Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
2657
 

Bugün 50.Yıl Marşı'nı söyleyebilen bir Türk gençliği olmalıydı

Bugün 50.Yıl Marşı'nı söyleyebilen bir Türk gençliği olmalıydı
 

Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Talha Dinibütün, "10. Yıl Marşımızı söylüyoruz; Cumhuriyetimizin ilk on yılında yapılanlarla gurur duyuyoruz. Oysa bir 50. yıl marşımız olabilmeliydi. Hala yoksa; bu düşündürücü olmalı. Türkiye hala gelişmekte olan bir ülke konumundan kurtulamadı; kurtulmalıdır ve kendi içinde coşkuyla ve gururla söylenecek bir yüzüncü yıl marşını oluşturan bir nesil yetiştirebilmelidir, " dedi.

16.yy'dan bu yana İstanbul'da yaşayan bir aile mensubu olan Prof. Dr. A. Talha Dinibütün, uzun kariyer geçmişinde sadece Türkiye sınırları içinde başarılarını gerçekleştirmekle kalmayıp; 1990 yılından beri (IFAC) Uluslararası Otomatik Kontrol Federasyonu'nda da görevli olup, bir Teknik Komite Başkanlığı'ndan başlayarak 2002-2005 döneminde beş teknik komitenin kendisine bağlı olduğu Koordinasyon Komitesi Başkanlığı'na ve Teknik Board üyeliğine getirilmiş; 2005-2008 dönemi için seçici komite tarafından (IFAC) konsül üyesi seçilmiştir.

Bu çok prestijli bir konumdur ve federasyonda ilk defa ülkemizden biri bu konuma gelmiş bulunuyor. Ülkemiz için bir Türk profesörünün böylesi bir çalışma içinde olması gurur vericidir.

Prof. Dinibütün, otuz yılı aşkın bir süre İstanbul Teknik Üniversitesi'nde, akademik çalışmaların yanı sıra Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü ve Makine Fakültesi Dekanlığı dahil çeşitli yöneticilik görevlerinde bulunduktan sonra, 1997 yılında Doğuş Üniversitesi'nin Mühendislik Fakültesi'nin kurucu dekanı olarak başladığı yeni görevine 1999 yılından itibaren Doğuş Üniversitesi Rektörü olarak devam etmektedir. Kendisinin başarılı kişiliğinden tutun da ülkemiz gençlerinin bugün ve gelecekte nasıl birer faydalı insan olmaları konularına kadar olan sorularımızı siz okuyucularımız için yanıtladı.

- Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasında olmasının gerekçeleri nedir sizce?

- Türkiye hala çıtayı aşamadı. Hala gelişmekte olan bir ülke konumunda. Aslında, bazı alanlarda gelişmişlik düzeyine erişmiş olmakla beraber, toplamda gelişmekte olan ülke görünümündedir. Bilim ve teknolojiyi kullanmanın yanı sıra bilime ve teknolojiye katkı sağlayan çalışmaların artması; eğitim öğretimde büyük oranda evrensel kaliteyi yakalamak; ve bunların gerçekleşmesini sağlayacak toplumumuzun çağdaşlaşma anlayışının ve özleminin derinleşmesi ile çıta aşılabilecektir. Hükümetlerin ve tüm muhalefetin mutabakat içinde bu anlayışla hareket etmesi, yönlendirmesi fevkalade önemlidir.

- Türkiye'nin AB'ye giriş süreci başlamıştır. Bu süreç içersinde nüfusumuzun çoğunluğunu oluşturan gençlerimizin iyi eğitim almaları sonucunda , iyi bir nesil yetişeceği inancında mısınız?

- Bugün Türkiye'nin AB'ne giriş süreci başlamıştır. Bu konuda gösterilen kırk yıllık çaba var. Ancak, kendimize dönüp bakıp eleştiri yapabilirsek ve hatalarımızı belirleyip ortaya verimli çalışmalar koyabilirsek daha iyi bir gençlik ve geleceği açık bir Türkiye yaratabiliriz. Bir örnek vermek gerekirse; hala onuncu yıl marşımızı söylüyoruz, oysa bir ellinci yıl marşımız olabilir, onu söyleyebilirdik. Ama bugün artık yüzüncü yıl marşını oluşturabilecek bir nesil yetiştirebilmeliyiz. Bu da toplumumuzda her bir bireye düşen en büyük görevdir. Bir gencin yetişmesi aile ocağında başlar.Okuldaki hocalarına, devlet büyüklerine kadar süren bir zincirin halkaları şeklinde aynı özelliği içeren bilgi ve eğitim süreci oluşturabilmeli, bunu tek yürek olarak hayata kazandırmalıyız.Tek bir birey ile başlayan bu oluşum toplumumuzun çoğul sesi olacaktır, bunu unutmamalıyız.

- Vakıf Üniversitesi olan Doğuş Üniversitesi kurulmadan önce de Doğuş Okullar Grubu vardı. Bunlar özel ve kişiye kazanç getiren kişi tarafından yönetilen okullar mı oluyor? Böyle idi ise neden kazanç getirmediği halde Doğuş Üniversitesi kuruldu?

- Şahıslar üniversite kuramıyorlar; ancak üniversite öncesi orta öğretimin ve ilk öğretimin yapılacağı özel okullar kurulabiliyor. Bu anlamda Doğuş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olan Sayın Doğu Gözaçan; orta öğretime yönelik Doğuş Okullarını otuz yıl önce kurmuştur ve çok başarılı bir geçmişi olan "Doğuş Okullar Grubu" iyi bir aşamaya gelmiştir. Orta öğretimde sağlanan bu başarıdan sonra, Sayın Doğu Gözaçan ve ailesi bir eğitim vakfı kurarak bu vakıf vasıtasıyla kâr gayesi gütmeyen Doğuş Üniversitesi'ni kurmuşlardır; eğitime verdikleri desteği bir anlamda taçlandırmışlardır diye düşünüyorum. Bu ülkemize yapılmış çok değerli ve güzel bir hizmettir.

- Doğuş Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik bir çok konuda yapılan sosyal aktiviteleri içeren programlarla ne amaçlanmaktadır?

- Kuruluşundan beri Doğuş Üniversite'sinde, verilen eğitim programları dışında etkinlikler yapılmaktadır. Farklı birçok konuda düzenlenen etkinliklere ünlü konuklar, medyatik isimler katıldığında öğrenciler ilgi göstermekte, fakat bilimsel ve kültürel konularda yapılan seminerlere, konferanslara katılım az olmaktaydı. Buna çözüm olarak yeni aldığımız bir karar ile her yarı yıl için en az iki adet kültürel gelişim seminerine her öğrencinin katılımını şart koştuk. Öğrenci mezuniyet aşamasına geldiği zaman en az on altı adet kültürel gelişim seminerlerine katılmış olacak. Bu çok yararlıdır. Bu etkinliklerimizi her Çarşamba günü 13:00 ila 15:00 saatleri arasında gerçekleştiriyoruz. Öğrencilerimiz çok yeni uyguladığımız bu sistem için biraz olumsuzlar, ama kendi gelişimleri için gerekliliğini zamanla görecekler ve memnun olacaklar.

- Doğuş Üniversite'sinde uygulamaya koyduğunuz öğrenci kulüp faaliyetlerinden de söz eder misiniz?

- Öğrenci kulüpleri Öğrenci Dekanlığı'mızın gözetiminde öğrencilerimiz tarafından kurulmakta ve faaliyet göstermektedir. Her kulübün bir danışmanı vardır. Atatürkçü Düşünce Kulübü, Bilgisayar Mühendisliği Kulübü, Tiyatro Kulübü gibi yirmiden fazla farklı konularda kulüpler kurulmuş durumda. Öğrenci bunlardan birine girebilir veya birkaç öğrenci bir araya gelerek yeni bir kulüp kurabilir. Öğrencilerin kendi istek ve yetenekleri doğrultusunda bir kulüp faaliyetinin içinde bulunmaları özgüvenlerinin güçlenmesine yardımcı olmaktadır. Bir örnek verirsem: Matematik Kulübü öğrencileri danışmanlarının ve matematik öğretim üyelerinin yardımıyla dört yıldır liselerarası Matematik Yarışması düzenliyorlar. Liseler arasında revaçta olan bu yarışmaya bu yıl 350-400 lise öğrencisi katılıyor. Bu yarışma "bireysel" ve "okul takım yarışması" olarak iki kademeden oluşuyor. Herkese açık olan bu yarışmaları izlemek bir zevktir.

Gençlerimiz çok hızlı düşünüp, çok hızlı yanıt veriyorlar. Yeni nesil çok yetenekli ve müthiş donanımlı. İşte bu neslin 100. yıl marşını oluşturabilmesi lazım. Hızla gelişmeye devam eden iletişim teknolojilerinin gençler üzerinde çok olumlu etkilerinin de olduğunu belirtmek isterim.

- Son yıllarda üniversitelerimiz şehir dışında kurulmakta iken; Doğuş Üniversite'sinin şehir içinde olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Doğuş Üniversitesi'nin şehrin içinde İstanbul'un merkezi ve güzel semtlerinden birinde (Acıbadem'de) oluşu öğrencilerimize ulaşım açısından kolaylık sağlamaktadır. Doğuş Üniversitesi bir kent üniversitesidir. Kent Üniversitesi olmasının daha başka büyük avantajları da vardır. İstanbul Türkiye'nin en büyük kültür, sanat, ticaret ve bilim merkezidir.Öğrencilerimiz şehrin içinde eğitim görürken, ister istemez şehrin etkinliklerine de katılabiliyorlar ve daha bir güvenle, birikimle mezun olabiliyorlar. Ayrıca, zaman içerisinde 'e-learning' dediğimiz elektronik eğitim / uzaktan eğitim yapılması çok daha artacaktır. Yüzsüze eğitimin hiçbir zaman avantajını inkar edemeyiz. Fakat zaman içinde bu elektronik eğitime çok ağırlık verilince kent üniversiteleri daha da önem kazanacaktır.

- Üniversite olarak araştırmaya , geliştirmeye ve bilime yönelik çalışmalarda bulunuyor musunuz?

- Doğuş Üniversitesi "üniversiter" anlayışla kurulmuştur ve bu anlayışı titizlikle koruyor: Dünya standartlarında kaliteli eğitim/öğretim vermek; bilimsel araştırma ve geliştirme projelerini ve yayın faaliyetini destekleyerek üst düzeyde tutarak bilime katkı sağlamak; toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek etkinlikler yapmak öncelikli hedefleridir. Üniversitemizde doğrudan üniversitemizce desteklenen araştırma projeleri olduğu gibi, TÜBİTAK, EUREKA, AB Komisyonu ve diğer kuruluşlarla birlikte desteklenen projeler de bulunmaktadır. AB Komisyonu içinde bulunan Jean Monnet birimince desteklenen birkaç adet projemiz var. Ayrıca, üniversitemize Jean Monnet Kürsüsü tahsis edilmiştir; bu itibarlı bir tahsis olup ülkemizde bizimle birlikte toplam 6 üniversitede bulunuyor. Öğretim elemanlarımız AR-GE çalışmaları için teşvik edilmekte, yüksek başarı sağlayanlar ödüllendirilmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2788
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

Hayatım boyunca insan ve insan psikolojisi üzerine her türlü yazı ve bilgi içerikli yayınları tak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster