Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
107
 

Bu toprakların iyi insanları

Bu toprakların iyi insanları
 

Nereye?


Farklı düşündüğü için bir kişi, bir il, bir kesim cezalandırılabilir, yokluğa mahkum edilebilir mi?

Demokrasi gelişmiş bir sistem olarak kabul edilir ama yalnızca seçime ve çoğunluğu temsil ettiği kabul edilen bir yönetime indirgenirse azınlık egemenliğinin sakıncalarını tümüyle taşıyabilir. Seçim ve çoğunluğun yönetenleri belirlemesi işin görünen, yüzeysel yanı. Bunun derinliğinde tek tek kişilerin ve tüm grupların temsil edilebilmesi, bireysel hakların güvence altına alınması, empoze etmek için değil, katkı sağlayıp başarılı olanın önünü açmak için geliştirilen bir politika ve yönetim anlayışı bulunmalı.
 
İşte bu pek kolay değil.
 
Toplumsal gelişmişlikle, ekonomik düzeyle, kültürel ve tarihsel dokuyla ilişkili. Tüm bunlar yeterince olgunlaşmamışsa, sistemin dengesi yönetimlerin becerisine, kurabilecekleri yapılara kalıyor. Partilerin lider paradoksuyla iktidarların tek adam çelişkisinin ardında yatan bu olmalı. Lider babayı temsil ediyor, fazla kafa yorma ihtiyacı bırakmadan partinin ve ülkenin güveneceği güçlü baba. Nasıl ailelerde babanın kişiliği evdeki havayı belirliyorsa, ülke genelinde de liderin yaklaşımı bu  yapıya damgasını vuruyor. Kendi isteklerine ve beklentilerine uymayan kişi ve gruplara liderlerin tepkisel yaklaştığı görülüyor. Söylenen sözler kimi zaman "baba" imgesine pek uymuyor. Çünkü babanın çocukları  yola getirmek için zaman zaman sertleşse bile hep onların iyiliğini düşündüğü varsayılır.
 
Yeterince düşünülmeden söylenen sözler, yapılan çıkışlar, alınan tavırlar zaman zaman ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyan ya da taşımaya aday kişilerden çok, sokak aralarında girdiği her uyuşmazlıkta önce ağız dalaşını, sonra yumruk ve tekmeleri çözüm sanan eğitimsiz ve sorumsuz kişilerin davranışlarını anımsatıyor.
 
Birçok kişi arkadaşlarında yiğitliğe, dürüstlüğe, yalınlığa önem verir. Başka sorunlarla birleşmedikçe bunları sağlayan kişilerin biraz sert çıkışları olmasını sorun etmez. Ama iş ülke yönetmeye gelince seçici olmak gerekir. Kişisel tepki ve öfkeyle yumrukların sıkılması bir yana, ağzını açmadan önce dokuz derin soluk alıp yasal bir yargı suçu yoksa sana en acımasızca saldırana bile hoşgörüyle yaklaşabilmek, bu yumuşaklığı toplum geneline yayabilmek gerekir. Karşı taraf sınırları aşıyorsa, gereken yasal kanallardan yapılabilir. Sorunlar karşılıklı anlayış çerçevesinde çözülemiyorsa denetim ve yargı mekanizmaları yönetim tarafından da işletilebilir.
 
Ne oluyor? Bazı gazeteciler darbecileri mi destekliyor? Gizli bilgiler  amaçlı olarak belirli çevrelerle mi paylaşılıyor? Neredeyse ülkenin kaderine el konulacağı, dünyanın değişiminin bunu önlediği söyleniyor. Diyarbakır gecelerine barış geliyor mu? Yunanlıların mutluluğun ilk şartının ünlü bir kentte doğmak olduğunu söylediğini aktaran yazar karpuz kokan gecelere damlayan kanın durduğunu görebilecek mi? Kayıp kişilerin öldürülüp kuyulara atıldığını, toprağa gömüldüğünü, yıllar sonra kazılarda kemik parçaları, saç telleri bulunduğunu duydunuz mu?
 
On iki valinin imam hatip mezunu olduğunu açıklanmış. "Yeterli olduktan sonra hangi okulu bitirdiklerinin ne önemi var?" denmiş. Keşke atamalarda uygunluğa ve başarıya gerçekten bakılsaydı.
 
Bu toprakların iyi insanlarına... Söylemek istediğim sözler var. Ama boğazım kuruyor, susuyorum. Neredesiniz? Sizi göremiyorum. Şaşırıyorum. Bazıları size ulaşıyor, gözlerinizin içine baka baka sizi yoksulluğunuzla bırakıyor, diğerleri bir türlü yanınıza gelemiyor. Dünyanın uzak bir köşesinde verilen kararların sizin sofranıza kaç lokma ekmek geleceğini belirlediğini biliyor musunuz? Bugün çeşitli nedenlerle tartışırken sorunları en iyi kendilerinin çözeceğini söyleseler de insanlar gerçekte yalnızca 
çıkarlarıyla ilgililer, görüyor musunuz?
 
(Geçmiş Yazılardan İzler)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygusal ifade tarzınız beni bir hayli etkiledi ancak söyleyeceklerim bundan değil tabii... Size şöyle ekleme yapmak isterim; sorun asıl "devletten çok devletçilerin" yarattığı acının sorunu... Ben şunu söylüyorum devlet yönetimine gelenler yasalardan daha çok "vaziyetten vazife çıkarma"ya yatkın oluyor nedense... Hiçbir yasada "tutuklulara dışkı yedirme" yoktur! Ve bu suçtur! Ama gel gör ki bu yapılmıştır ve bu suç cezasız kalmıştır! Bir Türk çocuğu olarak bundan ve buna benzer diğer "nevi şahsına münhasır" edepsizliklerden büyük utanç duyuyorum ve de bunu benim namıma yaptıkları için de onları lanetliyorum!!! Yeni devlet yapılanmasının da böyle vahşiçe cezalandırmaları hiç kimsenin yapamayacağı durumda olsun diye bekliyorum.Çağdaş devlet her türlü insanı "suçlu olsun olmasın" insan olarak değerlendiren devlettir! Ben bunu bekliyor ve istiyorum.. Selamlar ve sevgiler..

Halil Güven (Sökeli) 
 08.04.2012 10:07
Cevap :
İğneyle kuyu kazarak da olsa daha iyi günlere gidiliyor. Gerçekten çok önemli bir noktaya değinmişsiniz. Bireye ve özgürlüğüne öncelik veren anlayışlar yaygınlaştıkça kötü uygulamaları yapmak da, yaptırmak da zorlaşacaktır. En azından öyle umuyorum. Tek bir kişinin bile kötü davranışla karşılaşmayacağı günlerin özlemiyle ilginiz için çok teşekkür ediyorum.  09.04.2012 19:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 245
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster