Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
294
 

Bugünlere nasıl gelindi dersiniz?

Bugünlere nasıl gelindi dersiniz?
 

Bin dokuzyüz seksen yılından sonra kaderci ve gelenekçi toplumdan beklenebilecek en doğru seçenek ancak oluşmuş olan muhafazakar çoğunluk olabilirdi.

Cumhuriyet ile birlikte kendini yenileyen ve çağdaş demokratik çizgisini oluşturmaya başlayan ülke dış dinamikler (emperyal güçler) tarafından önce ideolojik terör ortamı yaratır, daha sonra altıbin insan sırf görüş ayrılığı nedeniyle birbirini öldürür, ardından askeri mudahele ile birlikte serbest piyasa ekonomisine geçer.

Toplum henüz Katma Değer Vergisi (KDV) ile yeni tanıştığı dönemlerde kıyametler kopuyordu. Uyum yasalarına adapte olma süreci çok sancılı geçmesine rağmen dönemin yöneticileri tarafından kemer sıkma politikaları dendi orta direk dendi enflasyon-stok dendi borsa faiz döviz dendi derken toplumun değer yargıları değişmeye başladı.

Ekonomik krizler yaratıldı yapar sebeplerden dolayı. Kazananlar daha da kazansın diye. Amaç sözümona ülkeyi kalkındırmak.

Kalkınmadı da değil.

Doğruya doğru.

Zira zengini daha çok zengin etmeden kalkınmanın olamayacağı bir gerçektir. Ta 82 yılından başlayan devlet arazileri talanlarından ihale yolsuzluklarına kadar sistem kendi içinde kapı aralamış ve bugün neredeyse otuz yıl önce hayal bile edilemeyen konut sorunu halledilir duruma gelmiştir.

Otuz yılda altyapı çalışmalarında da yolsuzluklara rağmen başarılara imza atılmıştır. İstanbul'da plazalar ve gökdelenlerin yükseldiğini görüyoruz.

Kapitalizmin iyi veya kötü olduğu tartışmasını başka zamana bırakalım.

Biz ülkenin bu değişimine gelişimine hiçbir zaman karşı olmadık. Bu değişim ve gelişim sürecinde sadece insana dair güzel şeylerin beklentisinde olduk.

İnsan odaklı gelişim ve değişim olsun istedik istiyoruz hepsi bu.!

Bir simitin 1.40 krş olduğu ülkede 2 çocuklu yani 4 kişilik bir ailede her gün sabah öğle akşam sadece simit yiyerek bir ayını geçirmiş olduğu varsaydığımızda almış olduğu asgari ücreti geçmesin istiyoruz hepsi bu!

Gelelim şimdi toplumun neden bukadar muhafazakarlaştığı konusuna..

Emperyal güçler öylesine senaryo üretip uygulamaya koymuşlarki ülke üzerine adeta satranç misali şahları kaleleri vezir ve piyonları yerli yerine oturtmuşlar.

Satranç oyunundan tek farklılığı oyunun yani senaryonun sonunun belli olması.

Emperyal güç bu senaryo ile nereye varacağını biliyor.

Varmak istediği nokta Türkiye üzerinden Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) gerçekleştirmek.

Dönelim ülke üzerinde uygulamaya koymuş olduğu metoduna.

Metod şu;

12 Eylül'den sonra geçilen Serbest Piyasa Ekonomisi modeline zarar gelmemesi için öncelikle o dönemin sağ ve sol örgüt elemenların beyin takımı dediğimiz yöneticilerin düşüncelerinden arındırılmaları için Emperyal güç desteği ile ayrı ayrı sektörlerde kapital getirisi yüksek olan noktalara kanalize edilmiştir.

Sol örgüt elemanları daha çok özel sektörlere kaydırılırken Sağ gürühü devlet kademelerine kaydırılmıştır.

Sol özel sektörlerde kendini kapitallerin içinde bulurken Sağ gürühün devlet ihaleleri ve benzer yolsuzluklarla kapitallerin içinde kendilerini bulmuşlardır.

Her iki kanat ideolojik anlamda pasivize olduğunda meydan bana pardon önce Özallı yıllara daha sonra Demirelli İnönülü Çillerli Mesutlu yıllara bırakmıştır.

Daha sonra da bugünlere gelinmiştir..

Neden muhafazakarlaştığımızı biraz olsun anlatabilmiş miyim acaba?  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2301
Toplam yorum
: 1108
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 446
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

25.05.1960 doğumlu. Üniversite terk. Müzik, seyahat ve tiyatro sever. Antalya Devlet Tiyatrosu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster