Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
3380
 

Bu yazıyı lütfen siz de okuyun!..

Bu yazıyı lütfen siz de okuyun!..
 

Bugünkü Milliyet'te yer alan Şükran Özçakmak'ın okul haberi iyice bir okunmalı ve bu haber saklanmalı. Memleketimizin gelecekte yazılacak ve bugünlerin evlatlarını daha minicikken eğitim adı altında ne hale konulduklarını anlatan bir eğitim tarihi, bu haber.

Eğitim tarihçileri özellikle bu haberi tüm detaylarıyla not almalıdır, yorumlarıyla yazmak için arşivlerine koymalıdırlar. Haberin başlığını yazalım: "Bağış yapanlar özel sınıfa yerleştiriliyor. Devlet Okulunda VIP tartışması." Devamını yazalım ve birlikte okuyalım: "İstanbul Esentepe İlköğretim Okulu'ndaki veliler, 150 YTL ve üzerinde bağış yapanların özel sınıflara yerleştirildiğini söyleyerek isyan ettiler" Birkaç başlık daha yazalım. "Aynı okulda iki farklı tablo", "Tuvaletleri bile daha kötü" Nasıl bir durum? Türk milleti'nin aklı başında her ferdinin vicdanını sızlatan bir durum!...

Okullarımızda, özellikle İstanbul okullarında tam bir müdürler saltanatı yaşanmaktadır. Bakanlar, il, içe müdürleri gelir geçer müdürler kalır. Çünkü saltanat var.

Hemen her okulda ücretli çaycılar vardır. Okulun müdür ve müdür yardımcılarına, onların hatırlı misafirlerine hizmet ederler. Müdür odaları eğitimin-öğretimin daha iyi yapılması için birer beyin fırtınası odaları olması gerekirken; tam tersine izzet-ikram ve sohbet odaları halini almıştır. Çaycının ücreti veli bağışlarından ödenir, çay-şeker-kahve parası da... Müdür odalarında öğretmen dedikoduları yapılır, vatan, millet sevgisi, bakanlık genelgesi, vicdan, adalet, sevgi hak getire!..

Günümüzde; okullarımızda şehit çocukları, trafik kazası veya başka bir nedenle ebeveynlerini yitirmiş yetim-öksüz çocuklar, fakir fukara ve bir de anne babası ayrılmış ayrılık çocukları var. Herbiri özel ilgi isteyen çocuklar, bunlar... Bunlar için ne mi yapılıyor dersiniz?.. Hiçbir şey!... İtilip kakılma, kimine özürlü, kimine problemli çocuk denilip dışlama dışında hiçbir şey yapılmıyor. Belediyeler ve bir de Sosyal yardımlaşma fonu olmasa bu çocuklar hepten sahipsiz kalacaklar. Bakanlık derhal bu duruma el koymalıdır. Yetim, fakir fukara çocuklar baştacı edilmelidir.

Kurtuluş Savaşı'mızın eşsiz kahramanlarından Kazım Karabekir Paşa yetim çocuklar için neler yapmış bilen biliyor. Bilmeyenler hangi makamda olurlarsa olsunlar öğrensinler. Neler yazmış bulup okusunlar. Türk Milleti'nin her ferdi çok değerlidir, fakiri de zengini de... Ayırım bu millete ihanettir. Bazı okullarda "etüt" denen bir uyguılama var. Öğretmene ayrıca veliler her ay para öderler. Öğretmen her ay iki maaş alır biri devletten. biri milletten... O sınıfların klasik ve sağlıklı sıraları çöpe atılır. O eski sıralarda şimdiki bakanımız da eski bakanlar da okumuştur; okumuştur ama artık o sıralar atılmıştır. Yerine yeni sıralar alınmıştır , sağlıklı mı, kaliteli mi diye hesaplanmadan.. Öğretmenin masası ve koltuğu da yenidir ve epeyce sükselidir.

Okul müdürleriyle başa çıkamayan bakanlık e kayıt sistemini getirdi ama olmadı müdürler ümüğünü sıkıp velilerden para aldılar. Para alınmasın mı? Alınsın!.. Alınsın ama ayrımcılık yapılmasın ve paranın hesabı verilsin. Para tek merkezde illerin milli eğitim müdürleri hesabında kalsın ve izinle proje karşılığında para alınıp harcansın. Yoksa son yıllarda yaşananlar eğitim tarihimizde ibretlik ve vicdanları sızlatan bir durum olarak yazılacak. Bir milletin kader birliğini, tasada bir olma geleneğini de sarsan çok kötü bir gidiş bu gidiş.

Çalıştığım okulda sınıfımı paylaştığım büyük çocuklar sınıf dolabımızı açıp tebeşirleri kutusuyla parçalayıp çöpe attılar. Sınıf dolabının camını kırdılar. Hiç şaşırmadım bu duruma ve öğretmenler odasında: "Okulun müdürü okulun sıralarını çöpe atarsa, çocuklar da tebeşirleri çöpe atarlar" dedim. Bir yıldan beri okulun basket sahasında yağmur, kar ve güneş altında perişan olmuş sıralar bir kamyona yüklendi geçen hafta.

Miileti millet yapan değerlerden biri de milletin çocuklarının değerini bilmektir ve tabi milletin yetim hakkı olan nalının da...

Tuğba bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

durum hiç iyi değil, ne olacak bu memleketin hali inanın artık hiç bilmiyorum. okullarda 9-10 yaşındaki çocuklara parti broşürü dağıtır gibi dağıttıkları paçavraları ve hallerini bir görseydiniz. yanmaktan öte halimizin ne kadar kötü olduğunu iyice anlardınız...

Ruksan İLDAN 
 11.12.2007 21:45
Cevap :
Sevgili Ruksan İLDAN, buradasınız ve yazıyorsunuz ya -ve evet "durum hiç iyi değil"- ama emekler boşa gitmeyecek. Anadolu'nun gizi sevgidir; sevgiyi, vatanı, bütün bir milleti ayrısız-gayrısız sevenler kazanacak; parayı sevenler kaybedecek!.. Paragözler köşebaşlarını tutmuşlar, ama hepsi kaybedecek... Yarım ekmek arası Allah ne vermişse, yanında süt, ayran getirir öğrencilerim yerler beslenme saatlerinde, para yok; para yasak... Önce para kazanacaklar, sonra harcayacaklar... Meyvelerini de -çoğu elma getirir- herkese paylaştırırım. Bilirim ki memleket sevgisi insan sevgisiyle başlar, paylaşmayla başlar... Çok teşekkür ederim... Şen ve esen kalınız... Sevgilerimle...  11.12.2007 22:30
 

siz daha iyi bilirsiniz ama artık çağa da uyum sağlayan eğitim sistemi öocuklarımızın daha hazırcı da olmasına neden olmuyor mu? Sevgiyle kalın

Ozlem Ozkulak 
 12.11.2007 17:30
Cevap :
Sevgili september1 özlem, günümüz çocuklarının hazırcı oldukları çok doğrudur. Üniversiteyi bitirdiği halde kendi özbakımını dahi yapma becerisini kazanamayan evlatlarımız da var. Para kazanmayı da bilmiyorlar, mevcut paralarının değerini bilmeyi de...Kültürden, sanattan ve edebiyattan yoksun, hayal ile yüklü idealsiz bir kuşak meydana geldi. Günlük gazete, aylık birkaç sanat dergisi, güncel kitap okuru bir gençlik yetişmiyorsa eğitimde sakatlık var demektir. Sizinle aynı görüşteyim ve "Bir Ramazan yazısı sarı bakkal" ile "Hasan İzzettin Dinamo'nun çocukluğundan bir kesit" yazılarını bu yüzden yazdım. Yetmiş milyonuz, böyle bir nüfus bir daha ele geçmez; ancak hayatla boğuşmayı bilecek tarzda yetişmeli çocuklarımız. Türk milletinin bu coğrafyada sonsuza kadar yaşaması evlatlarımızın dünyanın imrendiği çok ciddi bir eğitimden geçmesiyle mümkündür. Teşekkür ederim...Selam ve sevgilerimle...  12.11.2007 18:52
 

Maalesef daha küçücük yaşlardan çocuklarımıza; üst sınıf, alt sınıf gibi mantığını bir türlü anlayamadım zırvalar öğretiyoruz. Yazık oluyor bu çocuklara. Şekillendikleri doğru ama nasıl şekillendikleri tam bir muamma. Hocam keşke herkes sizin gibi olsa, herkes "durun bir dakika" diyebilse. Sevgiyle kalın...

Bibaksana 
 11.11.2006 15:42
Cevap :
Sevgili Yaprak Eser okullarımızın paraya odaklı kurumlar haline gelmesi ve öğretmenlerin de bu olumsuzluğu benimseme eğiliminde olmaları ve giderek sanattan uzaklaşmaları aklı başında herkesi üzmektedir. Şemsi Efendi binbir zorlukla Selanik'teki okulınu açmasaydı Atatürk olmazdı. Sevgiyi, eşitliği ve adaleti çok çalışarak egemen kılacağız yurdumuza. ''Durun bir dakika'' diyeceğiz sizin deyiminizle... Sevgilerimle...  11.11.2006 17:17
 

Bu haberle ilgili ben de bir blog yazmıştım. Siz öğretmen tarafından da bakmışsınız olaya. Ben hem veli hem veli temsilcisi olarak yönetimde gözlemledim bazı şeyleri. Daha anlatılacak çok şey var bu konuda aslında.

Deniz 
 09.10.2006 14:48
Cevap :
Sevgili Deniz, İftara davetliydim, ancak geldim, yorumunuzu/sorunuzu okudum ve şa an hemen size hitaben yazıyorum. Sizin de blogunuzu okuyacağım. Okullarımız ve çocuklarımız ile öğretmenlerimizin durumu içler acısı. Mengü Ertel'in ''Cumhuriyete Kanat Gerenler'' dizisi vardı o dizideki ruh lazım bize yeniden. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki insan tipine ihtiyaç var; hap vatan diyen, millet diyen... Sizin de arzettiğiniz gibi söylenecek çok şey var ve yapılması gereken çok şey de var. Türk milletinin bu coğrafyada sonsuza kadar yaşaması içn hepimizin çok çalışkan ve çok doğru insanlar olmamız lazım. Çok teşekkür ederim... Saygılarımla...  09.10.2006 21:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2002
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster