Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
443
 

Bugün kime giydirsem?

Bugün kime giydirsem?
 

Tırsak/ Resim internetten alıntı


Biliyorum ülkem, coğrafi açıdan da büyük bir ülke; yine de ancak yetiyor.

Venedik şehrini İstanbul’a taşımayı düşünenler varmış.

Reklam yapıyorlar. Bildiğimiz konut reklamlarından; hani şu modern güvenli havuzlu yapay yerleşim alanlarına bir yenisi eklenecekmiş.

Sevinemedim.

İstanbul’a bu gidişle yer kalmayacak; alıp başını çekip gidecek.

 Üzerine, üzerine geliyorlar.

Ankara’ya da daral geldi.

Fransa; tasını tarağını Sarkozy’li parlamentosunu topladığı gibi gelmiş;  Ankara’nın üzerine çöreklenmiş.

Fizik kanunu: İki nesne aynı yeri kaplayamaz der.

Fizikçiler yanılmış olamazlar mı?

Fransa bizim gündemin yerine göz dikmiş.

“Sizin gündeminiz ben olacağım” diye tutturmuş.

Acaba olmuş mu? Olabilir mi?

Bizim gündem çıkısını değneğine asmış; ince uzun yollara vurmuş kendini;  Paris’e doğru ilerlediğini görenler varmış.

Rivayetlere bakılırsa; Fransa Türkiye’ye taşınınca, bizim mağdur olan gündem de sorunlarını; bomboş kalan Fransız parlamentosuna taşımayı hedeflemiş; diyenler var.  

Değerli siyasilerimiz; aydınlarımız; aydın görünenlerimiz birbirlerini didikleye dursunlar.

Dışardan bakılınca iştah kabartan bu cebelleşme: Umutlandırıyor.

 Kimleri?

Sarkozy gibi cevizini yitirenleri.

(Koz= Ceviz)

Tacı tahtı asası sallanan; kozlarını kaybeden birini; anlamak onunla empati kurmak ve sonra kendi haline bırakmak:  en akıllıcası çünkü gündemimiz bu gidişle yaya kalacak.

Gemi batarken yakınındakilerini de dibe çekermiş.

Sürüncemede kalan onlarca iş var. Gündemimize; üvey evlat muamelesi yapmak doğru olur mu?

Çağıralım; gelsin – Gündem: İçini dökerken can kulağıyla dinleyelim. Şu asil şövalyeyi de ülkesine geri gönderelim.

Koltuk meselesini halletsin; şöyle bir rahatlasın.

Daha sonra tarihe büyük katkıları olacaktır.

Napolyon da kendi kendini taçlandırmıştı.

Ailesinin asaleti onunla başlamıştı.

 Asıl zade ne istiyor?

 Muhtemelen; küsleri kırgınları barıştırmak…

Barış güvercinleri listesine dâhil olmak için de kanat çırpıyor.

Sesini duyar gibiyim “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim”

Küskünler kırgınlar: Neredeler?

Bir arada yaşıyorlar.  Les  Sarkozyler  rahat verseler; zamanla  düğümler çözülecek. 

Dedelerden kalma yüklü; ağır mirası paylaşacaklardır.

Anlatacaklar; dinleyecekler. Bilmediklerini öğrenecekler.

İnsanoğluna da bu yakışır.

Duruma göre; büründüğü her esvap boyuna posuna uymayabilir.

“Bana her şey yakışır” Bir televizyon programıdır.

Birileri Sarkozylere durumu anlatmalıdır.

23 Aralık 2011 Cuma

Alev Meisel/İzmir

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Bizim İsviçrede Ermenilerle sarmaş dolaş olduğumuzu bilen Sarkozy tepkimize bayağı şaşırdı anlaşılan. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 23.12.2011 17:58
Cevap :
Merhaba Sayın İzmirli; bizler bu işin üstesinden geleceğiz. Kinci bir millet değiliz. Duyarsız sayılmayız. Her şey düzelecek; kışkırtmak yakışık almayan bir davranış; şimdiye kadar bunun hayrını gören olmamış. Sarkozyler bugün varlar yarın yoklar. Barış içinde yaşamak hepimizin dileği öyle değil mi? Katkınız çok mutlu etti sağolunuz. Teşekkürler. Selamlar saygılar.  24.12.2011 1:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster