araç şoförünün eli kulağında cep telefon görüşmesi yapıyor. Her minibüs şoförü, her taksi şoförü. Daha ilginci her ekip otosu şoförünün eli kulağında cep telefonu görüşmesi yapıyor.

Bir eli ile motorsikletini sürerken diğer eli ile cebinden telefonunu çıkartarak konuşabilen Yunus’larımızı gönülden tebrik ediyorum. Onlar aç kalmazlar. Her sirk onlara iş verir.

Kanunlarımızı moda edası ile uygulaya koyarak günü geldiğinde onları görmemezlikten gelebilen T.C. Emniyet Müdürlüğü, Trafik Şube Müdürlüğü yetkililerine sormak isterim. O günden bu güne ne değişti?

Araçlarını sürerken telefonla konuşanlara ceza keselim modası ve emniyet kemeri takmayanlara ceza keselim modası güncelliğini yitirdi. Şimdi, “artık araçlar seyir halinde iken durdurup ehliyet sorulmayacak” beyanlarına inat olsun tarzında uygulanmaya başlanan çevirmeler ve aramalar modası var. Yetmiyormuş gibi birde kimlikler toplanıp GBT listesinden kontrol ediliyor, sonra teker teker geri dağıtılıyor. Çoğu zaman görevli memur, yaptığı eziyetin tüm farkındalığı ile kimliği uzatırken “Kusura bakmayın efendim. Vazife işte” sözleri ile vatandaşın yüzünde asılı duran memnuniyetsizlik ifadesini değiştirmeye gayret ediyor. Sonuçta, yirmi dakikalık zaman birdaha geri gelmemek üzere geçmiş zamana karışıyor…

Sabah işe gidiş saatlerinde ve akşam eve dönüş saatlerinde itina ile organize edilen bu uygulamarın ne tür bir halk düşmanı tarafından düzenlendiğini merak ediyorum.

İstanbul trafiğinde bir yolcunun 20 dakikasını cebren elinden alan uygulamanın mimarına sesleniyorum. Bu halk sizin halkınız, halkınıza eziyet etmeyin... İmkanlarınızı halkınızın refahı istikametinde kullanın. Böyle bir uygulamaya izin vermekle kendinizi halka hizmet etmiş saymayın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle geçmiş olsun! Ben geçmişte iki kez panik atak geçirdim ve şuana kadar anlatmış olduklarınızın hemen hemen hepsini yaşadım. Şuan kafam karışıyor acaba sizmi panik atak yaşadınız benmi kalp krizi geçirdim? Tabiki komik oldugu için bu şekilde sordum fakat gercek bir yanıda var anlayacaganız gibi. Sadece kalbimde bir sorun bulunamamış olması fakat sizin bir sorun bulunmuş olmasımı (?) acaba aramızdaki yegane fark? Ama bazı kalp krizlerindede kalbin negibi bir sorunu oldugu tespit edilemeyebiliyor zannedersem.

botan dolun 
 13.10.2006 20:14
Cevap :
Bu konuda uzman değilim, doğru cevap için daha çok bir kardiyoloji mütehassısına sormak gerek kanaatindeyim. Size de büyük geçmiş olsun. Yazımı okumak ve yorum yazmak için vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.  14.10.2006 18:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 125
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 4582
Kayıt tarihi
: 09.09.06
 
 

1968 yılı Ocak ayında Bursa'da doğdum. Çiftçi bir babanın iki erkek çocuğundan biriyim. Askerliğim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster