Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
379
 

Bu sorular neyin nesi?

Bu sorular neyin nesi?
 

Neresi bilimsel, neresi psikolojik?


Dışişleri Bakanlığı’nın Hukuk Müşavirliği sınavının soruları;

Ahirete inanır mısınız?

Haftada kaç defa Kuran okursunuz?

Peygamberin gökyüzüne çıktığına inanır mısınız?

Adaylara işte bu sorular yöneltilmiş.

Dışişleri Bakanlığı, kişilerin inanç ve görüşlerinin açıklanmaya zorlandığı sınav için
“Dinsel değil, bilimsel ve psikolojik test” diyormuş.

Abuk sabuk cevap vereceğinize, doğru dürüst, "Amaç 'hukuk' değil" deseniz de günaha girmeseniz, bizleri de günaha sokmasanız.

Bu soruların neresi bilimsel, neresi psikolojik?

Ben bu cahilliğimle bu soruların amacını ve sonucunu kafamda şekillendirebiliyorum.

Şeriat hukuku için alt yapı mı oluşturuluyor?

Yoksa, hukuk müşaviri olacak kişinin bu sorularla muhatap edilmesinin başka ne anlamı olabilir?

Aynı soruları dışişlerinin başına, din üzeri ahkam kesenlere, din üzeri 'oy' peşinde koşanlara soralım, "Siz haftada kaç kez Kuran okuyorsunuz, veya Kuran'ı en son ne zaman elinize aldınız?

Dinin gereği bu mudur?"

Anayasa Mahkemesi bu partiyi neyle tescillendirmişti: "Laikliğe karşı odak" olmak.
Buna rağmen AKP, kendini hala; 'dinden sorumlu hükümet' zannediyor, hala birşeylerin farkında değil.

Ya da kaba tabirle 'tın'lamıyor.

Yalanı, riyayı, maduru oynamayı bırakın artık.

Din satmayı, ticaretini yapmayı, siyasetin 'din' olmadığını bilin artık.

Din sömürüsü ile; ekonominin, eğitimin, sağlığın, ülke refahının yerlerde süründüğü, yolsuzlukların diz boyu olduğu bir ortamın üzerinin örtülebileceğini mi zannediyorsunuz?

Benim inandığım 'din' de, anamın babamın, çocuklarımın inandığı 'din' de, o dinin kutsal kitabı Kuran-ı Kerim de yukarıda yazdığım hilekarlıklar yok.

Şükürler olsun sana tanrım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dışişlerimizin yapısı diğer bakanlıklara pek benzemez. Ne kadar 'dış' işleri uğraşsalar da, kendi iç döngüleri biraz dışa kapalıdır. Bunun nedeni görevin, 'misyon' olarak güvenilirlik gerektirmesi. Tabi bu güvenilirlik kriterini, bildik adamlar alarak korumak bir yöntem. Biz, Fransa gibi "akademik diplomasi altyapısı" oluşturamadığımız için "karambol yöntemini" tercih etme riskine karşı "bildik adamlar" sistemini icat etmişiz. Bu sistem "Köprülü Hareketi" olarak isimlendirilsede demekki artık "Gülen Hareketinin" Dışişlerinde görevi teslim alma zamanı gelmiş. Şimdi bunu diğer bakanlıklardaki gibi 'kıyım' ve 'tasviye' metodları ile yapamayacakları için köprüyü geçene kadar sisteme dayı demekten başka çare de kalmıyor. Bu süreç en fazla 7-8 yılda tamamlanacaktır. Böylece somurtkan personelin yerini daha 'gülen' tipler alacaktır. Pek yakında devrimin son aşamasında, bunların tümü "Kavuklu-Sarıklı Hareketinin" birer parçası olarak karşımıza çıkacak; ANA MİSYONA HAZIRLIKTIR. Sevgilerimle

Murat SEVGİ 
 05.09.2008 23:32
Cevap :
Sayın Sevgi, o kadar uzun boylu değil. Sadece ballı parmaklarını yalıyorlar. Hepsi bu. Saygıyla.  06.09.2008 18:31
 

Bu duruma kimse "ne oluyor orada" demiyor. Madem psikolojik, test etmeye calistigin insanlarin dayanma noktasi mi denmiyor. Sustukca onlar da tepemize biniyor bu kadar basit.

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 05.09.2008 12:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 661
Toplam yorum
: 1170
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 830
Kayıt tarihi
: 15.04.08
 
 

Atatürk, cumhuriyet ve Türkçe sevdalısıyım. Hayatımda hiçbir konu veya olay karşısında 'keşke' de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster