Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
435
 

Bu ülkede Egemenlik her Türkiye’lindir…

Bu ülkede Egemenlik her Türkiye’lindir…
 

Kürt çocuklarını TUTSAK alan kim ?


Bunların derdini biliyoruz, anlıyoruz da, bunların derdini anlamak istemeyenlerin, yapılanları görmezlikten gelenlerin, gerçeklerin bilinirliği karşısında, üç maymunları oynayanların derdini anlayamıyoruz.

İçinde bulunduğumuz hafta ‘Egemenlik’ haftası. Bu ülkenin kurucuları, Atatürk’ün girişimiyle, 23 Nisan’ı Ulusal Egemenlik bayramı ilan etmişler. Hatta biraz daha ileriye gidip, dünyada bir tane daha örneği olmayacak şekilde bugünü çocuklara armağan etmişler. Bugün günümüzde nedense 23 Nisan’ın önemi “Ulusal Egemenlik’in ötesinde ‘çocuk Bayramı olarak anılması, diğerinin ötelenmesi, ötelenmeye çalışılması büyük bir handikaptır.

Bu ülkede 90 yıl önce meclis kurulduğunda o meclisin çatısı altında barışa ve Egemenliğe Türkler kadar, Kürtlerin ve başka etnik kökenli insanın da katkısı olmuş mudur? Elbette ki olmuştur. Kurucu mecliste olmasa bile, meclis kurulana dek elde edilen edinimlerde, cephelerde yediden yetmişe herkesin katkısı muhakkak olmuştur. Peki ne için? Anayurt olarak bellenen bu ülke topraklarının düşman çizmeleri ile çiğnenmemsi, başka devletlerin boyunduruğu altına girilmemesi için elbette. Netice itibari ile başarıya da ulaşılmıştır.

Hiç merak ettiniz mi ? Tarihin siyah-beyaz sayfalarında kalan ilk meclisteki Kürt kökenli vatandaşlarımızın olması halini, yada cephelerde Türk kardeşi, arkadaşı ile omuz omuza çarpışan bir Kürt’ün resmi çok mu şaşırtıcıdır. Onlar bu resimler içinde bulunurken “şimdilik böle resim verelim, nasıl olsa biz Kürt devleti kuracağız” demişler midir ? Hatta hepsinden ziyade istemişler midir ? Böyle bir talepleri olduğu için mi o meclis çatısı altında bulunmuşlardır. Hatta, ‘Türkler savaştıkları için o mecliste bulunan Kürtler utanmışlar’ mıdır ?

Evet, o yıllarda birileri Kürdistan temsilcisi olarak yer almıştır. Evet, o tarihlerde bu isim telaffuz edilmiştir. Ama ortada Kürdistan diye bir devlet yoktur. Aynı yıllarda Lazistan tabiri de kullanılmıştır. Bu Türkiye sınırları içinde bir Laz devleti olduğunda mıdır? Elbette hayır. Bugün nasıl, Doğu Anadolu’dan gelenler, Trakya’dan gelenler tabiri kullanıyorsak. Nasıl ki Ege’liyim, Karadeniz’liyim diyebiliyorsak, o zamanlar da coğrafi ilişiklik sebebiyle bu sıfatlar kullanılmıştır. Bugünküler gibi biz Kürdistan’ın vekilleriyiz. Kürdistan vatandaşıyız dememişlerdir. Fakat, o zamanlar Kürdistan hayali kurup da, bu hayalin peşinden giden ve yirmiye yakın ayaklanma çıkartarak, halkın arasına nifak sokanlar, halkı kışkırtanlar olmamış mıdır ? Elbette olmuştur ve birçoğu darağacını boylamıştır.

Fakat doksan yıl sonra geldiğimiz noktada, hala bu ütopya’nın devam ettiğini, devam ettirilmek istendiğini acıyla ve nefretle gözlemleyebiliyoruz. Bugün mecliste bulunan Kürt kökenli vekiller “Türk askeri Kürtlerle savaşıyor” diyebiliyor ve inatla ‘bu bir terör değil savaştır ‘ diyebiliyorsa, bu zihniyetlerin nasıl ve nereden beslendiklerini iyi analiz etmek gerekiyor.

Aynı periyodlarda birileri bugünkü çarpışmaların adını ‘terör’ olarak koyamazken, terörden beslenen kara zihinlililer şehitler listesine yeni isimler ekliyordu. Ve hala ‘Kürtlük’ propagandası yapıp, Imralı canisinin serbest bırakılmasını, Molotof atan çocukların haksız yere cezalandırıldığını kürsüden haykırırken, bir vatandaş, şehit cenazesinde “ ben de Kürdüm. Böyle Kürtlük olmaz. Ben de Kürdüm ama Türküm ve benim kardeşlerim de polistir. Türk-Kürt kardeştir. Türk'e, polise, askere kurşun sıkarak Kürtlük olmaz” diye haykırıyordu. Ama ne yazık ki, Kürt kökenli vatandaş Kürtlük ve Türklük ve vatandaşlık dersi verdiğinde birileri bunu duymuyordu. Meclis kürsüsünden ‘terörü, teröristi öven’ konuşmalar yapıyordu.

Aynen, Diyarbakır’daki kutlamalarda yaşananlar gibi. Çocuklar tek bir yürek olarak, ‘Zeybek’ten ‘Atabarı’na, ‘Zozan’dan ‘Hele Yar’e kadar birçok türkü ve şarkının müziğiyle dans gösterisini yaptılar. Ama, birbirinden çoşturucu şarkı ve türkülerle, halaylarla gönüllerince eğleniyorken, stat hoparlörlerinden ‘Çiyaye Bagoke (Bagok Dağı) adlı bir marş çalınıyor. Bunun ne olduğunu bile bilmeyen çocuklar eğlenmeline devam ediyor. Bu ülkenin valisi de bu müzik eşlinde çocukları izliyor. Belediye başkanlarından vazgeçtim. Onların neye hizmet ettiklerini biliyoruz da, diğer devlet erkanının bu müziğin/marşın farkında olmadıklarına inanmak istiyorum. Hiçte aklıma ‘Kürt açılımı’ paralelinde buna izin verildiğini, görmezlikten, duymazlıktan gelindiğini getirmiyorum.. Ama Pazartesi hemen gerekli yasal işlemlerin ve gerekli incelemelerin yapılacağını umuyorum.

Dedik ya, 23 Nisan bir ‘Egemenlik’ bayramı olarak yalnız Türklere değil, bu topraklar üzerinde yaşayan ve yaşayacak olan herkes için ilan edilmiş, Türk, Kürt, Ermeni, Çerkez, Laz, Rum demeden tüm çocuklara da yine bayram olarak hediye edilmiştir. Ve bugün terör örgütünün kullandığı çocuklar için de bayramdır. Dağa çıkan çocuklar için de bayramdır, eline Molotof alan çocuklar için de bayramdır. Birilerinin resimde görüldüğü gibi “Tutsak Kürt çocuklarına özgürlük” yazılı pankart taşırken, bunu “Kürt çocuklarını tutsak haline getiren, her kargaşada, her çatışmada onları ön plana süren Pkk örgütüne” karşı söylemiş olduklarını düşünmek istiyorum. Aksi taktirde, Cumhuriyetin 85. Yılında, bazı Kürt siyasetçiler gibi Türkiye Devleti’ni ‘özellikle Kürt çocukları cezalandıran’ bir devlet gibi gösterir ki, bu çok biçimsiz, saygısız ve de altından kalkamayacak bir suçlama olur ki, bu ülkenin geleceğine dinamit sokmak olur.

Yoksa o pankart bu niyetle mi açılmıştır. Daha doğrusu, o pankart bu niyetle ‘açtırıldıysa’ şayet, yukarıdaki paragraflarda koyu renkte yazılmış olan bir Kürdün sözlerine bir kez daha kulak versinler..

Bu ülkede 23 Nisan yalnızca Türklere değil, bu coğrafya'da yaşayan herkes için armağan edilmiştir.. Kürtler bu çemberin dışında değil, içindedir.. BU kuralı bozanlar da maalesef aramızdadırlar..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2557
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster