Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1620
 

Bu millete plan değil pilav lazım

Bu millete plan değil pilav lazım
 

Pilavı, Plana tercih etmek.


1960'ların sonlarına doğru yapılacak bir genel seçim öncesinde CHP Türkiye'nin planlı bir gelişime ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve yeni 5 yıllık kalkınma planları hazırladıklarını ve iktidara geldikleri takdirde, cumhuriyet'in ilk yıllarındaki gibi hızlı bir atılım hamlesi gerçekleştirmeyi planladıklarını açıklamıştır. Bunun üzerine, Demirel “halk plan değil, pilav istiyor” demiştir. Bu ifade, Halk ne istiyor sorusuna, CHP'nin planlı kalkınma önerisine, AP’nin o dönemdeki, cevabi olarak kısa ve basit bir yaklaşımıdır. Sonuç; adalet partisi seçimleri kazanmıştır.

Süleyman Demirel, o dönem her şeyin planlı bir şekilde yapılmasını savunan CHP'ye karşı, bu sloganı kullanmış, bu söylemi ile planlı olan her şeyin komünist işi olduğunu ve halkın laf salatasına değil, yiyeceğe ihtiyacı olduğunu belirtmişti.

Lümpen, eğitimsiz, basit çıkarcı, ideolojik olmayan bir tabana oynayan oportünist sağ politikacıların hazır cevaplık kisvesi altında söyledikleri demagoji içeren bu tip slogan cümlelerine, ülkemizin insanlarının çoğunluğu sürekli teveccüh göstermiş, bu söylemler demokrasi tarih sürecimiz içerisinde, iktidar olmanın altın anahtarı durumuna gelmiştir.

Tarımda, sanayide üretim arttırmak için, yabancı sermayeyi ülkemize getirmek, enerji yatırımları ile tüm diğer yatırımları devam ettirmek, enflasyonu düşürmek, işsizliği azaltmak, GSMH’yı arttırmak, cari açığı azaltmak, Diş İşlerinde itibarımız arttırmak, birçok gelişmekte olan ülkeye örnek olmak, Özgürlükler arttırmak, demokrasimizi geliştirmek, Anayasanın daha çağdaş hale getirmek, üniversitelerimiz yurt sathında çoğaltmak, Yüksek Öğretimde kaliteyi yükseltmek, TOKİ ile herkesi ev sahibi yapmak, adaleti tesis etmek, Sağlık ve eğitimde çok büyük atılımlar gerçekleştirmek, Kürt sorununu çözmek, PKK terör örgütüne silah bıraktırmak, Vatandaşı borçlu değil, para içerisinde yüzüyor duruma getirmek, mutfağını ve kendisini zenginleştirmek, İhracatı arttırmak, ithalatı azaltmak, yerel yönetimleri markalaştırmak, Dev alışveriş merkezleri açmak, KOBİ‘leri geliştirmek, Esnaf ve zanaatkarı kar denizinde yüzdürmek, Nato’nun, Avrupanın ve Amerika’nın olumsuz planlarına karşı durmak, Dünyayı dize getirmek, Ülkemizi Müslüman ülkelerin hamisi ve İsrail’in korkulu rüyası bir ülke haline getirmek, Çalışanların ücretleri ile asgari ücret artırmak, sendikaları sonsuz desteklemek, çalışma hayatını önündeki engelleri kaldırmak, Tüketim maddelerinin fiyatlarını düşürmek, TSK’ni yeniden re organize etmek, imar planlarını düzgün yapmak, orta öğretimi yeniden düzenlemek,  üniversite kontenjanlarını ihtiyaca göre ayarlamak, ülkenin tüm alt ve üst yapı inşai faaliyetlerini bilimsel ve rasyonel akla uygun yapmak, olası doğal ve çevre felaketlerini önlemek için plan gerekir mi sorusuna, hayır! vatandaşa plan değil, pilav (günceli makarna) lazım diye cevaplıyor Ülkemiz siyasetçisi.

Peki kardeşim, "Altmış yıldır pilav yemekten bıkılmaz mı?" diye sormak lazım. Hoş, pilav da yiyemiyorlar ya neyse, konu bu değil tabii. Bu ülkenin; yarımlığının, yamalaklığının, gecekonduluğunun, töre cinayetinin, trafikteki canavarının altında yatan, hep bu lafı edenler ve buna inananlardır gibi geliyor, bana. Haksız mıyım?

Bu ifade, popülist bir sağcı zırvası gibi duruyor olsa da dönemin sınıflar arası ve sınıf içi mücadelesinin su yüzüne çıkmış ifadesi olan bir cümledir. Somutlanan ve halkın çıkarlarını savunuyor gözüken bu muhalif tavır, gerçekte sermaye sınıfının birinci beş yıllık kalkınma planına yönelik korkularını yansıtır. Nitekim bu korkular, bu planı hazırlayan ekibin tamamıyla tasfiye edilmesi ile sonlandırılmıştır.

"Bize plan değil pilav lazım" söylemine sımsıkı sarılan AP, parti programında planlamayı "ekonominin akla uygun idare edilmesi için gerekli bir araç olarak kullanılması" gerekliliğinden bahsetmekte herhangi bir sakınca da görmemiştir. Akla bu bir iki yüzlülük değil midir? Sorusu gelmektedir.

Soruyu hemen cevap verelim. El cevap; hiç de bile; kendi içinde son derece rasyonel bir tutumdur. Planlamanın belli bir yaklaşımını (yoksul sınıfların yaşam koşullarını iyileştirici niteliği ağır basan) tu kaka edilirken, diğer türlü bir yaklaşımı (hür teşebbüsü gelişmesine vurgu yapan, sermayeyi, işvereni destekleyen) kabul görebilir.

Ayrıca, Demirel ve Demirel tipi liderliğindeki partilerin Ülkemizde seçimleri kazanıp iktidar olması, bu yaklaşımın kabul gördüğünün de kanıtıdır.

Sanırım bana da afiyetler olsun, demek düşer.

Nizamettin BİBER

Uzman İnşaat Mühendisi 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Çok haklısınız. Halk kendini nasıl görüyor ise ona uygun bir rejim istiyor. Anadolu halkının bu tercihi kendini yansıtıyor. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 21.07.2012 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2670
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster