Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
113
 

Bugün Çok Yorulduk

Bugün Çok Yorulduk
 

 Ayse evleneli henüz bir ay olmuştu. Anne babasının bütün karşı çıkmalarına kulak asmamış ve sevdiği delikanlı ile evlenmişti sonunda. Ayrı bir ev açmaya imkanları olmadığı için bir süre kayınvalidesi  ve kayınpederi ile oturmayı bile göze almıştı. Kendi annesi babası ayrı evleri olmasını ve eşinin ailesi ile beraber oturmanın getireceği sorunları defalarca anlatmalarına rağmen söz dinlememiş, sevdiğine bir an önce kavuşmak istediğinden her şeyi kabul etmişti.

  Eşi henüz öğrenciydi. O sabah genç adam  okula, kayınpederi işe gitmişti. O gün çok önemli bir işleri vardı kayınvalidesinin söylediğine göre. Bir gün önceden yemek yapmıştı kaynanası bugün için. Çok is olduğunu ve o gün yemek yapmaya ayıracak zamanları olamayacağını söylemişti.

 Bu kadar önemli işin ne olduğunu sormuştu Ayşe heyecanla. Yaşlı kadın da yorgan kaplayacağız demişti. Yorgan kaplamak Ayşe’nin hiç görmediği, sadece büyüklerinin anılarını paylaştıklarında duyduğu bir deyimdi. Genç kadının baba evinde yorganlar nevresim içine konuyordu. Uzun zamandır nevresim kullanıyorlardı ve hiç yorgan kaplama görmemişti Ayşe.

  Erkekler evden çıktıktan sonra kayınvalidesi kahvaltı masasını acele ile topladı. Bir yandan da çok işimiz var bugün diye konuşuyordu kendi kendine.

 Ayşe’ye elektrik süpürgesini getirmesini söyleyen yaşlı kadın bir yandan da salondaki orta sehpaları kenarlara toplamaya başlamıştı. Sehpalar toplanınca Ayse’ye ortadaki büyük halıyı elektrik süpürgesi geçmek işi kalmıştı. Genç kadın halıyı süpürürken bir yandan da baba evini ve ailesini ne kadar özlediğini düşünüyordu. Annesi ona hiç iş yaptırmazdı. O sadece okula gider ve ders çalışırdı. Bir keresinde eve devamlı gelen temizleyici kadın niye bu kızlara iş yaptırmıyorsun hanımın diye söyleyince Annesi onların görevi ders çalışmak ve okumak, sen işine bak diye kadını terslemişti.  Evet Ayşe’nin ve üç yaş küçük kardeşinin görevi okumaktı. Okudum da ne oldu diye düşündü. Üniversiteyi bitiren genç kadın uzun süre iş aramış ve bulamamıştı. Bulduğu ufak tefek işler ya öğrenimi ile ilgili değildi veya çok düşük ücret veriyorlardı. Bütün bunlara rağmen iş aramaktan vazgeçmemişti Ayşe. Her gün kayınpederinin aldığı gazetenin iş ilanlarını dikkatle inceliyor ve belki bir iş bulurum umudu ile yaşıyordu. Eşi de Üniversite üzeri eğitim yaptığı için çalışmıyordu. Bu yaşta ana baba eline bakmak, onlardan aldığın kısıtlı harçlıkla yaşamak ne zor diye düşündü. Keşke Batı ülkelerindeki gibi iş bulmak ve yaptığı işin tam karşılığını almak mümkün olsaydı. O zaman küçücük bir ev tutarlar ve sevdiceği ile baş başa yaşarlardı.

 Halıyı süpürme işi bittikten sonra yaşlı kadın büyük bir örtü getirdi ve bunu halının üstüne yayması için genç kadına verdi. Ayşe bütün bunları neden yaptıklarını hala anlayabilmiş değildi. Örtü halının üstüne yayıldıktan sonra sıra büyük çarşafın örtünün üstüne yayılmasına gelmişti. İşin en zor yanı bu diye içinden söylendi Ayşe.  Zira iki kumaşı üst üste yaymak zorluyordu insanı. Bir taraftan yayıyorsun, öbür tarafı çekiliyor, öbür taraftan düzeltiyorsun, bu tarafı bozuluyordu. Uzun uğraşlar sonucu bu yayma işi de bitince kayınvalide dolabın üstündeki yorganı almak için Ayşeyi çağırdı. Havalar soğuduğu için o güne kadar hurç içinde dolap üstüne kaldırılmış olan yorganın indirilme zamanı gelmişti. Ayşe bir sandalyeye çıkıp dolabın üstündeki hurcu aldı ve yatağın üstüne koydu. İçinde üç tane yorgan olan denkten bir tanesini alıp dışarı çıkarmaya yeltendiğinde kayınvalidesi su yeşili sıre saten yorganı çıkart dedi. Bu yorgan en alttaydı. Herhalde bu kadıncağız sabrımı deniyor en zor tarafından iş buyuruyor diye düşünen genç kadın büyük çaba ile istenen yorganı çıkarttı. Sıra bu yorganın çarşaf üzerine yayılmasına gelmişti. Bu yayılma iş biraz önceki yayma olayından daha da zordu. Altta örtü, ortada çarşaf en üstte yorgan üçlüsünü düzgün sermek çok zaman alacaktı.

 Bu uzun uğraş bittiğinde yaşlı kadın çok yorulduğunu söyleyip bir kahve pişirmesini istedi gelininden. Kahveyi pişirirken gözü mutfağın taşlarına gitti Ayşe’nin. Bu sararmış eski taşlar ona baba evindeki parlak mermerleri hatırlattı. Bir zamanlar ne kadar lüks bir evde yaşardım ben bu bir odasında soba yanan, soğuk ve eski evde yaşamaya layık mıyım diye düşünürken gece eşi ile sarmaş dolaş yatmaları geldi aklına birden içi sevgi ile doldu. Olsun genç adam onu öyle ısıtıyordu ki soğuğu hissetmiyordu hem kalbi hem de bedeni.

 Kahve faslı bittikten sonra odadan çıkan kayınvalide bir kuka iplik ve bir makasla geri geldi. Bunları eşit boyutlarda keseceğiz diye gelinine uzattı. İplikler istenen ölçülerde kesilirken Ayşe biz niye bu yorganı çarşafla kaplıyoruz, nevresim kullansanız daha pratik değil mi diye sordu. Kayınvalide ben bu yorganların desenini büyük emeklerle seçtim yorgancıda. Eğer nevresime koyarsam nasıl göreceğim bu harika rengi ve deseni. Ayrıca nevresim içinde yorgan toplanıyor ve rahatsız oluyoruz baban ve ben. diye susturdu genç kadını.

 Sıra yorganın köşelerini çarşafla kaplama işine gelmişti. Daha dikmeye başlamadık, hakikaten uzun işmiş bu olay diye düşünen Ayşe yere oturup yorganın dört köşesini çarşafla kaplama işini bitirdiğinde kayınvalidesi öğle olduğunu, yemek zamanı geldiğini hatırlattı. Bir gün önceden  pişirdikleri dolma tenceresini ocağın üstüne koyup masayı hazırlamaya başladı genç kadın. Buzdolabından zeytinyağlı fasulye kabını çıkartıp, ekmek de kesince yaşlı kadını masaya çağırdı. Telaşla yemeklerini yiyip tekrar yorganın başına dönmekti amaçları. Bu yorganın bugün bitmesi gerekti. Sanki yeniden yorgan dikiyoruz, Allah bilir yorgancı bu yorganı daha kısa sürede dikmiştir diye düşünen genç kadın birden gülmeye başladı. Kayınvalide gelinin kendi kendine gülüşüne bir anlam verememiş, soran gözlerle bakıyordu genç kadın yüzüne. Biran önce hamile kalsa da bir torun verse kucağıma, ben onunla eğlenirken o da evi çekip çevirir diye düşündü. Bütün eşi dostu, komşusu gelin aldın sen artık hiç ev işi yapmazsın diyordu ama bu beceriksiz kızın ev işinden anladığı yoktu. Sadece okumuş, hiçbir şey öğretmemiş anası ev işi olarak, oysaki komşunun kızı Seda’yı alsaydık ne güzel akşam sanata da gitti, elinden dikiş dahil her iş geliyor diye düşündü. Neymiş Üniversite bitirmiş, Uluslararası ilişkiler okumuş, dil biliyormuş. Bana güzel olsun dili yeter diye söylendi içinden.

 Yemekten sonra gene yorganın başına geçen ikili artık dikmeye başlamıştı. Önceden eşit boylarda kesilen iplikler yorgan iğnesine geçiriliyor ve katlanan çarşaf yorgana dikiliyordu. Bu arada kayınvalide küçük boyutlarda dikmesi için sürekli uyarıyordu genç kadını. Ne o öyle bakla gibi kocaman dikişler. Sanki bunlar hiç sökülmeyecek, nasılsa bir hafta sonra çarşaf kirlenecek ve değiştirmek için tekrar sökülecek diye düşünen genç kadın bu seramoninin yakın zamanda tekrar yaşanacağını düşünerek ürperdi birden.

 Önce köşeleri, daha sonra kenarları dikilen yorganın son kenarına sıra gelince duvarda asılı saate baktı Ayşe. Neredeyse akşamüzeri olmuştu. Tam her şey bitti artık diye düşündüğünde kayınvalidesi kapıda elinde işlemeli bir örtü ile belirdi. Bu neydi acaba. Kızın soran gözlerine Yorgan ağzı diye cevap verdi yaşlı kadın. Yorganın baş kısmına bunu dikeceğiz ki gece ağzımız yorgana değer, bu harika sateni kirletiriz. Hem bu olmazsa yorganın başını, dibini nasıl anlayacağız yatak düzeltirken.

 Gece ağzımızdan kirli neler akıyor acaba diye düşünen Ayşe gene gülmeye başladı. Kayınvalide bu gülmeyi mutluluk belirtisi olarak düşünüp aldı aslan gibi oğlumu güler tabi diye içinden konuştu.

 Yorgan ağzı da aynı şekilde dikilince hava kararmaya başlamıştı. Kayınvalide artık toplayalım baban gelecek, akşam yemeği için pilav yapacağız ek. Yemek hazır olmazsa çok kızar adam diye korkuttu genç kadını.

 Aynı sıra ile önce yorgan, sonra örtü toplanıp sehbalar ortaya çekildiğinde kapı çaldı. Gelen kayınpeder ile genç delikanlıydı.  Apartımanın kapısında karşılaşmışlardı. Eyvah dedi kayınvalide pilavı pişirmedik daha. Kapıdan içeri giren baba oğula bugün çok yoruldum, bütün gün çalıştım, pilav bile yapamadım diye yakınan kayınvalideye bakan Ayşe, kadının tüm gün oturup sadece emir verdiğini, kendisinin çalıştığını söyleyemedi bile.

 Hakikaten bugün çok yorulmuşlardı

NAHİDE ÇELEBİ, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel ders alınması gereken bir öykü kutlarım canım sevgilerimle öptüm sizi.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 20.11.2018 11:47
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim Sevgili Dostum. Size de sağlık ve huzur dolu günler dilerim. Sevgilerimle  23.11.2018 10:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster