Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
341
 

Bu ülke hukuk devletidir. Bu gerçeği yok edemeyeceksiniz

Bu ülke hukuk devletidir. Bu gerçeği yok edemeyeceksiniz
 

Dinlemeler artık geri tepiyor. Mızrak çuvala sığmıyor.


Anayasamızın bana göre en önemli (ya da öyle olması gereken) maddesi.

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti dir.

Bu madde aynı zamanda Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri arasındadır. Ne yazık ki son yedi yılda bu ülkeyi yöneten erk en çok bu maddeye takmış ve kendisi için en büyük tehlike olarak görmüştür. Bunun en güzel örneklerinden birisini, belki de en önemlisini son günlerde ibretle izliyoruz.

Burada parantez açarak bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Türkiyede üst düzey bürokratların yaklaşık 1800 olduğunu ve bunların çoğunluğunun Sayın Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı döneminde mecburiyetten vekaleten, Abdullah Gül döneminde ise asaleten AKP'lileştirildiklerini ve devletin tüm bürokrasisinin tarikat güdümlü AKP kadroları ile doldurulduklarını daha önce yazmış olduğum bir yazıda belirtmiştim naçizane. Herhangi bir tv kanalında herhangi bir bürokratla yapılan rastgele bir röportaja bakın, hangi bürokrat olursa olsun sözün başında ya da sonunda mutlaka "Sayın Başbakanımızın emir ve görüşleri doğrultusunda şunu şunu yaptık yada uyguladık" diye başlar veya bitirir. O yüzden ben Türkiye İletişim Birliği Kurumunun başındaki şahsında son dinleme olayları ile ilgili açıklamalarını dikkate almam. Benim için asıl muhatap RTE'dir. Bu bağlamda artık gözle görülür hale gelen, yargı ve hükümet arasındaki savaşın taraflarının; RTE ve herşeye rağmen Anayasadaki o eşsiz maddeye dayanarak Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunda ısrar eden kahraman hakimler olduğu artık çok net görülüyor.

Başında olduğu kurumun adı her ne kadar "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekominikasyon İletişim Başkanlığı" olsa da bu kurumun hiç olmazsa adı ile bile hiç bir ilişkisi olmayan sadece ve sadece "başbakan'ının" emirleri ve görüşleri doğrultusunda hareket eden Fethi Şimşek'in görüşlerine itibar etmemi, hiç kimsenin benden isteme hakkının olmadığını savunmam en tabi hakkımdır herhalde.

RTE'nin ve onun sıradan bir bürokratı hakkındaki görüşlerimi daha fazla uzatmadan asıl konuya gelmek istiyorum izninizle.

Sincan 1. Ağır Ceza mahkemesi Başkanı Sayın Osman Kaçmaz geçtiğimiz günlerde bu Fethi Şimşek'in başında olduğu kurumla ilgili olarak bir karar çıkarıyor ve bu Kurum'un "kanunsuz dinleme" yaptığı ile ilgili şikayetlerden dolayı faaliyetleri hakkında bilgi ve inceleme istiyor.

Görevlendirilen hakim başkanlığında ki heyetin çalışmaları sonucu;

Bu Kurumun İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'e ait telefonu

Yargıtay 1. Başkanlığı'na ait telefonu,

YARSAV Başkanı Sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu'na ait telefonu

Sincan Hakimi Osman Kaçmaz'a ait telefonu,

Yargıtay Santraline ait olan telefonları kanunsuz olarak dinlediği ortaya çıkıyor.

Yani bütün yargıyı dinliyor bu kurum.

Yani kim dinliyor?. Bana göre RTE... Sizi bilmem..

Sayın Osman Kaçmaz adı gibi kaçmıyor ve bu gün bir karar daha çıkarıyor;

Fethi Şimşek'in başında olduğu Kurumun, elindeki tüm harddisk leri ve delil olacak diğer dökümanları derhal teslim etmesini ve eğer etmezse veya bu işlemi engelleyecek bir bürokrat varsa onunda tutuklanmasını istiyor.

Bu karardan sonraki panik ve ard arda açıklamaları bu gün tv'lerden izlemişsinizdir.

Böyle hakimlerimizin olmasındandır işte, Bağımsız Türk Yargısının denetiminde ve gözetiminde olan "Türkiye Cumhuriyetin ilelebet payidar kalacağına" olan inancımız.

RTE'nin bütün yargıyı dinlemesini anlıyorum anlamasına da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'i dinlemesini bir türlü "anlayamıyorum".

Sayın Aykut Cengiz Engin'i "Ergenekon" soruşturmalarını yürütecek savcıların başına siz getirmediniz mi?. Siz getirdiniz..

Şimdiye kadar bu Sayın Başsavcının "Ergenekon" soruşturması ile ilgili her söylediğinin arkasında değilmiydiniz?. Arkasındaydınız..

Bu Sayın savcımızın gerektiğinde Zekeriya Öz dahil her savcıyı bu görevden alma yetkisinin olduğunu bilmiyor muydunuz?. Biliyordunuz.

Yani Zekeriya Öz'e nasıl "güveniyor" idiyseniz, sayın Aykut Cengiz Engin'e de öyle güveniyordunuz.

O zaman ne bu korku, ne bu kuşku, neden çekiniyorsunuz? Neden Aykut Cengiz Engin'i de dinliyorsunuz? Hadi bir Hukuk Devleti olduğunun son kanıtı ve son kalesi Yargıtay'dan ve onun yürekli hakimlerinden neden korktuğunuzu biliyoruz, kendi atadığınız Aykut Cengiz Engin'den neden korkuyorsunuz? Bu korkunun nedeni; "Ergenekon" fiyaskosunun halkımız tarafından anlaşılacağı ve gerçeklerin er geç gün yüzüne çıkacağı korkusu olmasın sakın.. Kendi elinizdeki çuvala kendi mızrağınızı sığdıramıyorsunuz artık. Bunun korkusu sizdeki.

Bu iş artık skandalı geçti bir komediye dönüştü. Bu komedi er geç sizin açınızdan bir drama dönüşecektir. Bu a eminim.

Nasıl ki Ulu Önder'in ölüm yıldönümlerini halkımıza unutturmak için uygulamaya koyduğunuz "Kürt Açılımı" nın 10 Kasımda Mecliste görüşülmesi planınızdaki ince hesaplar halkımız tarafından anlaşılarak gereken dersi almanızla sonuçlanıp, fiyasko ile sonuçlanarak tutmadıysa, bu planınızda tutmayacaktır emin olun.

Şükür ki yargı mensuplarımız ve HSYK' başkanlığındaki yürekli hakimlerimiz var ve bu yürekli insanlar, tarihin çöplüğünde milyonlarca örneği görülen bu planlarınızı boşa çıkaracaktır.

Korkunun ecele faydası yok.

Saygılarımla..

12.11.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster