Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
623
 

Bu rezalete müstahakım, hakkettim!

Bu rezalete müstahakım, hakkettim!
 

Biz biliyoz da mı yazıyoz?


Kahvaltıda illa ki maydanoz yiyen insana çok büyük saygım var, neyse bunu başka bir blogda ele alırız. Neticede çayır-çimen de olsa roka-tere de olsa yeşillik seven insan kendi içinde güzel bir insan. Yalnız roka-tere benzeri yeşilliği yeşili çıkana kadar yıkayıp, sirkeye yatıran insanın teni vernel kokuyor onu söylemek isterim. Blog, başka bir girizgâh bulamadığım için böyle bir şey yazma ihtiyacı duydum, “yazılmasa da olurdu dediğini” ama çok şaşırmadığını tahmin ediyorum.

Blog, benim şimdi biraz tuhaf korkularım var. Misal İstanbul’dan aşırı korkuyorum. Tamam büyük şehir her yabancı biraz ürker filan ama benimki öyle değil, paranoya sınırlarını zorlayan bir korku. Benim İstanbul’da yaşayan arkadaşlarım ara sıra -hatta bu korkumu fark ettikten sonra sık sık- beni İstanbul’a davet ediyolar. “Gel sen yediriz, içiriz, giydiriz, nevizade’ye filan götürüz” diyolar. Fakat ben gidemiyorum ne bileyim ben sanki benim orda organlarımı filan çalarlar gibime geliyo, aşırı korkuyorum. Misal, ben böbreklerimi filan çok seven insanım, iki böbreğin ikisi de bir ama sağ böbreğimi biraz daha fazla seviyorum yani onunla daha bi iyi anlaşıyoruz, daha bi hukukumuz var gibime geliyor. O nedenle İstanbul’a hiç gidesim gelmiyor gelemiyor.

Pudra şekerli kurabiye yerken boğulma tehlikesi geçirebilen insana bakış açım çok farklı, ben o insana bilim adamlarının olgunlaşmamış (ham da denir) cennet hurması yedirip deney yapması taraftarıyım. Ölmezse bile sakat kalıcağına hiç kuşkum yok, şımarık zengin O.

Kış mevsiminde inceden dekolte yapan hatun daha bir dikkat çekici oluyor, yazın bu tür enstantaneleri bol bulamaç görmeye alışmış er kişi beyni, kışın karşılaştığı bu nadir cazibe karşısında şöyle bir duralıyor. Uzun süre hareketsiz duralıyan er kişiye, dekolteli hatun’un “ne bakıyon be hiç mi kadın görmedin” diyerek ayar vermesi hoş olmayan bir davranış olduğundan, bu durumdaki arkadaşları “hadi oğlum sardır evde bakarsın” diyerek olay mahallinden uzaklaştırmak gerekiyor. Sevabı da var bunun.

Çok net söyleyebilirim ki: hararetle baktığın, “bi kere versin canımı alsın” dediğin hatunun kendiliğinden gelip sana çıkma teklif etme ihtimali, bir penguenin Kahramanmaraş’a yaz tatiline gidip dondurma yalaması ihtimaline eşittir. (Animal Planet kıvançla sundu.)

Beleşçi bir insan değilimdir ancak nerde bir açıkta duran marlboro lights görsem en az bir tane yakmayı görev bilirim.

Psikopat bir insan da değilimdir ama çocukluğumda karınca öldürüp gömdüğüm ve başına çekirdek kabuğundan mezar taşı yaptığım da olmuştur.

Bir ay kadar önce iş yerindeki dolabımda unuttuğum (bir kez ısırılmış olarak) eti browni intense, kendince yeni yaşam formları üretmiş (kurtçuk). Bu kıpırdak yaşam formları beni tanrıları sanıyorlar, atmaya da kıyamıyorum kerataları. Duyarlı bir hayvan sever denk gelirse kendilerini hediye etmek istiyorum. (Edit Not: Bir önceki cümlende geçen anından, anında pişman olduğun için bunu yazmışın, sinsi.)

Belarus diye bir memleket var. Sinsi ve bir o kadar nursuz belalı Rusların yaşadığı bir yer ismi gibi. Yani bana yaptığı çağrışım öyle, yoksa Belarus halkına ve Belarus’un bölünmez bütünlüğüne saygım sonsuz kuşkusuz.

Adı “Songül” olan bir hatunun da hafiften balık etli olmaması hiç mümkün değil gibi, aynen adı “Nilgün” olan hatunun inceden kalantor olmamasının olanaksız olduğu gibi. Nerde bir Songül varsa orda bir şikemperver (Editöre Not: Küfür değildir, lütfen makaslamayınız) insan var ve onun gerdanı tavuk göğsü aklığında, ayak parmakları kırmızı ojeli.

Evde tek başına yaşayan 70 yaşındaki süpersonik komşum Bahattin amcanın, evinden hiç dışarı çıkmayan nursuz kedisi hamile kalmış, Bahattin amcayı her gördüğümde içime içime gülmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Onca yıl gördüm de 2010 kadar sevimsizini, nursuzunu görmedim, bi mazi ol bit artık 2010! git kendine daha çok sövdürmeden 2010!

Romanımsı-1

O kızın telefon numarasını cebren ve hile ile de olsa ele geçirdim. Yaklaşık 9 saat 19 dakika sonra sildim. Kırılmaktan korktum. Aradan dört gün geçti. O kızın telefon numarasını tekrar ele geçirdim, kendimi örgütsel döküman gizleyen yasa dışı bir adam gibi hissettim, buna rağmen beynimi bir sms atmaktan alıkoyamadım, yapamadım, durunamadım. Cevap vermedi henüz. Kendimi pörsümüş lahana turşusu gibi hissediyorum.

Ben Buldum.

Eş dost sohbetinde gülmek kolay da, sonrasında içindeki boşluğa rağmen nefes almak zul geliyor. Boğuluyorsun. İçindeki boşluğu saçma ilgi ve ilişkilere yönlendirmekten başka seçenek de yok gibi. En zor kısmı ise, tüm bunları tane tane anlatmadan anlayabilecek insanların azlığı. Eğer bu insanlardan bir tane bulabilirsen şanslısın. O, sen düştüğünde ya da boka battığında dahi emin ol hâlâ elini uzatıyor olacak. O, sen en salak heveslerini anlatırken bile narin dudaklarıyla anlamlıca gülümsemeyi becerebilecek. Bir an hiç yoktan yere dudağına minik bir öpücük kondurduğunda bile, o öpüşü; şaşkınlığını gizleyip bir haylaz oğlan çocuğunun öpüşündeki masumiyet tadında anlayabilecek. Şu hayatta her şeyin olabilir ama O’nundan yoksa hiçbir şeyin yok demektir.

Eroir

Sönmüş bir gezegenim gökte

Şenliği kaybolmuş bir yalnızım.

Gövdemde yaşayan bir evren var

Tanrısı olmaktan çekildiğim bir evren.

Acılarımı, kinlerimi, hırslarımı

Heveslerimi, sevinçlerimi yolan bir evren.

Bir rezalete müstahakım

Bir kez de olsa dibi görme hakkım var.

Kaybetmiş adamların dostluğuyla

Kötü yola düşmüş kadınların sohbetleri de olmasa

Adımı anan, bir zamanım da arayan yok.

Dert edinmem bile.

Beni acıtan bu mide ağrısı

Kuşkusuz aşk acısının yarısı

Avare adamlara yarenlik ederim

Ucuz şaraplarını alıveririm

Severler beni bir ihtiyar şefkatiyle

Dinlerler hatta bir bahtiyar ciddiyetiyle.

Unuturlar fakat her seferinde

Teselli de ederler aşırı gereğinde.

Gök tanrıya inanırız hep birlikte

Şenliğe tapınırız sayemde.

Bu da geçer deriz

Bu da geçer

Geçmiyor aslında birader.

Sidik kokar etrafım şarap keskinliğinde

Ölüler beni yoklar sabah serinliğinde

Beni kanatan bu iyimser sanat gösterisi.

Her şeye eyvallah da, geceler boktan

Seni de düşünmek var ya!

Apansızın ve ansızın yoktan.

Beni acıtan bu gerçek dilimden.

Ben Buldum

Özlü Laf: Hepimiz ölümü beklerken vakit öldürüyoruz sadece. Çirkin olduğunuzda bilirsiniz ki, sizi seven, gerçekten seviyordur. -Charles Bukowski

Sevgilerimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fazla dertlenmeyin diye söylüyorum, kuru maydanoz var, marketlerde bulabilirsiniz. Yorumlardan birine verdiğiniz cevaba istinaden söyledim bunu. Tabi ayrıca bu söylediğimden yola çıkarak; yazıyı okuduktan sonra yorumları ve cevapları da okuduğum belli oluyor :)) Ben birileri gibi satır atlayarak okumuyorum, onlar kendilerini bilirler! Millete ayakkabı tabanlığını hap niyetine yutturmaya kalkarlar! Sevgilerimle . İmza:Kaynakça!

Nilgün Akad 
 11.12.2010 19:30
Cevap :
hızlı okuma konusunda eğitim aldım ben, sadece başlığı okuyup yorum yazma yeteneğim var (allah tarafından)...tşkler..  11.12.2010 23:20
 

Yıllardır İstanbul'dayım bi tek organım eksik değil,kalbim de dahil... Basit bahaneler bunlar,senin gibi emrinde bilmem kaç tane ceset olan adam içinse üstelik,külliyen yalan! Eğer İstanbul'u görmeden gidersen şu hayatta bilesin ki çok büyük kayıpların olur. Ruh gibi mesela... Öte yandan da sen kalbin bi yerlerde kalacak diye korkuyo olma...? Merak etme teknoloji tam teşekküllü,veririz kargoya yollarız... 2 güne bilemedin 3 güne elinde ...

Serçe! 
 02.12.2010 21:35
Cevap :
Sevgili limonlu kekim, e sen oranın adamısın tabii, senden bişi çalamazlar elbet, çalmaya kalksalar paralarsın sen onları...Hem ben niye gideceğimişim, İstanbul bana gelsin, gelsin misafirim olsun, Ona ben midye ısmarlarım ki..  03.12.2010 9:05
 

daha kahvaltı etmedim...her kahvaltıya da maydanoz olmaz ama ya...her ...a maydanoz ve bazen de her hıyara tuz bulunur tabiikine de yurdun ücra cennet vatan köşelerinde....geçelim...sardır evde bakarsın işi sakata getirir bazen sardıramadığında gözsel ve görsel kayıt yaptın mı hiç umulmadık bi sahnede bi bakmışın başrolde ve renkli türkçe...geçtik...işin en önemli ve güzel kısmına gelince ŞİİRi bi daha okudum...şiir diye piyasada gezenleri ucuz şarapların mantarı gibi attırır...kahvaltıya geçiyorum; roka-tere olmaz unutma onlar rakıyla sevişir ve kahvaltıyla aldatmazlar rakıyı hem de raconda yanlış olur...icabında...güzel bir gün olsun bu gün eğer yarın olursa onu da yarın düşünürüz sık boğaz etmeyelim kendimizi...eyvallah...

nedim üstün 
 28.11.2010 9:45
Cevap :
saygın değerlendirmeniz ve tüm iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. kuşkusuz şu hayatta en çok kendime dert edindiğim ne bileyim böle aşırı yokluğunu hissettiğim bişi varsa o da "kuru maydanoz" diye bişinin olmamasıdır, çok hüzünleniyorum...eroir konusunda söyledikleriniz için ayrıca tşk ederim, ciddi anlamda şiir türü eserlere haksızlık olmaması adına ben kendi denemelerime "eroir" demeyi tercih ediyorum ama bu yönde bir hevesim olduğundan yazmadan durunamıyorum...Tşkler..  29.11.2010 15:04
 

Ağır laf eder, severim Bukowski'yi :)

shalimar 
 27.11.2010 22:22
Cevap :
argo laflarda eder ama...Onu ebem de sever beni sevsene...  29.11.2010 14:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 791
Kayıt tarihi
: 27.01.10
 
 

En güzel hikayesini henüz yazmamış olan, Smyrna'da yaşayan, henüz yolun yarısında bulunan, kamu g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster