Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
506
 

Bu yüzden mi...

Hatırlıyor musun?

En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın?

En son ne zaman kendi içinde bir yolculuk yaptın?

Sadece sen ve sana ait duyguların, sana ait yaşanmışlıkların.

Belki de, hiç kimseye söyleyemediklerin, hiç bir zaman da söyleyemeyeceklerin.

Sadece senin görebildiklerin, sadece senin hissedebildiklerin, sadece senin şahit oldukların.

İçinde sakladığın, yoksulların, zorbaların, toplum dışına atılmışlıkların.Geçmişine ait kapanmayan hesapların, karşılığı hala ödenmemiş iç borçların, suçluluk duyguların, kendine acımaların.

Hatırlıyor musun?

Onlarla ilk ne zaman karşılaştın?

Onlarla ilk ne zaman tanıştın?

Onlarla daha ne kadar yaşayacaksın ya da onları daha ne kadar yok sayacak, onlardan kaçacaksın?

Sayıyor musun hiç? Bu kaçıncı içsel yolculuğun? Bu kaçıncı kendinle başbaşa kalışın?

Peki zamanla değişiyor mu hiç bir şeyler? Yıllardır yaptığın bu yolculuklar da gördüklerin, hissettiklerin, şahit oldukların? Kısacası yaşadıkların!

Yoksa her şey hep tekrar mı ediyor?

Aynı olaylar tekrar tekrar mı yaşanıyor?

Yaşamındaki olayları değiştirmeye gücün mü yetmiyor?

Bu yüzden mi;

Hep şikayet etmen, dünyayı suçlaman, birilerinin seni incittiğine, veya sana felaket getirdiğine inanman!

İnatla değişmek istememen, zamanı geçmiş duyguların, önyargıların, olumsuz heyecanların ve felaket kehanetlerinle yıllardır birlikte yaşaman!

Kendini zamanın bu döngüsüne kıstırıp, sürekli tekrarlanan bir geçmişi yaşamaya mahkum bırakman!

Bu yüzden mi;

Yaşamındaki olayları gögüsleme biçimini değiştirerek kendine yeni bir gelecek yaratmak varken, inatla imkansız olanı denemen, yaşamındaki olayları değiştirmeye çabalaman!

Kendine inanmayı, kendini yaratmayı kesmen, düşlerinden vazgeçip herkes gibi bağımlı olmayı seçmen!

Seçimlerinin farkında olmaktan, davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçman!


Ne zaman kendine acımanın bir sonuç değil yaşadığın felaketlerin başlangıcı olduğunu kabul edeceksin?

Bu davranış ve düşünce şeklin yıllardır seni hep aynı sonuclara ulaştırıyor. Aynı şekilde davranarak farklı sonuçlar beklemekten ne zaman vazgeçeceksin?

Kötülük uzmanlarının, felaket çığırtkanlarının kafana doldurdukları çöplerden ne zaman kurtulmak isteyeceksin?

Geçmişin Tanrının sana verdiği bir ceza olduğunu düşünüyorsan eğer, geleceğin de Tanrının sana verdiği en büyük armağan olduğunu bilmelisin.

Zaman artık, temizlik zamanı. Seni aşağıya çeken o ağır yüklerinden kurtulma zamanı.

Hadi. Kurtul seni esir alan tüm bağlarından.

Özgür bırak kendini tıpkı o çocukluk günlerindeki gibi.

Dön ve kendine bilinçli olarak bak. Keşfet unuttuğun kendini. Tavan arasındaki en ücra köşelerini.

Direnme artık kabullen hepsini.

Kendini olduğun kişi olarak kabullenmeden değişmek asla mümkün değil ki.

Başlat sende artık şu değişimi.

Göreceksin ki sen değiştiğinde dünya da seninle birlikte değişecek.

Yüreğinin sesine kulak ver.

Ona güven.

O her zaman kesinlikle seni olmak istediğin yere götürecek.

10 Aralık 2007
Haşim Arıkan
http://hasimce.blogspot.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pay çıkarılacak bir yazı. Tersten okuyarak taradığım için, "hep aynı çukurlara düşüp duruyoruz" öyle değilmi. Belki bir "Boşver" kelimesi bizi rahatlatacak. Saygılar sunarım.

DurmuşGüler 
 17.12.2007 12:45
Cevap :
Hakkıyla boşvere biliyorsan belki o da ilerleme getirmeyen ama rahatlatan bir etki yaratabilir. Ama bence esas çözüm bizim biz olamımızı engelleyen bize ögretilen o çerçeveyi kırap atabilmekte. Kolay mı? :) Sevgilerimle  17.12.2007 20:42
 

elinize sağlık, ruha değen satırlar bunlar. Nilgün

nilgun 
 12.12.2007 20:28
Cevap :
Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle  15.12.2007 12:10
 

İnsanın kendisini sorgulaması ve değiştirmesi gerektiğini çok güzel anlatan bir blog yazmışsınız. Kutluyor ve düşüncelerinize katılıyorum. Ama şu Tanrı işini tam olarak anlayamadım doğrusu. Geçmişi Tanrı tarafından verilmiş bir ceza olarak akbul eden birisini aynı Tanrının gelecekle ilgili olarak mükafatlandırması bana pek mantıklı gelmedi. Saygılar

Matilla 
 12.12.2007 13:37
Cevap :
Çok teşekkürler. O söz her zaman tanrının kendilerini cezalandırdığını düşünenler için, aslında ömürümüzün kalan kısmının, yarınların hepimiz için yeni bir şans, yeni bir başlangıç imkanı olduğunu anlatabilmek için söylenmişti. Bence tanrı yaratıcımız olarak her zaman bizim lehimize çalışır. Yaşadıklarımıza ceza ve mükafat olarak anlam kazandıran bizim onları algılayış biçimimizdir. Bu değiştiğinde daha önce seni cezalandırdığını düşündüğün tanrının aslına sana vermiş olduğu ödülleri de görmeye başlarsın. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir değil mi? Çok teşekkürler:)) Sevgilerimle  15.12.2007 12:20
 

Pişman olur muyum dersin sevgili Haşim gidersem ... Birde tek başına kalakalmak var onu dinleyip peşi sıra gidince. Sen de oralarda olabilir misin..?

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 11.12.2007 16:58
Cevap :
Amaç bence yeri geldiğinde tek başıma da varım, kendime yetebilirim diyecek güce erişebilmekte. Karşımıza çıkan herşeyi sevgiyle gögüsleyebilecek güce erişebilmekte. Yüreğinin götürdüğü yerde ben olmasam da eminim seni karşılayacak birileri hep olacaktır dostum Serap. Sevgilerimle:))  15.12.2007 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 1899
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1078
Kayıt tarihi
: 05.02.07
 
 

Kimliksiz bir yazanım aslında... Bazen benim, bazen senim, bazen de herhangi biriyim. Belki d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster