Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
537
 

Bu yazının referandum sonuçları ile ilgisi yoktur!

Bu yazının referandum sonuçları ile ilgisi yoktur!
 

Daha önce hem <ı>Marcel Proust’un ‘<ı>Okuma Üzerine’sini, hem <ı>Alberto Manguel’in ‘<ı>Geceleyin Kütüphane’sini okuduktan sonra da aynı duygu uyanmıştı içimde. Kütüphaneme kapanmak, kitaplarımın içine gömülmek, yaşadığım dünyadan ve onun bende yarattığı yıkımlardan bir nebze olsun uzaklaşabilmek. <ı>Umberto Eco ve <ı>J.-C. Carriere’in kitaplar üzerine sohbetinin yer aldığı <ı>‘Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın’ı okurken de aynı duyguya kapıldım. Kitapların arasında başka bir dünyaya, beni hayal kırıklığına uğratmayan başka bir boyuta uzandığımı düşündüm.

Benim bütün kitaplarım son derece temiz kullanılmış olmalarına rağmen hemen hepsinin sayfaları çizikler, çarpılar, ünlemler, aldığım notlarla doludur. Zaman zaman, ilk okuduğumda çok önemli bulduğum bu bölümleri tekrar okurum ki aklımdan tamamen çıkıp gitmesinler

Dün akşam, kütüphanemin <ı>Atatürk kitaplarının bulunduğu bölümünün önünde buldum kendimi. Rastgele seçtiğim kitaplar arasından daha önce işaretlediğim kısımları tekrar tekrar okudum

<ı>Mustafa Kemal, <ı>Osmanlı İmparatorluğu kalıntısından yeni bir ülke yaratılmasında en önemli rolü oynayan kişi. Ama O’nu asıl önemli kılan bu yeni ülkeye verdikleri. Büyük bir kararlılıkla yürüttüğü devrimler. Osmanlı’nın yıkımını hazırlayan yobazlığa karşı Aydınlanma felsefesini halka benimsetme çabaları… Özgür aklın egemenliği için ortaya koyduğu mücadele. Ve bu doğrultuda halkçı, toplumcu devrimlerle ileri yürüyen yeni bir ülke, bir Cumhuriyet ideali…

Elimi uzattığım ilk kitapta şu sözünün altı çizilmiş: ‘Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz’

Bir diğerinde şu cümlenin altını çizmişim: ‘Tutuculuk mu? Asla! Sürekli değişim zorunluluğunda olan evrende bir şeyi korumak nasıl mümkün olur? Muhafazakârlar, o adamlar ki nehrin suyunu ellerinde tutmak isterler. Onların parmaklarında, bir parça çamurdan başka şey kalmaz. Tutucu değilim. Çünkü eskimiş ve kırılmış bir alemi muhafaza edemem.’

Bir diğerindeyse şunun: ‘Din ve mezhep hiçbir zaman siyasa aleti olarak kullanılamaz.’

Ve şunun: ‘Toplumsal gelişmenin de, çürümenin de temelinde, yöneticilerin tavırları yatar.’

Ve şunun: ‘Ülkenin tam bir birliğe ihtiyacı vardır. Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hıyanettir.’

Ve şunun: ‘Hükümetlerin yaptıkları işler kötü olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse, bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir…’

Ve şunun: ‘Efendiler! Yaşamın felsefesi, tarihin garip oluşumu şudur ki, her iyi, her güzel, her yararlı şey karşısında onu yok edecek bir güç belirir. Bizim dilimizde buna yobazlık denir. İyi bir şey yaptınız mı, biliniz ki bunu yok etmek için karşınıza ters bir görüş, gerici bir güç çıkacaktır. Onun içindir ki yapmadan önce o kara gücün yok edilmesi önlemini de almış olmak gerekir.’

Ve şunun: ‘Zayıf ama haklı olanların en güçlü durumda olmaları, adliyemizin en belirgin özelliği ve ülküsüdür.’

Ve şunun: ‘Memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır. Açık söylemelidirler. Milletle, milleti sevk ve idare eden insanlar açık kalple görüşmelidirler. Yapılacak şeyler olduğu gibi ifade olunmalıdır. Yoksa safsatalarla milleti aldatmak, ifsat etmek demektir. Şiarımız daima millete karşı hakikatleri ifade olmalıdır. Ve ancak bu tarz, milleti aydınlatmanın başlangıcı olabilir. Millete hakikati izah edenlerin, kendisinin de aldanmadığına emniyeti olmalıdır.’

Ve şunun: ‘Gerçekten geçmişte ve bilhassa Tanzimat devrinden sonra yabancı sermayesi memlekette ayrı bir mevkie sahip oldu. Ve ilmi anlamıyla denilebilir ki, devlet ve hükümet, yabancı sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her medeni devlet gibi, yeni Türkiye dahi bunu uygun göremez. Burasını esir ülke yaptıramayız.’

Ve şunun: ‘Efendiler, bu vesile ile muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanında, vicdanındaki asıl mayayı çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an vazgeçmesin!’

Elime aldığım son kitapta ise gözüme tek bir cümle ilişiyor, ‘Devrime başlayan, devrimi tamamlayacaktır.’

Bu kez gelişigüzel değil, ne aradığını bilerek tarıyor kitapları gözlerim. Bir köşede mavi kabına sığınmış o kitabı buluyorum. Yazarı Sarkis Terziyan. Terziyan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Ermeni; Atatürk üzerine bir kitabı bulunmakta. Benim aradığımsa o kitabın son cümlesi…

Şöyle diyor Terziyan: ‘Ben, Sarkis Terziyan, T.C. vatandaşı olarak, Türkiye'yi vatan, Türkleri kardeş kabul eden biri olarak, size şunu söylüyorum: ATATÜRK'Ü ANLAYAMADINIZ!'

Bazen dünyanın yıkımlarından kendimizi sakındığımız bir başka dünya, bazense yaşadığımız dünyanın gerçeklerini daha da net bir şekilde yüzümüze çarpan açık sözlü birer dost oluyor kütüphaneler ve o kütüphaneleri dolduran kitaplar…

(www.telgrafhane.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1780
Kayıt tarihi
: 06.05.07
 
 

Zonguldak’ta doğdu. On altı yaşından beri çeşitli yerel, bölgesel ve ulusal gazete-dergilerde, ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster