Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
269
 

Bu memleket bizim, Nazım bu memleketin

Bu memleket bizim, Nazım bu memleketin
 

Nazım Hikmet Konseri - BAYRAKLI


İnsanların hep bir ağızdan şarkı söylemenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu yaşayanlardanım. Bayraklı Belediyesi Türk halk müziği korosundaki 30 kişiden biriyim.

Ben dahil katılan herkes için bir yaşam biçimidir korolar.

Ortaklar öğretmen okulu öğrencisiyken müzik öğretmenlerimizin kurduğu korolarda görev yapmıştım.Hayata dair bir çok şeyi korolarda öğrendim, ailemin bile kimi zaman veremediği ya da anlatamadığı şeyleri orda anladım , yaşadım..
Kendimde olan müzikal başarıları orada kovalamaya çalıştım .
Birlikte yaşamayı, birlikte güzel şeyleri oluşturmayı öğrendik korolarda.Takım ruhu ne demek onu anladık. Sadece müzik değil, bir çok şey paylaştık korodaki  arkadaşlarımızla.
Duygu insanıdır koristler..

15 Ocak 2012 Pazar gecesi Bayraklı Belediyesi  Türk halk müziği korosu olarak  Vatan şairi Nazım Hikmet’in doğumunun 110.yılını kutlamak için Tepekule  Kültür ve sanat merkezi Anadolu salonunda toplanan  Bayraklı’lı  400 hemşehrimizin  karşısındaydık. Şefimiz Özge GÖKÇE ERDİNÇ yönetiminde büyük şairin eserlerinin de bulunduğu türküleri vatandaşlarla hep bir ağızdan seslendirmeye başladık.
 

Karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?

Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.

Diyerek başladık konserimize. Nazım Hikmet Anadolu salonuna girmişti ve salondakileri yerden selamlıyordu.Salonun en ön sırasında oturan  çok sevdiği dostlarından Hıfzı TOPUZ’la  göz göze geldiler. Nazım Hikmet ile birlikte uzun yıllar dostluk kuran gazeteci Hıfzı Topuz da büyük şairin doğum gününde onu yalnız bırakmamıştı.
 Bugün efkarlıyım açmasın güller
yiğidimden kara haber verirler
demirden döşeği taştan sedirle
r
yiğidim aslanım burda yatıyor.

ne bir haram yedim ne cana kıydım
ekmek kadar temiz su gibi aydım
hiç kimse duymadan hükümler giydim...
yiğidim aslanım burda yatıyor...


Ezgisini tüm salondakilerle birlikte söylerken, koromuz başarıyı kovalamaya başlamıştı.Hiç kimse duymadan hükümler giyen insanlarımızı düşünürken ilk solo şarkımıza sıra geldi. Koromuzun genç bayanlarından ikisi tarafından düet biçiminde seslendirme başlamıştı.

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Salondakiler artık NAZIM’ı aralarına almışlar dost sıcaklığıyla şarkılarını birlikte söylüyorlardı.

Camların arkasında gece ve kar
Beyaz karanlıkta parlayan raylar
Umutsuz çaresiz sallanan eller
Kavuşulmamayı anlatıyorlar
 
Bir türkü söylüyorlardı içerde
Bu giden kardeşimin türküsüydü
Arkadaşlar bakmayın gözlerime
Bu milyonların gerçek öyküsüydü

İzmir’li konuk sanatçımız  Yolcu BİLGiÇ sazını  eline alıp telerine vururken yine hep bir ağızdan  söylemeye başladık.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
 

***********************

Seni dünya paylaşamıyor
Şiirlerin bin dilde
Seni senden okumak var ya
Seninle aynı dilde 

***********************

Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz


Nazım Hikmet için düzenlenen özel Konserin özel konuğu olan  Hıfzı TOPUZ konserin sonunda  sahneye çağrıldığında  sözlerine ‘Nazım bundan 87 yıl önce geldiği İzmir'de zindan hayatı yaşadı' diyerek  başladı. Nazım Hikmet, "Moskova'dan Türkiye'ye geldiğinde aranıyordu. Tabi haliyle İzmir'de de aranıyordu. Burada Şimendifer Derneği'ne ait bir evde dört duvar arasında yaklaşık bir ay boyunca zindan hayatı yaşadı. İzmir serüvenini kapalı bir odada geçirdi. Dışarı çıktığı ender anlardan birinde de köpek ısırdı. Hastaneye gitse yakalanacak. Gitmese kuduz olacak. Ölümü göze aldı ve gitmedi" dedi.Akşam Gazetesi'nde yazdığı  yıllarda arkadaşlarından sürekli Nazım Hikmet'i dinlediğini, onun şiirlerini kendi aralarında gizleyerek kopyaladıklarını belirten hıfzı TOPUZ 

"Nazım ölmedi, yaşıyor" diyerek sözlerini tamamladı.
  
Nazım Hikmet anılarının ardından sahneye Gazeteci Yazar Okan YÜKSEL çağrıldı. Yüksel seslendirdiği Nazım Hikmet şiirleriyle izleyicileri büyüledi.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1525
Kayıt tarihi
: 20.12.10
 
 

Ortaklar ilköğretmen okulu-İzmir yüksek öğretmen okulu-Ege Üniversitesi Fen Fakültesi mezunuyum. 20 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster