Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
167
 

Bugün günlerden Uludere...

Bugün günlerden Uludere...
 

28 Aralık 2011'de Uludere'de yanlış istihbarat sonucu 34 yurttaş öldü.


Uludere’de 34 yurttaşın öldürüldüğü facianın üzerinden bir yıl geçti. Çoğu okul çağındaki gençler üç kuruş kazanabilmek için her zaman yaptıkları gibi kaçağa gitmişlerdi. 28 Aralık 2011’de rutinin dışında gelişmeler oldu. Terörle mücadelede “yeni konsept” facia yaşanmasına neden oldu.

 

 Facianın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yürütülen soruşturmalar, meclis araştırması henüz sonuçlanmadı. İlgili komisyonun 5 aydır toplanamadığını açıkladı muhalefet milletvekilleri.

 

Adaletin/siyasetin terazisi Dersim’de yaşanları ölçüp biçerken; o dönem ülkeyi yönetenleri hedef tahtasına oturturken bir yıl önce yaşanan olayın nedenlerini, sorumlularını nedense ortaya çıkaramadı.

 

İsterseniz Uludere faciasının yaşandığı sürece ilişkin yazılarımdan derlediklerimle hafıza tazeleyelim;

 

AKP’nin terörle mücadele stratejisinin değiştiğine dair haberler kamuoyunda sıkça gündeme geliyordu. Basında son üç ayda 270’i aşkın terör örgütü mensubunun öldürüldüğüne dair haberler yer alıyordu. Bir televizyonun sorularını yanıtlayan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel 1990’lı yıllarda Polis ve askerin ortak hareket ederek başarılı olduğunu dile getiriyordu. “Bir müddetten beri ara verilen birlikte kırsalda görev yapma işlemlerine tekrar başlanmıştır ve bu şekilde devam edecektir.”demişti.

 

“Temmuz ayında (2011) Diyarbakır’da 13 askerin şehit edilmesinden sonra açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Trabzon’da, “Bundan sonra teröre karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejisi değişecektir. Terör yanılıyor, bu büyük millet üç kıtada hakimiyet kurmuş bu büyük millet sabırlıdır. Üç tane çapulcuya da pabuç bırakmaz. Biz çok şehit verdik. Kafkaslar’da, Balkanlar’da, Trablus’ta çok şehit verdi bu millet.” ifadelerini kullanmıştı.

 

Terör ile mücadelede istihbarat sürecinden müdahale edinceye kadar uzunca bir sürenin geçtiğine dair eleştirilerden sonra prosedür değiştirilmiş, hızlı ve etkin müdahale için gerekli düzenlemeler yapılmıştı...

 

Son aylarda kamuoyuna yansıyan ve terör ile mücadelede gelinen aşama başarı olarak sunulurken gerekçesinde özellikle hızlı karar alma süreci öne çıkarılıyordu. “Terörle mücadelede diğer kritik adım da operasyon yetkilerinin tek elde ve sivillere devredilmesi oldu. Polis ve jandarmanın sorumluluk sahasına giren alanlarda yetki il valiliklerine verildi. Polis, asker ve MİT'in operasyonu, İHA'ların yönlendirilmesi de dahil tüm yetki tek elde toplandı. Polis, jandarma ve MİT bilgi ağı oluşturuldu. İstihbari bilgiler anında valiliklere bildirildi. İçişleri Bakanlığı da valiliklere gönderdiği genelgeyle 'teröristlerle sıcak temas sağlanmadan önce mutlaka iknayla teslim olmaları için çaba harcanması' uyarısında bulundu. PKK'lıları ikna için asker, polis ve istihbaratçılarla karma psikolojik harekât merkezi de kurulmuştu..””

 

Bu süreçte yazdığım yazılar nedeniyle şahsıma yapılan saldırılara da yanıt vermiştim.

“Aklımın ve vicdanımın sesini yazıya dökerken, “Kökü kazınacak Kemalist, Laik vb.,fikri olmayan, solcu, sosyal demokrat, Kemalist cephe, klan,ulusalcı…” diyen saldırılara karşı gülüp geçerken; “HESAPGÜNÜ yakındır!” diye rumuzun arkasına saklanan korkak şahsiyetin(!) tehdidini de ciddiye alacak değilim.”

 

“Toplumda var olan haksızlıklar karşısında susan fakat ortak/kabul, resmi değerler(!) söz konusu olduğunda her türlü istismarı yaparak vahşet uygulamaya hazır, kullanılmaya amade zavallılığı tarih her zaman mahkum ediyor; Maraş, Çorum, Sivas, 6/7 Eylül/1 Mayıs ’77...

 

Günlerdir her yönüyle Uludere tartışılıyor. Neredeyse söylenmedik söz kalmadı. Ama hala insanları 40/50/70 liraya kaçağa mahkum eden ekonomik düzen hiç sorgulanmadı.

 

Yoksulluk Türk/Kürt diye ayırıyor mu insanları.

 

Hani dünyanın ilk 17. ekonomisiydik?

 

Katır sırtına yüklenmiş kaçakçı ölüleri fotoğrafları ile girdik yeni yıla.

 

Vicdanı olanlar kanadı, acıdı, ağladı.

 

Türk/Kürt, siyaset istismar etti.

 

Ve bir arada yaşama umudu biraz daha flu bir fotoğraf olup çöktü yüreklerimize.

 

Ölümün sıradanlaştığı topraklarda vicdanların şiddetin vesayetinde esir düştüğünü görerek; yandaş basının aksine, daha kara bir tablonun çizildiğinin ayırımında olmanın ağırlığı çöküyor yüreğime.

 

 2012’de akla ve vicdana daha çok ihtiyacımız olacak, kandan beslenen körlüğü bu topraklarda aşmanın başkaca yolu da yok. Vicdanı kanayan için zor, mutlu yıllar!”

 

O günlerden bugüne değişen yok. Çaresiz tekrar ile bitireyim bu yazıyı. 2013’te akla ve vicdana daha çok ihtiyacımız olacak, kandan beslenen körlüğü bu topraklarda aşmanın başkaca yolu da yok.

 

Bugün günlerden Uludere; vicdanı kanayan için zor, umutlu yıllar!

 İlgilenenler için:

F16 ile kürtaj yapmak, 'milli irade' nin kürtajı üzerine...

Şiir:

Otopsi raporu;16 Savaş, 18 Masum...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Valilerin secimle gelmesi v.d.masum istekler sorunlarin haledilmesini saglar.Kûrt sehirlerindeki halk Mitingleri,herkes tarafindan tartisilan,sempati gôren bir hak arama Hareketi olarak gôrûlmeye baslandi.Herkese hayirli olsun.Valilerin secimle gelmesi yerel Yônetimleri saglar.Bunun engelleri nelerdir:Halkin cahillikle suclanmasi,bazi kesimlerin haksiz kazanclarinin tehdit edilmesi gerekce yapilarak Demokratik bir ortam tehlike olarak anlatilir. Kûrt Demokkratik mûcadelesi,basta Kûrtler olmak ûzere tûm Dûnyada artik tar

Ayhan Sutcü 
 30.12.2012 11:42
 

Uludere olayı çok açık ortadabir olay. Lakin yanlışları söylemek yürek ister. Yürek ise mert adamda olur. Gelelim konuya.Uludere'de kaymakam var. Ne iş yapar. Bu insanlar elini kolunu sallayıp sınırı geçerken devlet nerede. Devlet bunun cevabını verebiliyor mu. Cevap çok nettir ve "Hayır" dır. Giderken göremeyen devlet dönerken mi görmüş. Geçenlerde bizim tarladaki kargalara bunu anlattım. Kahkaha atarken az daha çatlayacaklardı. "Allah iyiliğini versin, bizi güldürdün dediler".Bu ayıp yetmiyormuş gibi birde ölen insanlara fiyat biçildi. Kim olursa olsun insana bedel bir devlet olabilir mi.Yönetimde olanlar acaba kendilerine bedel biçerler mi. Veya belirledikleri fiyata hayatlarını verirler mi. Nereden bakarsak bakalım utanç verici ve insanlık dışı bir durum. Bu olay Japonya'da olsa idi "harakiri"sayısı o denli çok olurdu ki bizde ne olduğu ise ortada. Anlayamadığım şu "inandığını söyleyen bu insanlar bu dünyada bunun hesabını vicdanlarda veremezken Mahşerde nasıl vercekler.Saygılar..

hssensoz 
 28.12.2012 20:53
Cevap :
Uludereliler hala kaçağa gittiklerini söylüyorlar, zeaten devlette o insanların kaçakçılık yaptıklarını biliyordu. İçlerinde üst düzey PKK'lılar olduğu istihbaratını teyit etmeden "yeni konsept gereği(yazımda söz ediyorum)" yapılan hava operasyonu faciaya neden oldu. Devlet her türlü faaliyetini/operasyonunu hukuk içinde kalarak yapmak zorundadır.İllegalite içinde faaliyet gösterenlerden devletin farkı hukuka uymasıyla ortaya çıkar... Bu olay çok boyutludur, uluslar arası aktörlerin at koşturduğu, çıkarların çatıştığı, ittifakların sürekli değiştiği orta doğu coğrafyasında doğru politikalar/stratejiler üretmek için "devlet adamlığı" misyonuna sahip olmak gerekir.Dün/bugün/yarın ülkenin kroniklerşmiş sorunlarına çözüm üretecek birikimde olanların etkin olmadığı/yakın gelecektede olamayacağı fotoğrafı ortadayken geleceğe umut ile bakabilmek olası değil. Önümüzde 'başkanlık sistemi' yerel ve genel seçimler var ve ortalama eğitim düzeyi ilkokul seviyesinde...   29.12.2012 15:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 823
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster