Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '16

 
Kategori
Tıp
Okunma Sayısı
74
 

Bu yazıyı okumadan hasta olmayın :)

Bu yazıyı okumadan hasta olmayın :)
 

Bir ortaokul öğrencisine, gireceği sınavlar sonucu kazanmış olacağı iyi bir lise neticesinde rahat edeceği düşündürülür. Bu öğrenci sınavda yüksek bir başarı elde edip iyi bir liseye girdiğinde, çalışmaya devam eder, diğerleri gezmeye. Ardından seçilen bu başarılı öğrencilere lise sonunda gireceği üniversitelere giriş sınavından sonra rahatlayacağı empoze edilir. Tıp kazanmak tabiri caizse en iyi bölüme kapağı atmaktır. Çalışır, gecesini gündüzüne katar ve sınav belgesi eline geçtiğinde herkes tarafından takdir edilir. Artık rahata erdiğini ve önündeki engelleri aştığını düşünür. Ancak işler beklediği olmaz, ortaokul ve lise yıllarında gezenler hala geziyor olduğu gibi, rahata ereceğini düşünenler her komite konuları yetiştirme kaygısı taşıyor olacaktır. Çevresindekiler ona tek bir engeli kaldığından bahseder. Ortak bir dil seçmişçesine hedef gösterirler TUS SINAVINI.. Sonrası mı? Bu serüven böylece sürer gider. Böyle böyle, sonunda ömür biter…

Ne mi anlatmak istiyorum? Aslında doktor olmanın ömürlük bir hazırlıktan geçtiğini anlatıyorum. İnsanları iyi etmenin, birilerine yardım etmenin vermiş olduğu mutluluğa ulaşmak için verilen karşılıksız bir sevdaya değiniyorum. Tıp okumak herkesçe anlaşılamayacak bir tutkudur aslında. Yeri geldiğinde hayat kurtaracak bir meslek sahibi olmak için, bir hayat harcamaktır tıp okumak. Sefa sürmeyi beklemeden cefa çekmek, en güzel yıllarını feda edecek kadar fedakar olmaktır. Mesela hastanenin bir köşesinde yorgunluktan uyuyakalırken, hastanenin kantininde eğlenenlerin ilerideki sağlığı ve mutluluğu için, bugününden, yani tüm gençliğinden vazgeçmektir. Kutsal bir meslek olarak anılmasının da temelinde bu yatar zaten. Tüm kötü şartlara gözünü kapatarak, elindeki imkanlar ile çalışmak, asla pes etmeden hedefe koşmaktır. Samimiyetle duyacağı bir hayır duasını, hiçbir maddi karşılığa değişmemektir doktor olmak. Yaptığı işin maddi bir ölçüsü olmadığını bilerek, vicdani sorumluluğunu, insani duyguları ile bütün ederek, ayrım yapmadan koşmaktır yardım bekleyen gönüllere. Tedavisinin sonunda da mutlu etmektir karşındakini, gönüllere girmeyi beklemesen de, gönülden gelen bir teşekkürle mutlu olmaktır hekimlik.

Bir doktorun maaşını, yaşadığı hayat standardını, günde kaç hasta baktığını tartışanların, doktora şiddeti savunup nedenlerini ağızlarında sakız yapanların, acaba kaçı hiç tanımadığı birisine yardım etmek için bir saatini ya da hatta bir dakikasını harcamıştır. Kötü tutumları, yanlış kişileri düşünmeden, yolunda yürümek zordur kimileri için, ama doktor bunu yapmaya mecbur görür kendini. Moralini bozacak her durumu, anlayışla karşılamasa bile görmezden gelmeyi şiar edinir kendine. Çünkü bilir, kendini bekleyen niceleri var bir yerlerde. O birileri için, birilerini görmezden gelir, yorulur bazen elbette, ama dimdik ayakta durmaya çalışır. Allah’ın dağıtacağı şifaya, vesile olmak için, her hasta kapısını çaldığında en baştan başlar işine. Aynı şevkle, aynı azimle…

Her gelene, istisnasız ‘’nasılsınız?’’ diye sorar doktorlar, ‘’nasılsınız?’’ sorusunu pek az duysa da. Hastasının tek bir gülümsemesi bile yeter bir doktor için… Bunca yılın emeğini almış hisseder, tek bir insanı gülümsetebildiyse eğer… Doktor olmak, bir gülümseme görebilmek için, bir ömür harcamaksa eğer, inanın, bir doktor için, bir tebessüm de yeter…      

İnt. Dr. Mustafa Orhan DUYAR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 465
Kayıt tarihi
: 14.10.14
 
 

Mustafa DUYAR, "SON MEKTUP" kitabı'nın yazarı olmasının yanı sıra Tıp Fakültesi öğrencisidir. Şii..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster