Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
103
 

Bu toplumun ortak müşterekleri var mı?

Bu toplumun ortak müşterekleri var mı?
 

Yine kan, yine ölüm…

Van’da, Elazığ’da, Bitlis’te, Gaziantep’te art arda yaşanan katliamlar sonrasında hayat yine normale döndü.

Önce bir şok, sonra hayata kaldığı yerden devam…

Hemen olanı unutma eğilimindeyiz. Olan oldu, kalan sağlar bizimdir, moduna hemen geçiveriyor insanlarımız. Hemen kendi küllerimizden doğuveriyoruz topyekûn. Hem de öyle bir doğmak ki, arkamıza bile bakmadan, analiz, sentez yapmadan.

Televizyon kanallarına bakıp haberleri izlemek de bir yere kadar. Çünkü yapılan hiçbir baş sağlığı mesajı; bizi yıldıramayacaklar, milli beraberliğimizi bozamayacaklar hamasetleri; hep bunlar yurt dışı ayaklı, herkes bize düşman serzenişleri anlamsızlaştı.

Tamam, değerli büyüklerimiz. Biz birlik olmaya hazırız, siz bizim güvenliğimiz konusunda daha hassas olun yeter ki.

Bizi çekmek istedikleri bir iç savaş var, bu emperyalist güçlerin oyunu, buna da tamam. Bu oyunu bozalım öyleyse. Lafla değil, yapılması gerekeni ivedilikle yaparak bu oyunu bozalım.

Gerçekler apaçık ortadayken, hamaset dinleyecek sabır kalmadı. İnsanlar çaresiz. Bundandır bir an önce ölümleri unutup hayata kaldığı yerden devam etmeler. Bundandır analiz sentez yapmayıp hiçbir şey yokmuş gibi gerçeklerden kaçarak yaşamaya çalışmalar. Yani sağlıklı değiliz, aslında.

Bir batağa saplanmak isteniyoruz, en çok beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz zaman, ülke elden gidiyor, buna da tamam.

Beraberlikten kasıt nedir sahiden. Hiç eleştiri yapmamak, doğruları söylememek, muhalif olmamak mı? Yoksa muhaliflerin de kıymetini bilip eleştirileri ciddiye alıp özeleştiri yapıp ülke için çalışmak mı?

***

Sahi bizim ortak müştereklerimiz var mı?

Bu vatan bizimse şayet bizi birbirimize bağlayan ortak müştereklerimiz olmalı.

Din midir mesela bu ortak müşterek? Hiç sanmıyorum. Ülkenin %99’unun,kimlikte yazan doğruysa, Müslüman olması ortak müştereğimiz olsaydı böyle mi olurduk? Müslümanlığın içinde mezhepler var, mezheplerin içinde tarikatlar var, tarikatların içinde cemaatler var, bir de Aleviler var. Farklılıkları kaşı babam kaşı!

Türklük mü ortak müştereğimiz? Öyle olsaydı sorun kalmazdı herhalde. “Ne mutlu Türk’üm diyene” deseydi herkes yolumuza devam ederdik. Bu, birilerinin diğerlerini görmek istediği vaziyettten başka bir şey değil ne yazık ki! Kürt’üm, Ermeni’yim diyerek de insanlar bu ülkenin vatandaşı olabilmeyi hak etmiyor mu? Makedonya’daki Türk, Türk’üm deyince gururumuz okşanıyor da bu ülkede yaşayan bir Kürt’ün Kürt’üm demesi bazılarımızı çok rahatsız ediyor.

Dil midir, ortak müştereğimiz? Aslında bence evet! Türkçe ile anlaşmıyor muyuz birbirimizle, o zaman aslında bir mesele olmamalı değil mi? Ancak mesele var. Makedonya'daki Türk ana dilde eğitim görünce gururlanıyoruz da birileri Türkçe resmi dil olsun ama ana dilde eğitim de alayım, deyince eşek düşüyor palan kaçıyor.

Ortak tarih mi? Tarihe bile farklı farklı yerlerden bakıyoruz. Yaşanan tarihin bile yorumlanan bir sürü yüzü var.

Ortak coğrafya mıdır ortak müştereğimiz? Hem evet hem hayır! Bu coğrafya ile ilgili farklı farklı hesapları olanları düşünürseniz hali hazırdaki coğrafya da kimilerine göre ortak müştereğimiz değil.

Laiklik mi? FETÖ darbe girişiminden sonra birileri ders vermeye kalkıp iktidara, laikliğin önemini herkes kavradı, naraları atıyor olabilir ama gerçek hiç de böyle değil. İktidara yakın olan basına biraz bakarsanız laiklik vurgusu yapanları ciddiye almadıklarını görürsünüz. Laikliği evinizde yaşayın, diyeni de hatırlayın bu arada.

Ortak müşterek yoksa nasıl birlik-beraberlik olacak? Bu sorunların altından nasıl kalkacağız?

***

Aslında aynı dine, aynı mezhebe, aynı ırka mensup olmak gerekmiyor. Farklı olalım ama birbirimize saygılı olalım. Bunu anlayamadığımız için sancı çekiyoruz şu anda. Kemalistlerin toplumu tek tipleştirmeye çalıştıklarını söyleyen insanları tartışma programlarında dinleye dinleye büyüdüm ben. Ve onlara hak verdim -Mustafa Kemal’in değerini ve Cumhuriyet kazanımlarını göz ardı etmeden tabii ki-. Fakat gel zaman git zaman anladım ki Mustafa Kemal’i eleştirenler iktidar olunca tek tipleştirmeyi kendi bakış açılarına göre yapmaya çalışmışlar. Ötekileştirdiklerini görmezden gelip kendilerinden olanları makbul vatandaş saymışlar, tıpkı Kemalistler gibi.

***

Aynı bakış açısına, aynı yaşam biçimine sahip olmak zorunda olmadığımızı anlayacak kıvama bir türlü gelemedi toplum. Eleştiriye tahammülü olmayan, özür dilemeyen, hesap vermeyen siyasilerden hala kurtulamadık.

Ölenler kimlerdenmiş, diye sorup ona göre tepki veren zavallı insanlar olduk.

Laikliğin hem dindar vatandaşlarımız için hem de dindar olmayanlar için önemli olduğunu idrak edemedik. (Bu arada Fransa’nın insan haklarıyla bağdaşmayan laikliğini kastetmiyorum.)

Demokrasi nöbetleri tuttuk ama, bu belalardan gerçek demokrasiyi güçlendirerek çıkabileceğimizi anlayamadık.

Her bir yurttaşın kendini değerli, saygın, güvende hissedeceği bir sisteme ihtiyacımız olduğunu, ortak müştereğimizin de bu olması gerektiğini 2016 itibarıyla anlayamadık kim bilir ne zaman anlayacağız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 272
Kayıt tarihi
: 27.03.16
 
 

Eğitim: Mimar Sinan Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı /  İlgi Alanları: Okumak, yazmak, gezmek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster