Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '20

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
55
 

Budur Demek!

Budur Demek!

 

Başımdan geçen gerçek olay...

 

Bir Gündü: İnsanların gittiği bir mekana ara sıra bende uğruyordum. Hâlâ da uğrarım. Burada bazen arkadaşlarda oluyor, sohbet edip, oradan buradan konuşuyor, alışkanlığımız üzere çay filan içiyorduk. Çok nadiren başka şeylerde meşrubat, soda, kahve ve benzeri. Yaz mevsimi olunca da, ayran, limonata filan. Gündemimiz ziyadesiyle ülkede konuşulan güncel siyaset oluyor, bazen maçlar, magazin, iş, şu,bu.

 

Mekanın sahibine gelince: Gayet dürüstmüşçesine bir hal takınan garip bir gurur ve kibir havası ve görevmiş edasıyla insanların konuşma ve davranışlarında eksik, gedik arayan sudan sebeplerle sen şu nedenle şundan dolayı bana, ona, buna şu yanlışı yaptın bundan dolayı hatalısın demeyi adet üzere seven, (Herkesin yerleşmiş alışkanlıkları ve huyları vardır. Yeter ki, iyi olsun, iyilikle dolu olsun efendim.) birazda insanları çekiştirerek, kimseyi gerçekten olduğu gibi kabul etmeyen ve herkesin gerçeğini farklı yorumlamaya, iddiaya konu eden dedikodu sever, art niyetli, çıkar timsali ayrıca tehlikeli, kötü bir adamdı...

 

Hikaye O ki:  Şimdi birgün yine bu mekana çay içmeye, arkadaşlarımı görmeye, hasbihal etmeye gitmiştim. Öğlen saatleriydi. Sonbaharda olmamıza rağmen hava güneşli, göz kamaştıran açık mavi gökyüzünde beyaz bulutlar hareket halinde güzel şekiller çizerek adeta sörf yapıyor sanki bir yerlerde prensini bekleyen prensesin önüne saygıyla eğiliyor, insanlara uzun geçecek, mutlu bir günü müjdeliyordu. Allah'ın bir işi, lütfu işte! başka ne söylersin. Tam o sırada oturduğum yerde bunları düşünürken bulunduğum masadan nedenini bilemediğim ve bir daha asla bilemeyeceğim şekilde ancak istemli olarak ve aniden kalkarak, karşıda üç adım ilerimde duran her zaman mevsimine göre tavanında farklı bulanık renklerde bir karış tozu muhakkak bulunan yüksek koyu kahverengi gardırobun üzerinde üst üste dağınık olarak biri üçlü bir diğeri dörtlü dizilmiş ve okumam için beni bekleyen kitaplara yöneldim. Gerçi mekanın orası burası, ötesi ve beresi genelde uzun zamandır düzgünce yıkanmamış, kirli yağ tabakası ile kaplanmış eski kap kacak bir de arada yemek yapmaya yarayan pratik mutfak eşyaları ile tava, tabak, kaşık, çatal, bıçak ile dolu olurdu. Bu mekana nadiren dışarıdan, nereden ve kimden olduğunu merak edip sorduğum şimdi hatırlamadığım bir yerlerden bu okuyucu kişilerde olabiliyordu, bir takım kitaplar gelir ve eğer başkasına verilmediyse yada özel sipariş değilse genellikle bu bahsettiğim kirli yüksek gardırobun üzerinde dururdu ve mekan sahibi tarafından okumaları için insanlara verilirdi. Karşıdan gözüme yedi adet gözüken kitapları saydım. Yedi kitaba bulunduğum yerde ayaküstü çabucak şöyle bir göz gezdirdikten sonra okuma tutkumun verdiği enerji yüklü çocuksu heyecanımla içimden geçirdiğim şekilde mekanına gelen insanları aslında sevmeyen onları daha çok iş gözüyle gören mekan sahibine istekle birazda güvensiz olduğum yerde 99 derece açı ile U yaparak, döndüm ve beğendiğim bu iki kitabı okumak için alabilir miyim? sonra sana geri iade ederim, dedim. O da bana gayet sakin tok bir sesle bu kitapların hepsi al senin olsun, dedi. yalnız yerine adedi kadar kitabı getirirsin, unutma! Adet sayısı fazla olursa daha iyi. Bu teklifi teşekkür ederek, memnuniyetle kabul ettim ve yine de beğendiğim iki kitabı okumak için yanıma aldım.

 

Kitaplar: kitapların 100 Temel Eser arasında olanı bilgelerin ve alimlerin tüm dünya medeniyetinin büyük zenginliklerini barındıran Eski Mezopotamya topraklarında; Eski Mısır, Horasan, Bağdat, Babil ve İspanya Kurtuba'da başlarından geçen gerçek kesitleri, yaşanmış örnek olaylar olarak aktaran derinlikli, çarpıcı ve ders verici nitelikte kısa hikayelerden oluşuyor, bir diğeri ise Avrupa’nın modern Edebiyatı içerinde mihenk taşı kabul edilecek bir büyük ödülü almış, güzellikler içinde başlayan lakin gelgitlerle devam eden çalkantılı ve tutkulu bir aşk hikayesinin hazin öyküsünü güçlü ve temiz bir dille anlatan uzun soluklu bir Başyapıt Avrupa Romanıydı.

 

Yaşadığım bu gerçek olaydan kendime çıkardığım dersler: Hayatta karşımıza çıkan bazen kötü diye düşünülen insanlar, bilmeden de olsa maneviyatı olan bilgili insanlara fayda sağlarlar. Kuran- ı Kerim'de, Amentü Duası yazılıdır. Bu önemli duanın bir yerinde “Her Şer’de Bir Hayır Bulunur.” gibi bir söz dizisi geçer. Onun için insan kötü olabilir, kötülük düşünebilir, zamanını boşa harcayabilir. Bazı kitaplar ise hakikaten hazine yüklüdür. Değerli ve büyük insanlar olmamıza aracılık ederler. Kötü insanlar ise, iyi huylu, iyi ahlaklı insanlara kaba davrandıklarında yada zarar verdiklerinde aslında onların özünde olan yeni farkındalıkların açığa çıkmasına ve yükselmelerine aracılık ederler. Dünya sadece iyilerden ibaret olacak olsaydı yada tersi bir durumda kötüler için konulsaydı eğer o zaman yaratılmasına veya varolmasına bir sebep ve gerekçe kalmaz, insanda olmazdı.

 

Dilek - Temenni Notu: En içten selam ve saygılarımla. Yaşam sevinciyle, mutlu kalınız.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 105
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster