Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
494
 

Bu ne vicdansızlık

Bu ne vicdansızlık
 

Bu haberleri ne zaman okuyamayacağız.

Her yer şiddetten kirlenmiş. İnsanlar madde bağımlısı, insanlar işsiz, insanlar cahil, insanlar güçsüze şiddet uyguluyor.

Yaşamların gerçek filmleri her gün gözümüzün önünde oynanıyor.

Kadınlar nedendir bilinmez çocuklarına eziyet edildiğini bilerek bir takım erkeklerle nikâhsız evlilikler yapmakta.

Hem de haberdeki anne ayaklarının üzerinde durabiliyor. Kadın çalışıyor erkek evde oturuyor.

Şiddete uğrayan çocuk 10 yaşında. Daha önce de şiddete uğramış tedavisi yapıldıktan sonra kendine şiddet uygulayan annesinin nikâhsız oturduğu erkeğe teslim edilmiş.

Haykırıyorum “Nerede sosyal devlet, yetkililer sizin çocuğunuz yok mu? Nimet Hanım okumuyor mu bu haberleri? Ne yapıyor? ”

Haber benim kanımı dondurdu.

“Adana'da, ilköğretim okulu 3. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki M.U. işkence yapılıp, tabanca ve bıçakla yaralandıktan sonra evlerinin önündeki boş arsaya terk edildi. Daha önce de dövülen ancak tedavisinin ardından ailesine teslim edilen küçük çocuk yoğun bakıma alınırken annesi M.U.’nun nikâhsız eşi Tayfun Demirtaş, gözaltına alındı. Milliyet Gazetesi 13.02.2007)”

Artık yeter şiddete son.

Bu Avrupa Yakasındaki Gafur tiplemesinin görevi ile olacak iş değil.

Milli Eğitim Bakanlığı adı altındaki bakanlığın tabelaları, logoları düzenlemesi ile olacak iş değil.

İçim sızlıyor, yüreğim yanıyor.

Annem bana “Çocuklarına bir fiske vurursan elin kırılsın” demişti. Bu çocukları dövenlerin annesi yok muydu?

Çocuğu dövülen annenin sözlerine bir bakın: “Kadın kuaförü olan anne M.U. da, ifadesinde "Tayfun madde bağımlısı. Zaman zaman şiddetli geçimsizliklerimiz oluyor. Ayrıldığım eşim Süleyman, Tayfun’u bıçakla yaralayıp cezaevine girdi. Tayfun da onun intikamını almak için oğlumu vurmuş olabilir. Ben olay sırasında evde değildim. Sabah oğlumu eşime bırakıp işe gitmiştim" dedi. Milliyet Gazetesi 13.02.2007)”

Sanki bu sözlerde çocuğunu değil de şiddeti uygulayan erkeği koruyor gibi. Acaba bu anne çocuğunu görünce ne yaptı? Suçluluk hissetmedi mi?

Bunları anlayamıyorum. Nasıl çözüm bulunabilir tüm bunlara eğitimden gayri.

Yıllar önce Karamürsel’de otururken böyle bir olayla karşılaşmıştım. Çocuğun annesi ölmüştü. Üvey anne her gün çocuğu babaya şikâyet ederek dövdürüyordu. Anneanne ile dede çocuğu yanlarına almak istiyordu. Baba vermiyordu hatta onları görüştürmüyordu bile. Teyzesi ve anneannesi ile çocuğun okuluna gidip çocuğu görüyorduk. O çocuk da 8 yaşındaydı ve her seferinde anneannesin gözündeki yaşları silip “Ben büyüyünce onların burnundan getireceğim. Sen ağlama ben dayanırım.” Diyordu ve çocuk büyük bir kinle büyüyordu. Şimdi nerededir o çocuk bilmiyorum. Ama o aileyi her düşündüğüm de içim sızlar. Çocuğun anneannesinin gözyaşlarını silmesi aklıma gelir.

Onlar bizim sevgimizin çiçeği soldurmayalım. Her mevsim dağlarda açan sarı çiçekler gibi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili hocam; Bu ülkede felsefe ve psikoloji hocası olması gerekenler matematik öğretmeni, Hapishanede olması gerekenler parlementoda, Okulda olması gerekenler, Tetikçi olursa. O çocuğun nerde olduğundan çok bundan sonraki çocuklarımızın nerde olacağını sorgulamak gerekir sanırım.

Kamber Güneş 
 13.02.2007 17:12
Cevap :
İşte sözün bittiği yer burası olsa gerek...  13.02.2007 23:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 222
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1308
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Matematik öğretmeniyim. Liselerde okutulan MEB Talim Terbiye Kurulundan onaylı matematik ders kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster