Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
203
 

Bu ne şiddet ne celal!

Bu ne şiddet ne celal!
 

Böyle bir dayak yediniz mi?


Hiç hoşlanmadığım bir konuda ilk kez yazıyorum. Yıllardır gündemde kalan bir konu, dayak. İlişki denilince hep iki cins arasındaki bağ düşünülür.  Şiddet uygulama sadece iki insan arasında değil, insanın içinde bulunduğu her ortamda ortaya çıkabilir. Hayvanlara, doğaya karşı da suçludur insan.

 Sil baştan yapıyorum yine, geçmişe yolculuğumda, bir tablo var önümde. Bir ağaç altında Adem, hayatın yükünü taşımaya çalışıyor. Ağaç meyve veriyor, çünkü kökü toprakta. Adem  buna heves ediyor, çoğalmak istiyor ve gücünün bir kısmını harcaması gerek. Ağaç gibi toprağa akması, meyve verip kök salması gerek. Bu heves, heva ve Havva' ya dönüşüyor. Erkeğin gücünü azaltıyor kendinden ayrı biriyle olmak arzusu, ama bunun neticesinde çoğalacak ve Adem den insanlar türeyecektir. Böylece de kendibaşına kurumayacak, devam edecektir  nesli.

 Düşüncelerimin başıboşluğu özgürlüğün keyfini çıkarsın diye, masal gibi sunarken, bir toplamayı sağlar gibi ,sağlamasını yapıyorum yine de. Yaratılış nakillerinde kutsal kitaplarda Adem ve yasak meyveden bahsedilmiyor mu? Pekala Kuran' da " KADINLAR SİZİN TARLALARINIZDIR, DİLEDİĞİNİZCE EKİN " anlamlı ayetler yok mu? Toprak Ana ile  Adem Baba ya pek saygısızlık etmiyorum umarım. Pekala, Bir bedende çift cinsiyetli olan insanlar yok mu?

 Şiddet; bir anlamda kuvvet gösterisi demektir. Neden insan muhabbetle arzuladığı bir şeyi sonradan ezmeğe, yok etmeye kalkar. Neden barış ve kardeşlik türkülerini sevgiyle söyleyip yaşamak varken, birbirine düşman kesilir. Bırakın düşman olmayı, sevdiklerine eziyet eder. Çünkü insanın doğasında bu olmuş.

 Sevgi vardı ilk başta, muhabbetin tadı başka dönüşmüştü hem aşk' a. Aşk iki kişilik her zaman, ama çoğalınca oldu halleri duman.. Çünkü meydana geldi bir kız oğlan. Birken iki olmak böyle ama ya iki kere iki ve ve üsleri, çoğalıyordu nesilleri. Çokluk ile  azaldı tokluk. Daha iki kardeş iken Habil ile Kabil benim az senin çok derken, yok ettiler sevgiyi ve toprağı ilk kana bulayan iki erkek kardeşten biriydi. Erkeğin şiddeti ilk kez toprağı vurdu. Erkek düşmanı değilim ama bize anlatılan böyle.

( Ne zaman kaptırsam ilhama kendimi, kelimeleri nesirden nazıma kaçırır. Süsleme yaptığım sanılmasın)

 Erkeğin fiziksel gücü, ve şiddeti böyle başladı. Önce kendini, sonra toprağı yaraladı. Kadını yok edemezdi, çünkü onsuz üremezdi. Kadına kendinde olmayan bir  şey vardı, rahim. Bu Kuran' da esirgiyen, koruyan, taşıyan anlamıyla geçen, yaratıcının sıfatlarından biridir. Bu eksikliği bildiğinden, kendini güçlü gösterme çabasıyla en ağır işleri yüklendi. Kadın ise doğası nedeniyle hep esirgeyen, koruyan, fedakar, affeden oldu.

  Fazla yüklenmek istemiyorum fedakar babalara, vatan aşkıyla çarpışan kahramanlara. Sadece şiddetin kaynağını araştırırken ne gibi yanılgılarla, saplantılarla, çarpıtıldığını anlamaya, ve anlatmaya çalışıyorum. Eğer yerinde ve doğru kullanılırsa, yararlı olduğunu bile söyleyebilirim.

  Altı aylık bir bebeğin, bir yılanı boğduğunu duymuştum. Bunu sağlayan gücün sevginin gücü olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Çünkü yılan çocuğu kendisine hasım olarak görmüyordu. Benzer örneklerden biri de, bir konuşturma aşamasında  zalim tavırlı birine itirafçıyı  hırpalatırken,  ikinci kişinin  şiddet uygulayanı azarlayarak, sevgiyle yaklaşıp konuşturması gibi.

 Neden kadınlar hep ezilen kadın oluyor. Beterin beteri var bakın kaynakta neler olmuş? İnsanlar çoğaldıkça, kıtlık başlamış. Sen-ben ayrımı senin- benim kavgalarına dönüşmüş. Sevgi, barış, değerler değişmeye başlamış. Çünkü kadınlar habire doğuruyorlar, Dokuz ay yatıyorlar, iş erkeklere kalıyor, avlanmak ,ekmek ,dikmek erkekler bitap içten içe hitap. Buna bir çare bulmalı. O dönemde doğum kontrolu bilen var mı? Çıkıp içlerinden biri  diyor ki, Bu kadınlar çok bereketli ve de hareketli. Bunları durdurmalı. bir şeyleri haram kılmalı. Erkekler yanaşmadan nasıl durmalı? Çare ürkütücü, kız doğururlarsa gömmeli, erkek olanlar da uçkurunu dövmeli.

 Feleğin çarkı bakın nasıl ters dönmüş sonra, kızlar kurban edilince güya nufus planlaması yapıyorlar ya, güç kimde ise ferman onda. Kız kıtlığı başlayınca iki erkek bir kıza aşık olup ve iki erkek birbirleriyle kavgalarını yine kız yüzünden yapıyorlar. Çünkü bu dünya ne sade erkeklere ne de kızlara ait. bu kez erkekler çoğaldıkça bir yasa daha çıkıyor. Erkek doğuranları öldürün. Nasıl sa o dönemlerde Hz. Musa' yı kaçırmayı başarmış annesi. Daha sonrası içler acısı; Düşünün on tane oğlunuz var çok fazla birini kurban edeceksiniz. Allah korusun. Erkekler neslinizi yine bir acuze kadına borçlusunuz. Belki de bu yüzden gizli gizli yarı pişmanlık yarı düşmanlık, belki de geçmişin ahı çıkıyor kimbilir?

 Bir masal gibi de olsa böyle bildirildi neyleyim. Günümüzde herkes birbirini tokatlıyor. Dayak, şiddet kuvvet ve terbiye aracı değil Şiddet sadece karşı cinslere de uygulanmıyor. Doğuştan gelen bir şeyler var. Bir çocuk neden sokakta kediyi yakalayıp kuyruğuna teneke bağlayıp acı çektirirken zevk alır? Bir öğretmern öğrencisinin kulağını çekerken nasıl zevk alır? Bir baba kızına işkence ederken, bir evlat yaşlı ailesini sokağa atarken, bir anne bebeğini döverken, bir kişi koktuğu suçmuş gibi bir çiçeği hunharca yolarken neden zevk alır.

  Toplumda sağ duyulu insanlar bu konuda araştırma yapıyor, toplantılar düzenliyorlar. Bence şiddet uygulayan insan sağlıklı  değildir. Çünkü insan sevgiyle yaratıldı. Sevgiyle varoldu. Kadını hor görenler kendilerini doğurana baksınlar. Şiddet yanlısı dengesiz kişileri ayıklamak,  tedavi etmek gerekir. Bu alanda insanlık için insanları anlamak, kurtarmak hepimizin görevidir. Çünkü bu gibilerin evlatları da suç işlemeye meyilli, nefret dolu nesiller yetiştireceklerdir. Şiddet görenler, affetmeyin, katlanmayın,açıklayın. İlgili kuruluşlarla kurtuluşu sağlayın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 849
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster