Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
325
 

Bu Yılın Son Yazısı

Bu Yılın Son Yazısı
 

Bir yılı daha nihayete erdiriyoruz. Pek çok kimse, bu yazıyı yeni okuduğunda 2010 çoktan geride kalmış, hatta yeni yıldan zaman harcamaya başlamış bile olacağız. Ama hepimizin ağzında aynı türkü : Yahu ne kadar çok çabuk geçti bu yıl, hiçbir şey anlamadık..

Doğrudur… Yaşamı koşturmaca içinde geçenler için, geçen zaman çabuk anlaşılmaz, ya da zamanın değerini bilmeden, yola çıkmak, öylesine yaşamak, ama sonra bir durakta durup, geriye bakıldığında, neler neler bırakıldığının, nelerin gittiğine, nelerin bizimle geldiğine, hangi pişmanlıkların hep arka cebimizde olduğuna ve hangi sevdiklerimizi kaybettiğimize ve kimlere nefretimizden çok, sevgimizi belli etmediğimize bakarız. Hepsi, bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçer. Her seferinde belki keşkelerle doldururuz ağzımızı ama artık çok geçtir, geçen geçmiştir, bir daha geri gelmeyecektir. Ve bu geçenler yalnız zihnimizde değil, hayatımızdan da bir şeyler götürmüştür artık. Aynen ozanın dediği gibi “geçen gün ömürdendir…”

Şimdi bunları düşünürken aklıma ne geldi biliyor musunuz ? Televizyonlardaki eski yılbaşı programlarında özellikle saat gece yarısına yaklaşırken hep şu resim ve fragman gösterilir. Eski yıl, yaşlanmış, pejmürde, çökmüş, halsiz, elinde bastonuyla bir ihtiyarı simgeler. Bavulunu yada torbasını almış, kimi zaman hüzünlü gözlerle geriye bakarak ağır ağır gider, kimi zaman kafası yere bakar, sanki hiç gitmek istemiyormuş gibi ağır adımlarla yol alır.. Durum b merkezde iken, karşıdan da küçücük bir bebek emekliye, emekliye yaklaşmaktadır. Taptaze, enerjik, masum, yıpranmamış, başına bir şeyler gelmemiş, neşeli, umutlu ve etrafına enerji saçıyor. Gülüyor, eğleniyor. Anlıyoruz ki, bu bebek yeni yıldır. Yeni yıl sevinçle ve neşeyle gelmiştir artık.

Bu resim pek çoğumuzu eğlendirmiştir belki, vakti zamanında, bugün de belki, birçok televizyonda bu simgelere rastlayacağız. Ancak, bizlere eski-yeni mesajı verirken, aslında hayatın ne kadar hızlı aktığını ve insanların yeni bir yıla girerken aslında, bir yıl daha yaşlanarak girdiği mesajını da verdi aslında. Böylece, orta yaşın üstündeki insanların biraz daha hüzünlenmesine de neden olmuştur bu fragman çoğu zaman. Ben de nedense, sevinç ve neşe içinde olacağıma, garip bir hüzünle buluşurum her yıl başıları. Belki de sırf bir yıl daha yaşlanmanın verdiği tarifsiz acıyı hissettiğimden olsa gerek.

Benin çocukluğumda, çam ağacı süslemelerini hep televizyonlardan görürdük. Yıllar geçtikçe, gezip, bilgilendikçe, kentlerin bu alışkanlıklara daha rahat empoze olduklarına şahit oldum. Daha sonra, çam ağacı merakı, insanları ormanlara ‘kaçak çam’ peşinde koşmaya itti. Sırf bu batı merakından dolayı. Halbuki, bir gün, yada birkaç saat yanındakileri, yada görenleri eğlendirecek, hafif gülümsetecek ama birkaç gün sonra kimsenin gözüne bile batmayacak. Çünkü artık yeni yıla girilmiş olacak. Sonra çam ağaçları plastik malzemeden yapılmış ve orjinalini anımsatır şekilde, karşımıza dikilir oldu. Özellikle son senelerde, yılın bu son ayında, hediyelik eşya satıcıları, oyuncakçılar ve çin malı dükkanlarında en çok satılan ürünlerden biri haline geldi, dandik, plastik, soğuk çam ağaçları. Artık, plastik çam ağaçları dar gelirlilerin evlerine de girmeye başladı. Son bir aydır, gezdiğim her yerde, cam kenarlarına kurulmuş, ışıklı ve süslü çam ağaçları, vitrinlerin bol ışıklı ve süslü olması, her tarafın kırmızı-beya renklerle bezenmesi, iç çamaşıcılarda bu rengün haricinde çamaşır satılmaması, insanların ne kadar da, değişebileceğini, gelişebileceğinin ufak bir örneği olarak bize göz kırpıyor aslında. Biz Hıristiyanların ‘yortu’ inancına göre biraz daha farklı kutluyorsak da yıl başılarını, yine de bir batı inancının, toplumumuzun geneline yayılması çok ilginç. Bu toplumun gittikçe kültür erozyonuna uğrağını ne kadar da iyi gösteriyor.

Bu yazıyı yazmadan önce, arabamla şöyle küçük bir şehir turu attığımda gördüğüm manzara buydu.. Eğlence yerlerinde de durum bundan çok da farklı olmayacak bu gece.. İçkiler su gibi akacak, herkes kafasına kırmızı kukuletaları takacak ve sokaklara çıkacak. Büyük meydanlarda yine eğlenceler yapılacak, şarkılar söylenecek, havai fişek gösterileri yapılacak ve yine kavgalar, kapışmalar, tacizler boy gösterecek. Yılbaşının kırmızı-beyaz renginden ziyade hafızamı en çok kirletecek olan ise yine bu taciz görüntüleri olacak.

Her neyse, bugün senenin son günü. Yarın yeni yılın ilk günü olacak ve toplumun pek çoğu, daha gecenin etkisinden kurtulamadan, bir yılın muhasebesini bile yapamayacak. Ama bence oturup, bir yılın muhasebesi iyi yapılmalı. Hem kişisel, hem ulus olarak bir muhasebe yapılabilmeli. Yoksa iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini nasıl ayırt edebiliriz. Bizi yönetenlerin gerçekten bizi iyi yönetip yönetmediklerini nasıl anlayabiliriz. Bizim verdiğimiz oyları, aldıkları maaşları hak edip etmediklerini nasıl anlayabiliriz. Çevremize verdiğimiz sevgi ve saygıyı hak edip etmediklerini, bu sevginin az veya çok olup olmadığını nasıl anlayabiliriz. Hatalarımızın nasıl farkına varabiliriz ve yeni yılda yeni umutları, yeni hayalleri ve yeni kurguları kovalarken, bu hataları tekrarlamayacağımızı nasıl bilebiliriz. Evet 2010 bitti ama önümüzde Allah ömür verirse koskoca bir 365 gün var. Bunun her gününü ve her anını, sevgi, saygı, duyarlı olarak geçirmek bizim elimizde. Kimseden bir şeyler beklemeyelim. Her şeyi kendimiz yapalım. Unutmayalım ! Şer’de, iyilik de bizim yaydığımız enerjimizden kaynaklanmaktadır.

Bu yazıyı okuyan ya da okumayan herkesin yeni yılını kutlarım. Kazasız, belasız, afetsiz, silahsız ve bombasız, siyasi kazıkların ve politik seviyesizliğin olmadığı, mutlulukları, başarıları, bol kazançları, sağlık ve aşkları kovalayacağımız bir yıl olması temennilerimle.. Sevgilerimle… Ve Nietszhe ile….

Gidene kal demeyeceksin..

Gidene kal demek zavallılara,

Kalana git demek terbiyesizlere,

Dönmeyene dön demek, azizlere,

Hak edene git demek asillere yakışır..

Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme,

Yoksa değersiz olan hep sen olursun….. (NIETSZCHE)

Mutlu yıllar…. Seneye yine görüşmek üzere…. Saygıyla…

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2529
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster