Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '20

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
151
 

Bu Oyuna Gelmeyiz!

Geçtiğimiz yıllarda sinek avlayan tiyatro salonları, son dönemde tıklım, tıklım doluyor. Eskisi gibi değil, tiyatro artık para kazandırıyor.  Ankara, İstanbul, özel, devlet, fark etmiyor. Televizyondan ve sinemadan sıkılan izleyici, tiyatrolara gidiyor. Pek çok fırsat indirimi ile oyunların bilet fiyatları hesaplı sayılabilir zaten. Görünüşte her şey yolunda gibi değil mi?  Değil işte… Dost acı söylermiş... Seyirci ilgi gösterdikçe oyunlar basitleşmeye, hatta kötüleşmeye başladı. Kelli ferli nice tiyatro var ki, oyun diye ortaya konan işler, ilkokul müsameresi izlemişsiniz gibi, hayal kırıklığı içinde salondan ayrılmanıza neden oluyor. Harcadığınız zamana mı üzülürsünüz paraya mı, emeğe mi, seçin seçebildiğinizi… İsteyen üzerine alınabilir. Ne devlet ne şehir ne özel tiyatro ayrımı yapmadan çok açık biçimde ifade ediyorum ki, böyle eften püften, kötü oyunlarla seyircinin karşısına çıkmaya devam ederseniz çok kısa süre sonra şimdi salonları dolduran seyircilerin o salonları boşalttığını da göreceksiniz. Tiyatro sanattır. Emek ister, ciddiyet ister, sabır ister. Yerinizde olsam seyircileri bu kadar aptal yerine koymazdım. Onlar kaliteden anlamaz, önüne ne konursa izler, hatta kibarlık olsun diye sizin berbat performansınızı bile sürekli ayakta alkışlar zannetmeyin. Geldikleri gibi gitmesini de bilir bu seyirci. Sizi o birbirine benzeyen, seviyesiz 15 günde kotarılmış gibi duran kötü oyunlarınızla baş başa bırakırlar. O zaman kendiniz çalar kendiniz oynarsınız. Hele Devlet Tiyatroları, büyük ödeneklerle, iyi oyunlarla sizin kötü oyun koymaya hiç hakkınız yok. Ununuz var, şekeriniz var, deneyiminiz var ama ortada helva yok, onun yerine tatsız tuzsuz ne olduğu anlaşılamayan bir dolu garabet var. Geçenlerde gittiğim oyunun tek iyi yanı dekoru idi. Yazık değil mi? Hem özel hem kurumsal tiyatrolarda arada iyi oyunlar sahneleniyor ama bunların da sayıları gitgide azalıyor. Eskiden tiyatroya giderken zevk alırdım, şimdi neredeyse gitmek istemiyorum. Sanki oyunu ben sahnelemiş, ben oynamış gibi bir de misafirime yaşattığım zaman kaybının mahcubiyetini hissetmemek için arkadaşları oyunlara davet etmekten çoktan vazgeçtim. Kimseyi kötü oyunlara kurban etmek istemiyorum, kendimi bile. Ey tiyatro ahalisi, nerede eski oyunlar dedirtmeyin bize. Bu sadece seyirciye değil, tiyatro sanatına da, bu sanata emek vermiş geçmişin kıymetli isimlerine de saygısızlık. Tiyatro sahnesi sanat yapılması gereken yerdir, bunu yapamayacak iseniz boşuna paramızı da zamanımıza beklentimizi de sömürmeyin, şurada bir tiyatro zevkimiz var onu da berbat etmeyin. Hani Shakespeare, “Dünya büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes bu sahnede rolünü oynar, rolü bitince de bu sahneyi terk eder” diyor ya, seyirciyi bu kötü oyunlara maruz bırakmaya devam ederseniz, onlar sizin rolünüzün bitmesini beklemeden salonu terk edecek, haberiniz olsun. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’ne şurada ne kaldı? Demedi demeyin…Biz bu oyuna gelmeyiz!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 58
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1150
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Tür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster