Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
370
 

Bugün “Futbol” konusuna gireceğim…

Bugün “Futbol” konusuna gireceğim…
 

Siyasetten ayrılıp bugün spordaki “siyaset”e gireceğim… Bir televizyon kanalında eski hakem Erman Toroğlu, milli takım futbolcularının, TFF’dan 2012 dünya kupasına katılım gerçekleştiğinde, primlerinin artırılmasını isteyen futbolculardan söz edip Kaptanlardan Emre Belezoğlu’na “Sen kimsin lan… Sen kimsin” diyor…

Spor yapanları öncelikle ikiye ayırmak gerekir. Birincisi “Ferdi” spor yapanlar. Bu sporcular, kişisel becerileri ile başarıya ulaşırlar, “Kişisel” başarıları ile değerlendirilirler.

İkincisi ise “Kollektif” sporlardır. Bu spor dallarında, sporcular “Kişisel” özelliklerini “Takımları” adına kullanmazlarsa, kendileri de takımları da başarısız olurlar. Futbol, bu manada “Kollektif” spora girer.

“Ayak toplu” dediğimiz bu oyunda, sporcu ayağındaki topla “Kişisel” olarak her türlü cambazlığı yapsa da, bu cambazlığı takım oyununa yansıtmadığında, o takımdan başarı beklemek saftirirklik olur.

Bizde spor camiası ve spor basını, futbolda öncelikle sporcuların “Kişisel” yeteneklerini öne çıkartarak, onları gökyüzüne çıkartmayı marifet sayarlar, oyuncun da elbette ayakları yerden kesilir.

Bu tür oyuncuların da kısa zamanda ortadan yok olduklarını görürüz. Çünkü “Yıldızını parlattığınız” oyuncular “Ben neymişim be abi…” havasına girer, sporcu karakterinden uzaklaşır ve bizdeki gibi “Medya maymunu” haline gelerek sporculuk ile bağdaşmayan bir hayatın içine düşer, spor hayatlarını bitirirler. Bunların örneğini çok gördük Türkiye’de…

Elbette bu olumsuzlukların yanında, sporcu olduğu bilinci ile spor hayatına devam eden ve “zirvede” bitiren örnekler de var, ama ne yazık ki azınlıktalar. Basının “Parlattığı” ve “Ben neymişim abi…” havasına giren futbolcu da, elbette o havanın verdiği davranış biçimlerini sergileyecektir. O saatten sonra da sporcuya “Sen kimsin lan…” demek yerine, spor basını oturup “Biz ne halt ettik be…” demesi gerekir.

Sahanın içinde de dışında da davranış bozuklukları sergileyen, sporla bağdaşmayacak şeyler yapan futbolcunun her yaptığına alkış tutarsanız, bir süre sonra onlar da senin karşına çıkacaklardır. Primlerini de artırmak isteyeceklerdir, TFF’ye de MHK’ya da kafa tutacaklar, konuşacaklardır, kaçınılmaz…

Elbette bu şekilde “Şişirilmiş”, “Şımartılmış” ve sporculuk ile bağdaşmayan tavırlar içine girenlere “Sen kimsin lan…” deme hakkımız da olmayacaktır. Çünkü onları, o hale getiren spor basını ve “Magazin basını” ki ne demekse bu magazin basını, onlar sorumludur. Dikkat ettiniz mi hiç maçlardan sonra atılan manşetlere…

Bu futbolcuları zaman zaman, maç sırasında yaptıkları bir hareket veya attıkları bir gol ile göklere çıkartmıyor muyuz? Onlara “Kurtarıcı” gözü ile bakmıyor muyuz? Oysa onlar, aldıkları paralar karşılığında sadece “İşlerini” bir başka deyişle “Görevlerini” yaparak, ücretlerinin karşılığını ödüyorlar.

Biz onlara “İlah” gözüyle baktıkça da, hiçbir zaman “Sen kimsin lan…” diye sormaya hakkımız olmayacaktır.

Onları o hale getiren de büyüten de şımartan da sonuç olarak spor ve magazin basınının ta kendisidir.

14 KASIM 2011

İBRAHİM PEKBAY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster